Ana içeriğe geç
Sözlük

yaban ile cümle

yaban kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Çünkü yabancıların yardımına duydukları bağımlılıklarını azaltan bir becerileri var.They have a skill, which makes them much less dependent on foreign aid.
Eger size bu tamamiyle yabanci geliyorsa, videonun basinda bahsettigimiz yolu kullanabilirsiniz.If it's completely foreign to you, just do it the way we did it earlier in the video.
Hatta yaban mersininden yapma tacını da takabilir.She may even wear her myrtle crown.
Bir dile maruz kaldıklarına göre sonuçta eni sonu onlara yabancı hale gelecek.So now, they're being exposed to a language that will ultimately become foreign to them.
Çünkü artık İspanyolca onlar için yabancı hale geldi.Because now Spanish has become foreign to them.
Artık kendilerine yabancı hale gelen bir şeyi anlamlandırmaya çalışıyorlar.They're trying to disambiguate something that has now become unfamiliar to them.
Ülkenizde yabancı askeri birlikleri mi görmek istiyorsunuz?"Would you like to see foreign troops on your land?"
Birçok yabancı oradan alış veriş yapıyor.Lots of foreigners buy their clothing's there.
Yabancı gibi miyim ?Do I look like those new immigrants from China?
Hükümet, bürokrasiyi ortadan kaldırdı ve yabancı veterinerler geldi.Government cut through all the red tape, we got foreign vets on it.
Yabancı bir memlekete gidiyorum.You are a slave born to my slave. I am leaving for a foreign land.
Şöyle ki, teknoloji yabancılar arasında güveni sağlıyor.Namely, that technology is enabling trust between strangers.
Ve düşündüğünden çok daha yabancı.It is so much stranger than you think.
Sanatında yabani kuşları kullandı.What he did was to get wild birds to make his art for him.
Ve bu, ülkede yaşayan bütün yabancı işçilerin çocuklarını da kapsıyor.And that includes all the children of the foreign workers who are in the country.
Yabancılara hep güvenir misin ?Do you always invite strangers?
Ama eğer yabancı bir S.K.'na saldırırlarsa ve sahte sertifikalar basarlarsa, yapabilirler.Except they can if they hack into a foreign C.A. and issue rogue certificates.
Bana yabancı çok şey vardı.There were so many things new to me.
Hatta,onlar yabancı olarak kıyılarına inen bu insanları gördü.In fact, they saw these people who landed at their shores as alien.
Yabancı filmlere çok fazla dalmıştık.Bernard Pinayon Agbaosi: We have been so deep into the foreign movies.
Herşey yabancı filmlerden ibaret.It's all about the foreign movies.
Yemekten sonrada yabanmersini aromalı şerbet istiyorum.Blueberry sorbet after the meal.
Hayır, yemekten sonra yabanmersinli şerbet.Yes, the blueberry sorbet after the meal.
Şimdi sizi yabancı bir dünyaya götürmek istiyorum.So I want to take you on a trip to an alien world.
Yalnızca 200 yılı aşkın süredir, hiçbir uyarı olmadan, yabancılar çıka geldi.Just over 200 years ago, without warning, strangers arrive.
Yabancılar buraya Sydney ismini verdi.The strangers name it Sydney.
Çünkü onlar olmadan tam bir yabancı olurdun" (Gülüşmeler)Why, without them, you'd be a total stranger." (Laughter)
Pişmanlığın ikinci karakteristik bileşeni bir tür yabancılaşma duygusu.The second characteristic component of regret is a sense of bewilderment.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.This real sense of alienation from the part of us that made a decision we regret.
Bu bir mucizeydi. Bazı Kuzey Koreliler Çin'de sığınak arıyorlardı- yabancı konsolosluklarda.Some North Koreans in China seek asylum in foreign embassies.
Tamamen bir yabancının ilgi göstermesine çok şaşırmıştım."What's wrong?" I was so surprised that a total stranger cared enough to ask.
Ve yazın, burada, ölümcül yaban ,arıları.And in summer, here, killer wasps.
Yabancı bir dili öğrenirken, aynı zamanda o ülkenin... ...kültürünü de öğrenmeliyiz.When we learn of foreign languages, we should also learn about... that country's culture...
Ve bu kirazlara üç tane de yabanmersini eklemek istiyorumAnd I wanted to add to it three blueberries.
Ve artık kendisinin bir yabancı gibi gözüktüğü diğerleri ağlaştılar:And the creatures down stream, to whom he was a stranger, cried:
Yabani otlar ve kontrol edilmeleri, Montana'ya yıllık yaklaşık 200 milyon dolara mal oluyor.Problems from weeds, weed control, cost Montana nearly 200 million dollars a year.
Geldiğimde tamamen yabancıydım.When I came I was a total stranger
Katışıksız bir yabancı.A total stranger
Yabancı bir dil olarak İngilizce öğrendi.She managed to study English and learn that as a foreign language.
Ve henüz yabancı ülkelere gönderilmedi bile.It's not even been out into other foreign countries yet.
Çocuğum henüz dünyada bir yabancı, on dört yıl değişiklik görmedim indirdiği;My child is yet a stranger in the world, She hath not seen the change of fourteen years;
Bazen o bir asker boyun o'er driveth, Ve sonra yabancı boğazlarını kesmek o rüyalarSometime she driveth o'er a soldier's neck, And then dreams he of cutting foreign throats,
Haydi, uzak alalım; yabancılara gitti.Come, let's away; the strangers all are gone.
Tatter'd yabani otlar, ezici kaşları, simples Culling; yetersiz bir yakışıklılığı vardı,In tatter'd weeds, with overwhelming brows, Culling of simples; meagre were his looks,
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.I do actually feel more alien the longer I live there.
Yabancılarla çevrelenmiş ortamda bulunmanın farkındalığı artırdığını düşünmüşümdür.And I've always felt that the beauty of being surrounded by the foreign is that it slaps you awake.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.All around me were 800 acres of wild dry brush.
"Bu en kahramanca yabancı yardım.""This is foreign aid at its most heroic."
Ben dersin bu kısmını, yabancı dil derslerinin, konuşma zamanı gibi görüyorum.The way I think of it is like the conversation hour for your foreign language class.
Yabancı ülkelerden de porno izledin mi?Do you watch international porn too? Really?
Yabancılarla arkadaşlık kurmada çok iyisin.You're good at making friends with strangers.
İki yabancı değiliz ki.It's not Iike we're strangers.
Ve şunlar ise, zayıf nükleer kuvvet, herhalde en yabancı olanlar.And these guys, here, they're the weak nuclear force, probably the least familiar.
Bir yabancıyla edepsizlik yapıyorsun.You get dirty with a stranger, you use earplugs?
O yabancı değil!He's not a stranger!
Ve bu şeyler yabancılar tarafından öğretildi.And these things we were taught by outsiders.
Bunları yabancılardan öğrendik.We learned these things from outsiders.
Ya da sevimsiz yabani.We have the charmless misanthrope.
Evet, yabancı cismin vücudumuza girmesine izin verilmiyor ama vücudumuza girerse de "sen kötüsün"Well, one, it just doesn't let you in, but then when you're in, it says, hey, you're just shady.
Ve bunların hepsi yabancı cisimlere maruz kalmakla oluyor.And it's really all based on having exposure to things.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod