Saldırılarda ölenler arasında Lübnan'da bulunan yabancılar da bulunuyordu.Sie erinnern an die seitdem in anderen Konflikten getöteten Angehörigen der Streitkräfte aus Lancaster.
Yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilmektedir.Es wird auch von weißen und ausländischen Besuchern aufgesucht.
Biyoherbisit yabani otlar için biyolojik temelli bir denetim aracıdır.Wildbiologische Untersuchungen liegen beispielsweise für die Wildkatze vor.
Afrika yaban eşeğinin evcil eşeğin (Equus asinus) yabani atası olduğu düşünülmektedir.Der Afrikanischen (Wild-) Esel (Equus asinus syn.
Yabancı yatırımlar desteklendi.Das restliche Kapital wurde fremdfinanziert.
Yabancı meslektaşları onun bilgisini öven konuşmalar yaptılar.Gespräche mit Fachkollegen ernüchtern ihn bald.
Bu ürünlerin çoğu yabancı ülkelere sadır oluyor.Diese drei Branchen sind mehrheitlich in ausländischen Händen.
Bunun yanı sıra ikinci yabancı dil öğrenimi de zorunludur.Während des Studiums muss außerdem eine weitere Fremdsprache erlernt werden.
Wehrmacht Yabancı Gönüllüleri 1941-45.Verbrechen der Wehrmacht 1941–1945.
Gece Nöbetçileri'nin yeni Lord Kumandanı olan Jon Snow, Yabanıllar ile birlikte anlaşma yapar.Jon Schnee, nun Lord Kommandant der Nachtwache, ist von allen Seiten Bedrohungen und Gefahren ausgesetzt.
Le Monde'un Yüzyılın 100 Kitabı listesi Vikisöz'de Yabancı (Albert Camus romanı) ile ilgili sözler mevcuttur.Die 100 Bücher des Jahrhunderts von Le Monde englisch Lolita.
Diğer av hayvanları ise çoğunlukla geyik türleri ve yaban domuzudur.Weitere Tierarten sind Wildschweine und Rehe.
Yabancı öğrenci oranı %15.5'dir.Der Ausländeranteil liegt bei 15,6 Prozent.
Birçok yabancı, Japonlar tarafından arkadaş edinilmişti.Einige hundert Alliierte wurden von den Japanern gefangen genommen.
Filma-Cass kurulduğu yıldan itibaren yerli ve yabancı marketler için 2300'den fazla reklam filmi yapmıştır.AB „Šilutės baldai“ produziert über 300 verschiedene Produkte für den einheimischen sowie Auslandsmarkt.
Yine de en çok görülen motifler insan değil, yabani hayvan motifleridir.Wilde Männer sind menschliche, keine tierischen Wesen.
Ondan geriye sadece Prezewalski yaban atı kalmıştır.In Lankwitz hielten seitdem nur noch die Vorortzüge.
Halen çok sayıda yabancı yayınevinden teklif almaktadır .Wichtige ausländische Zeitungen sind erhältlich.
Yabanî mandalar genelde insanlardan uzak durur ve insanlardan kaçarlar.Normalerweise flieht die Schlange stets vor Menschen.
Böylece insan kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşır.Alles ist im Einklang mit sich selbst, seiner Umgebung, der Natur.
Yabancı bir his bana istila ediyor.Une sensation étrange m'envahissait.
Bu benim yabancılar arasındaki ilk gecemdi.C'était ma première nuit parmi des étrangers.
Yabancı öğrenciler bu klübe girebilirler mi?Est-ce que les étudiants étrangers peuvent entrer dans ce club ?
Japonya yabancı ülkelere çokça araba ihraç ediyor.Le Japon exporte beaucoup de voitures à l'étranger.
Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.Un étranger m'a tapé sur l'épaule par derrière. Il a dû me prendre pour quelqu'un d'autre.
Bir yabancı, sadece sizin henüz tanışmadığınız bir arkadaştır.Un étranger est un ami que vous n'avez simplement pas encore rencontré.
Neden bilmiyorum ama ilk buluşmadan beri onun bir yabancı olmadığını hissediyorum.Je ne sais pas pourquoi, mais dès la première rencontre, je n'ai pas ressenti qu'il était un étranger.
Bir yabancı için Japonca öğrenmek kolay değildir.Pour un étranger, ce n'est pas simple d'apprendre le japonais.
