Her yıl artmakla beraber, 450 den fazla yabancı öğrenci UIST'de eğitim alıyor.Plus de 450 étudiants locaux et étrangers font leurs études à l'UIST.
Aynı şekilde birçok yabancı firmanın temsilcileri de burada bulunur.On trouve aussi plusieurs groupes d'étrangers.
Aynı zamanda birçok çeşitli yabancı etki benimsemiştir.Il a influencé aussi un certain nombre de linguistes étrangers.
Bölgenin kendine özgü doğası ve kültürel yapısı, çok sayıda yerli ve yabancı turisti çekmektedir.La biodiversité, très riche et singulière de cette région attire beaucoup de touristes étrangers.
İngilizce 2. yabancı dil olarak öğretilmektedir.L'anglais est enseigné comme langue étrangère dans le secondaire.
Yabancı ülkelere dostluk ziyaretlerinde bulundu.Ils obtiennent un suivi médical après la visite de diplomates étrangers.
1929 yılından sonra neredeyse 50 yıl yabancı sermayeli banka kurulmamıştır.Aucun autre auteur allemand né après 1950 n'a atteint autant de ventes.
Tokyo'ya geldiğinde etrafa çok yabancı kalır.À son retour au Japon, il a une brève période figurative.
Yaban kanaryası (Serinus canaria) ile çok yakın akrabadır.Le Canari est la forme domestiquée du Serin des Canaries (Serinus canaria).
Hükümet yabancıların ülkeye girişini sınırlandırmıştır.Les journalistes étrangers sont interdits d'entrée dans le pays.
Zamanla artan yabancı karşıtlığı, 1900'da Boxer Ayaklanması'na önayak olmuştur.Ces événements augmentent le sentiment anti-étranger en Chine qui aboutit à la révolte des Boxers de 1900.
Yabancı üzerine bir değerlendirmeMéxico. voir étrangère
Kurosava, ilk yabancı yapımlı projesinin hikâyesi için Life dergisinin bir makalesinden yola çıktı.Pour son premier projet étranger, Kurosawa s'inspire d'un article du magazine Life.
JVC, 2. Dünya Savaşı sırasında yabancı ortakları ile ilişkilerini kopardı.JVC coupa ses liens avec RCA au début de la Seconde Guerre mondiale.
Tanrı göğü ve yeri yarattığında,Yeryüzünde yabanıl bir fidan, bir ot bile bitmemişti.Il voulait une place, mais le ciel collé à la terre ne lui en laissait aucune.
Dört yabancı dil bilmektedir.Il parle 6 langues étrangères.
Yabancı sermaye kaynakları da artmıştır.Les marchés étrangers ont aussi vu une hausse.
Herkes bu yüzünü gizleyen genç hanımın bir yabancı olmadığını hissederler.Certains affirment avoir vu le visage déformé de cet être qui ne semblerait pas être humain.
Yabancı Diller Yayınevi (Pekin): Çin'de 1949 yılında kurulan yayınevi.Pyongyang: Foreign Languages Publishing House 1989.
Başlangıçta, bütün yabancı varış yerli postalar Şanghay içinden gidiyordu.Quand l'Étranger arriva à Channelwood, tous les aborigènes étaient partis.
Nasyonal sosyalistler, yabancı ırklardan ayrılan saf kan topluma bir onur bahşetmişlerdi.Les frères Saint relevèrent le défi de la concurrence étrangère.
Ben burada bir yabancıyım.Soy un extraño aquí.
Bu insanlar, bütün yabancılardan nefret ederler.Esta gente odia a todos los extranjeros.
O bir yabancı ile evli.Ella está casada con un extranjero.
Binaya bir yabancı girdi.Un extraño entró en el edificio.
Üzgünüm, burada bir yabancıyım.Lo siento, soy extranjero aquí.
Yabancı bir dil öğrenmek kolay değildir.No es fácil aprender una lengua extranjera.
Bu benim ilk yabancı ülke ziyaretimdi.Ésta fue mi primera visita a un país en el extranjero.
Tom iki yabancı dil konuşur.Tom habla dos lenguas extranjeras.
Yuko bir yabancı ile asla konuşmadı.Yuko nunca ha hablado con un extranjero.
Bu benim yabancılar arasındaki ilk gecemdi.Fue mi primera noche entre extranjeros.
Yabancı mısın? Nerelisiniz?¿Eres extranjero? ¿De dónde eres?
Bir yabancı benimle konuştu.Un extranjero habló conmigo.
Bir yabancıya asla güvenme.Nunca confíes en un extranjero.
Bir yabancının eve girdiğini gördük.Vimos a un extraño entrar en la casa.
Yabancı bir dilde ustalaşmak uzun süre çalışmayı gerektirir.Dominar un idioma extranjero requiere mucho trabajo duro.
Köpek bir yabancıya havlar.El perro le ladra a un extraño.
Yabancılarla asla konuşma.Nunca hables con extraños.
Hangi yabancı dili öğreniyorsun?¿Qué lengua extranjera estás aprendiendo?
Ben bir yabancıyım.Soy un extranjero.
Yabancı bir ülkeyi ziyaret etmek pahalı olmalı.Visitar un país extranjero debe de ser caro.
Bir yabancı bana doğru geldi ve bana saati sordu.Un extranjero vino directamente hasta mí y me preguntó la hora.
Yabancı dilleri severim.Me gustan las lenguas extranjeras.
Biz yabancı değiliz.No somos extranjeros.
Birçok yabancı Japonya'ya Japonca öğrenmek için gelir.Muchos extranjeros vienen a Japón a aprender japonés.
Yabancı bir dil öğrenirken, hata yapmaktan korkmamalısın.No deberías tener miedo a cometer errores cuando aprendes una lengua extranjera.
Daha önce bir yabancı ile hiç konuşmamıştım.Nunca antes me había hablado un extranjero.
Tom yabancılarla konuşmayı sevmez.A Tom no le gusta hablar con extraños.
Dinle, yabancı. Savaş teklif ettiğimiz tek takas.Escucha, forastero. La guerra es el único intercambio que ofrecemos.
Yabancı dil de çalışıyor musun?¿Tú también estás aprendiendo una lengua extranjera?
Hangi yabancı dilleri öğrendin?¿Qué lenguas extranjeras has aprendido?
Çocuklar yabancı diller öğrenmek zorundalar.Los niños tienen que aprender lenguas extranjeras.
Pazar yabancı mallarla dolup taşıyordu.El mercado estaba lleno a rebosar de bienes extranjeros.
Konuşabildiğim tek yabancı dil Fransızca.La única lengua extranjera que hablo es el francés.
İki yabancı dil öğreniyorum.Estoy aprendiendo dos lenguas extranjeras.
İzlediğin ilk yabancı dizi hangisiydi?¿Cuál fue la primera serie extranjera que viste?
Yabancı dilleri öğrenmek eğlenceli.Aprender lenguas extranjeras es divertido.
Tom yabancılarla konuşmayı sever ama ben sevmem.A Tom le gusta hablar con extranjeros, pero a mí no.
1902-03 yıllarında, Herzl, İngiliz Kraliyet Komisyonu’na yabancı göçü üzerine kanıt sunmak için çağrıldı.En 1902-03 Herzl fue invitado a testificar ante la Real Comisión Británica sobre la inmigración extranjera.
Modern İzlandacada skrælingi, barbar veya yabancı anlamına gelmektedir.En islandés moderno, skrælingi significa «bárbaro» o extranjero.