Ana içeriğe geç
Sözlük

yaban ile cümle

yaban kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
İki yabancı ile tanıştım, biri Kanadalı idi ve diğeri İngiltereli.I met two foreigners, one was from Canada, and the other from England.
1639'dan sonra Japonya yabancı mutfağın kapısını kapattı.After 1639 Japan closed the door to foreign cuisine.
Biraz yaban mersini topladıktan sonra, bir pasta yaparım.After I pick some blueberries, I make a tart.
Bir köpek yabancılara havlar.A dog will bark at strangers.
Bir yabancı bana doğru geldi ve bana saati sordu.A stranger came up to me and asked me the time.
Bir yabancı onun evine gizlice sokulurken görüldü.A stranger was seen to steal into his house.
Yabancı biri yanıma geldi ve yolu sordu.A stranger came up to me and asked the way.
Binaya bir yabancı girdi.A stranger came into the building.
Kalabalık otobüste bir yabancı benimle konuştu.A stranger spoke to me on the crowded bus.
Bir yabancı bana okul yolunu sordu.A stranger asked me the way to the school.
Bir yabancı benimle konuştu.A stranger spoke to me.
Yabancı bana doğru geldi.The stranger came toward me.
Yabancılardan sakınmak zorundasınız.You have to beware of strangers.
Oteli yabancı turistlerle dolu buldum.I found the hotel crowded with foreign tourists.
Bu sabah okula giderken bir grup yabancı gördüm.I saw a group of foreigners on my way to school this morning.
Benim sol kulağımda yabancı bir cisim var.I have a foreign object in my left ear.
Son zamanlarda, Japonya'da çalışan ya da okuyan yabancıların sayısı arttı.Recently, the number of foreigners working or studying in Japan has increased.
Dün bir yabancı bana telefon etti.A stranger phoned me yesterday.
Dün gelen kız bana bir yabancıydı.The girl that came yesterday was a stranger to me.
Bahçede yabani otlar çıktı.Weeds sprang up in the garden.
Biz yabani otlardan kurtulmak zorundayız.We have to get rid of weeds.
Çocuklar genellikle yabancı dil öğrenme konusunda çok iyidirler.Children are often very good at learning foreign languages.
Pazar yabancı malların akınına uğradı.The market was flooded with foreign goods.
Pazar yabancı mallarla dolup taşıyordu.The market was flooded with foreign goods.
Bir yabancı olsaydım, çiğ balık yiyemezdim.Were I a foreigner, I could not eat raw fish.
Yabancı bir dilde uzmanlaşmamız uzun zaman alır.It takes us a long time to master a foreign language.
Bir yabancının eve girdiğini gördük.We saw a stranger enter the house.
Biz bazı yabancı pullar alabildik.We managed to get some foreign stamps.
İki yabancı arkadaşım var.I have two foreign friends.
Hobim yabancı pullar toplamaktır.My hobby is collecting foreign stamps.
Hobim yabani çiçeklerin resimlerini çekmektir.My hobby is taking pictures of wild flowers.
Hobim yabani çiçeklerin fotoğraflarını çekmektir.My hobby is taking pictures of wild flowers.
Ebeveynlerim kız kardeşimin bir yabancıyla evlenmesine karşı.My parents are opposed to my sister marrying a foreigner.
Bir gün yabancı ülkeleri ziyaret edeceğim.I will visit foreign countries someday.
Bu tür şeylere tamamen yabancıyım.I'm a total stranger to things of this kind.
Ben hâlâ burada bir yabancıyım.I am still a stranger here.
Buralarda bir yabancıyım.I'm a stranger in these parts.
Daha önce bir yabancı ile hiç konuşmamıştım.I have never been spoken to by a foreigner before.
Şimdiye kadar ondan fazla yabancı ülkeye gittim.I have been to more than ten foreign countries so far.
Ben bir yabancıyla otel odasını paylaşmak istemiyorum.I don't want to share the hotel room with a stranger.
Yabancı bir ülkede yapayalnızım.I am all alone in a foreign country.
Yabancı ülkelerde bir sürü arkadaşım var.I have many friends in foreign countries.
İngiliz arabalarını yabancı olanlara tercih ederim.I prefer English cars to foreign ones.
Ben, iki yabancı dil öğreniyorum.I am learning two foreign languages.
Ben bir yabancı olduğum için, şakayı anlayamadım.Being a foreigner, I couldn't catch on to the joke.
Bana bir yabancı tarafından İngilizce öğretildi.I was taught English by a foreigner.
Yabancı ürünler yerine yerli ürünler almayı için tercih ederim.I prefer to buy domestic rather than foreign products.
Bir yabancının o eve girdiğini gördüm.I saw a stranger enter that house.
Kapıda duran bir yabancı gördüm.I saw a stranger standing at the door.
Yabancılar arasında oldukça rahat hissediyorum.I feel quite at ease among strangers.
Bahçemdeki tüm yabancı otlardan kurtulmak için etkili bir yöntem arıyorum.I am looking for an effective method to get rid of all the weeds in my yard.
O benim için bir yabancıdır.She is a stranger to me.
Ben bir yabancıydım.I was an outsider.
Ben yabancı yemekten hoşlanmam.I don't care for foreign food.
Ben kendim burada bir yabancıyım.I'm a stranger here myself.
Ben kendim buraya yabancıyım. Korkarım size yardım edemem.I'm a stranger here myself. I'm afraid I can't help you.
Bizim köpek yabancıları ısırır.Our dog will bite strangers.
Biz bir yabancı gördüğümüzde İngilizce kullanmaya eğilimliyiz.We tend to use English when we see a foreigner.
Bir yabancı tarafından konuşulmaya alışık değiliz.We aren't used to being spoken to by a foreigner.
Biz kilisenin etrafındaki bütün çimenleri ve yabani otları kestik.We cut away all the grass and weeds around the church.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod