Tüm yabancı kelimelere bir sözlükte bakman gerekiyor.You should look up all unfamiliar words in a dictionary.
Mac bir yabani at almak istediğinden beri, parasını biriktiriyor.Since Mac wants to buy a new Mustang, he is saving money.
Mac bir yabani at almak istediğinden dolayı para biriktiriyor.Since Mac wants to buy a new Mustang, he is saving money.
Ben Boston'da bir yabancıydım.I was a stranger in Boston.
Kendin için yabancı bir ülkeye gitmelisin.You must go to a foreign country for yourself.
Bir pasaport, yabancı bir ülkeye giderken, onsuz gidemeyeceğin bir şeydir.A passport is something you cannot do without when you go to a foreign country.
Bir yabancı, otobüste benimle konuştu.A stranger spoke to me in the bus.
Yabancılarla iş yaparken dikkatli olacaksın.You should be on your guard when doing business with strangers.
Partiye davet edilmiş konuklar arasında iki yabancı bayan vardı.Among the guests invited to the party were two foreign ladies.
Aksanından belli olduğu gibi, o bir yabancı.He is a foreigner, as is evident from his accent.
Tom yabancılar arasında huzursuz.Tom is ill at ease among strangers.
Bu benim yabancılar arasındaki ilk gecemdi.It was my first night among strangers.
Yabancı dillerden ödünç alınmış pek çok kelimeye sahip.It has a great many words borrowed from foreign languages.
O gelenek, Japonlara oldukça yabancıdır.That custom is quite foreign to the Japanese.
Adadaki havaalanı yabani otlarla kaplıdır.The airfield on the island is now covered with weeds.
Mağazadaki yabancı kitaplar satıldı.Foreign books are sold at the shop.
Kasabada yaşadığım için orada bir yabancı değilim.Having lived in the town, I'm not a stranger there.
Bölge, manzarası ve yaban hayatı ile ünlüdür.The area is notable for its scenery and wildlife.
Yabancı konuşamayacak kadar çok şaşırmıştı.The stranger was too surprised to speak.
Adam tam bir yabancıydı.The man was a total stranger.
Örgüt, yaban hayatı korumasında başlıca rol oynar.The organization plays a principal role in wildlife conservation.
Yabancıyla, ne yapacağımız hakkında konuşalım.Let's talk about what to do with the stranger.
Köpek yabancıya havladı.The dog barked at the stranger.
Köpek bir yabancının üzerine atladı.The dog leaped at a stranger.
Köpek tüm yabancılara havlar.The dog barks at all strangers.
Yabancı İskoçya'dan geliyor.The foreigner comes from Scotland.
Yabancıyı izleyip işaret eden küçük çocuğun çok kaba olduğunu düşündüm.I thought the little boy who was staring and pointing at the foreigner was very rude.
Yabancı, anadili gibi Japonca konuştu.The foreigner spoke Japanese as if it were her mother tongue.
Yabancı Japoncayı hiç bilmiyordu.The foreigner didn't know Japanese at all.
Yabancı oldukça iyi Japonca konuşur.The foreigner speaks Japanese fairly well.
Yabancı kısa sürede Japon yemeklerine alıştı.The foreigner soon got used to Japanese food.
Firma yabancı yönetim altında.The firm is under foreign management.
Bazı ünlü yabancı koşucular o yarışa girdi.Some famous foreign runners entered that race.
Bu tür eylemler bizim inançlarımıza yabancıdır.Such actions are alien to our beliefs.
Bu fikirler düşünme tarzımıza yabancı.Those ideas are alien to our way of thinking.
Bir yaban arısı beni soktu.I got a nasty sting from a wasp.
Üzgünüm, burada bir yabancıyım.Sorry, I'm a stranger here.
Yabancılar arasında asla rahat hissedemem.I can never feel at ease among strangers.
Bu çevreye oldukça yabancıyım.I'm quite a stranger around here.
Bazı yabani tavşanları ormanda görebilirsiniz.You can see some wild rabbits in the forest.
Bu gül çeşidi, yabani olarak yetişir.This kind of rose grows wild.
Bu mektup bir yabancı damgası taşımaktadır.This letter bears a foreign stamp.
Bu yabancı otlardan kurtulmalısın.You should get rid of these weeds.
Bu köpek yabancılara havlamak için eğitilir.This dog is conditioned to bark at strangers.
Bu ders kitabı yabancı öğrencilere yöneliktir.This textbook is intended for foreign students.
Bu kural yalnızca yabancılar için uygulanır.This rule is applied to foreigners only.
Bilim adamı sadece Japonya'da değil fakat aynı zamanda yabancı ülkelerde de ünlü.The scientist is famous not only in Japan but also in foreign countries.
Yen yüksekken yabancı ülkelerde seyahat etmek istiyorum.I would like to travel in foreign countries while the yen is strong.
Ben burada bir yabancıyım.I'm a stranger here.
Ben buraya oldukça yabancıyım.I am quite a stranger here.
Bu insanlar, bütün yabancılardan nefret ederler.These people hate all foreigners.
Burada birçok yabani çiçek vardır.There are many wildflowers here.
Dün trende bir yabancı benimle İngilizce konuştu.Yesterday a foreigner spoke to me in English on the train.
Köpek yabancı adama hırladı.The dog growled at the strange man.
Bir yabancı bana istasyonun nerede olduğunu sordu.A foreigner asked me where the station was.
Hiç yabancı bir ülkeyi ziyaret ettin mi?Have you ever visited a foreign country?
Hiç yabancı bir ülkede bulundun mu?Have you ever been to a foreign country?
Hiç yabancı kitaplarınız var mı?Do you have any foreign books?
Niçin yabancı bir dil çalışıyorsun?What do you study a foreign language for?
Tek başına yabancı bir ülkede seyahat etmen tehlikelidir.It is dangerous for you to travel to a foreign country by yourself.