Arkadaşlarımdan biri yabancı ülkeden.Un de mes amis vient de l'étranger.
O iki yabancı dil konuşuyor.Il parle deux langues étrangères.
Fazla sayıda yabancı dil konuşmak yararlıdır.Il est utile de parler plusieurs langues étrangères.
Yabancıların çoğu kovulmalıdır.Beaucoup d'étrangers doivent être expulsés.
Bazı insanlar yabancılara karşı düşmandır.Certaines personnes sont hostile aux étrangers.
Tom'un iki yabancı arkadaşı var.Tom a deux amis étrangers.
Yabancı bir dil öğrenmek ilgi çekicidir.Apprendre une langue est intéressant.
2006 yılında ilk kez yabancı bir dil öğrendim, ve o İngilizceydi.En 2006, j'ai appris une langue étrangère pour la première fois, et c'était l'anglais.
Benim anadilim bir başkası için yabancı dildir.Ma langue maternelle est une langue étrangère pour quelqu'un d'autre.
Yabancı konuşabildiği için çok şaşkındı.L'étranger était trop surpris pour pouvoir parler.
Bir yabancı ülke vatandaşının pasaport süresinin bitimine 3 aydan az bir süre varsa, vize verilmeyecektir.S'il y a moins de 3 mois pour l'expiration du passeport d'un citoyen étranger, un visa ne sera pas accordé.
İleri, Yabancı boyunduruğuna karşı!Avante, contra o jugo estrangeiro!
Bu kitaplardan 5`i yabancı ülkede basılmıştır.5 de ces livres sont publiés à l'étranger.
"Ben bir yabancıyım.C'était un étranger.
Fakat geri döndüğü sırada orada başka bir yabancı adam daha görür.Pendant ce temps, un autre étranger attend.
Dağ ve civarı, ülkedeki en çeşitli yaban hayatı popülasyonlarından birine sahiptir.Le mont et ses environs abritent une des populations sauvages les plus variées du pays.
Atalarımın tahtına bir yabancı oturamaz: babadan oğula geçer.Aucun étranger ne peut occuper le trône de mes ancêtres: le fils succède au père.
Ak aynaklar bölgelerini yabancılara karşı korurlar.Les étalons protègent leurs juments contre les inconnus.
Teşekkürü yabancı birisine edersiniz.On montre cela aux étrangers.
Ayrıca Justin Timberlake koreografı ve birkaç yabancı öğretmen ile çalıştı.Elle a également collaboré avec l'un des chorégraphes de Justin Timberlake et d'autres professeurs étrangers.
Hava kuvvetlerinin 7.000 kadar personeli ve 5.000 kadarda yabancı danışmanı vardı.Le service aérien comptait au moins 7 000 personnes, et plus de 5 000 conseillers étrangers.
Çin'de 2.000'den fazla nehir ve deniz limanı mevcuttur; bunların 130 tanesi yabancı nakliyeye açıktır.La Chine compte plus de 2 000 ports, dont 130 sont ouverts aux navires étrangers.
Le Boudin (), Fransa'nın Yabancı Lejyonunun resmî marşı.Le Boudin est la marche officielle de la Légion étrangère en France.
Oyuncu Dyrwood'a varan bir yabancıdır.Le personnage-joueur est un étranger qui arrive dans le Dyrwood.
Ama yabancı bir ülkede olduğumuz için onlar tarafından sınırlandığımızı hissetmedik."Je n'exagère pas en disant que je me vis transporté dans un autre monde. ».
Zamansal ve coğrafi yabancılaştırmalar yasaktır.Les détournements temporels et géographiques sont interdits.
"Ne demek çekil?" demiş yaban domuzu.Enfin, dit-il, une pissotière ! ».
Eserleri yabancı şarkıcılar tarafından da okunmuştur.Ses chansons sont interprétées par des artistes étrangers.
Yabancılara karşı ise çok acımasızdırlar.Ils sont impitoyables contre les étrangers.
Aralık 2004 itibarıyla, Almanya'da yaklaşık 7 milyon yabancı, Alman vatandaşlığına geçmiştir.Décembre : Près de 6 millions d'Allemands sont au chômage.
Evleri çoğu zaman yabancı insanlarla doluydu.Souvent, les maisons abritaient des familles non apparentées.
Ayrıca yabancı yatırımlar da teşvik edildi.L'Estonie encourageait aussi les investissements étrangers.