Bu yabancı gemiler Cape Verde'e balık avlamaya geliyorlar.Those foreign boats come here to Cape Verde to fish.
Personele bir sürü yabani ot alalım ve onları yemek malzemesi olarak düşünelim dedim.I told the staff, let's just take a bunch of wild plants, think of them as food ingredients.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.And basically we took hay and crab apples and made barbecue sauce out of those two ingredients.
Yabancılara, iş arkadaşlarımıza söylediğimizden daha çok yalan söylüyoruz.We lie more to strangers than we lie to coworkers.
YABAN ÇİLEKLERİ 1 Haziran gününün erken saatlerinde, garip ve rahatsız edici bir rüya gördüm.WlLD STRAWBERRlES In the early hours of June 1st, I had a weird and very unpleasant dream.
Yaban çilekleri!The place where wild strawberries grow!
Bu yüzden hediye yerine bir sepet yaban çileği alacak.So he'll get a basket of wild strawberries instead.
Yaban çileklerini benim için kim topladı?Who gathered the wild strawberries for me?
Sara ve Sigfrid yaban çileği korusunda ne yapıyorlardı?What were Sara and Sigfrid doing in the wild strawberry patch?
Isak, başka yaban çileği kalmadı.Isak, there are no wild strawberries left.
Bunu birçok yabancının önünde yaptım.I did this in front of many strangers.
Bir yabancı geldi. Şurada, yabancı biri!She is right over there, a foreigner!
Dış uzaydan gelmiş gibi görünen hakiki yabancılar.True aliens, stocks that arrived from outer space.
Bu, yabancı iş modellerini alır ve yerel koşullara uyarlar.This takes foreign business models and adapts it to local conditions.
İlk defa burada "temsili yabancı" adını verdiğim şeyle de karşılaşmış oldum.It was here that I had my first encounter with what I call the "representative foreigner."
Jin Fei nerede ? bir yabancıyla işbirliği yapıp... şefi öldürdün!You've colluded with an outsider... and killed the Chief!
Yabancı radyo sinyallerini görmezden gelip kendi sinyallerinin çok azını gönderecekler.They'll ignore external radio signals and send very few of their own.
Fakat o acıbakla (lupin) adınd yabani bir çalı buldu.But he found this wild plant called the Lupin bush.
Ve Eduardo'nun kazları yabani kazları çağırmaya başladı.And his geese are calling up now to the wild geese.
Ve yabani kazlar aşağı gelmeye başladı.And the wild geese are calling down.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.It's the most stunningly wild place I've ever been.
Ama size yabancı gelebilecek başka bir yüzü de tanıtmak istiyorum.But I'd also like to introduce you to what may be an unfamiliar face.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.But the Waorani didn't just spear outsiders. They speared each other.
Bir yabancıya bakmak yapar.It makes a stranger stare.
Yarışma henüz devam ederken gelen teklifle Yabancı Damat dizisinde rol alır.He started acting in the show, "Foreign Groom," the role offered as a result of the competition.
Kendi dilimizdeki sesleri ayırt edebiliriz ama yabancı dillerdekini edemeyiz.We can discriminate the sounds of our own language, but not those of foreign languages.
Bir grup avcı yaklaşıyor. Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.A group of hunters approach, their packs loaded with wild game.
Hess bebeğimin bir şeyler öğrenmesi için ne yapabilirim? yabancılardan endişe etme görülebilir.Between nine and fifteen months of age a baby might have stranger anxiety.
Evden uzaktaki ilk günü ve şimdiden bir yabancının elinden şeker alıyor?!' (Kahkahalar)First day away from home, and already she's taking candy from a stranger?'" (Laughter)
Ama tamamen yabancı birinden gelen basit bir şevkat tüm dikişleri söker."But the simple act of kindness from a complete stranger will unstitch you."
Vücuda bakteri girdiği zaman durum farklı, bu yabancı bir nesne - çıkmasını istiyoruz.It's different when a bacteria comes into the body -- that's a foreign object -- we want that out.
Sanırım büyük bir müşteri kitlesini kendinize yabancılaştırıyorsunuz.I don't know, you're kind of alienating a large client there. (Laughter)
Twitter'a girerim, daha önce hiç duymadığım bütün yabancı kelimeler vardır:I go onto Twitter, there are all these strange words that I've never heard before:
Bu hücre yabancı nesneler arıyor, bakteri, bulabileceği şeyler.This cell is looking for foreign objects, bacteria, things that it can find.
Yabani çocuklar ise en uç örnekleri oluşturuyor.The most extreme case is represented by feral Children.
İki yüz yıldır yabancı çocuklarçok ilginç araştırmalar konu oldu.For two centuries, wild children have been the object of fascinating study.
Sevgiden ve sosyal etkileşimden yoksun bir şekilde büyüyen yabani çocuklar bize şu soruyu soruyor:Raised without love, or social interaction, wild (or feral) children pose the question:
Yabani otları temizlemeyi, zor iş yapmayı sevmem.And I don't like weeding, and I don't like back-breaking labor.
Her gün daha da iyileşiyor ve yabancılardan aldığımız yardım için, Tanrı'ya şükrediyoruz.We are improving day by day and we thank God for the support that we receive from outsiders.
Bunlar da yaban mersini çalılıkları.These are huckleberry bushes.
Afrika'da, yerli ve yabancı özel yatırımlara destek olunuz.Support private investment in Africa, both domestic and foreign.
Bu nedenle farklı bir yöntem bulmalıydım, tercihen tamamen yabancıları içeren bir yöntem.So I had to find a different method, preferably involving total strangers.
Bu yüzden virüsler hücreye, kendilerinin yabancı madde olmadığına ikna etmeliler. .So the virus has to somehow convince the cell that it's a non-foreign particle.
Bu size biraz yabancı geliyorsa örtülü türev videolarını tekrar edebilirsiniz.And you might want to review the implicit differentiation videos if that seems a little bit foreign.
Başlangıçta, amacı denizaşırı yabancı istihbarat toplamak olarak görmüştük.Originally, we saw that focus very narrowly tailored as foreign intelligence gathered overseas.
Sen insanların yabaniliklerini onlardan alamazsın ve onlardan arkadaşlık beklentisine giremezsin.You cannot take people's aliens away from them and expect to be anybody's friends.
Ve Hindistan 89 yıl daha yabancıların egemenliği altında kaldı.And India was up to 89 years more of foreign domination.
Onlardan fazla yoktu. Ve, onları bulmak yabancı kitapları bulmak kadar kolay değildi.There weren't many of them available, and they weren't quite as easy to find as the foreign books.
Bedenimin bir parçası bana yabancılaşmıştı.A part of me had become alienated from myself.
Sadece yabancı yardımlara güvenemezsiniz.You can't depend on foreign aid alone.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.But looking at video clips posted by strangers, a world of possibility opens up for him.
"Lütfen Yabancı İstihbarat Gözetleme Kanunu konusunda kararınızı düzeltin.""Please get FlSA right."
Kendinizi ifade etmek için savşıyorsunuz ki yabancı kralların emri altında olmayın.You're fighting for your own representation so you don't get so subjected by foreign kings.
Göstermek istediğim bir sonraki proje bana bir yabancıdan eposta yoluyla geldi.The next project I want to show was given to me in an email from a stranger.
Başkan yüzünden, yabancı bir ülkeye sürgüne gönderildi.Because of the chairman, he was exiled to a foreign country.
Bugün görüyoruz ki, 1.2 milyardan fazla insan yabancı dil öğreniyor.So it turns out that today, there are over 1.2 billion people learning a foreign language.
İnsanlar gerçekten yabancı bir dil öğrenmek istiyor.People really, really want to learn a foreign language.
700 yabancı mücahitin biyografik taslakları.700 biographical sketches of foreign fighters.
Ve yabancı bir ülkede nasıl başa çıkacaklar?And how will they cope in a foreign land?
Yapacak birşeyim olmadığı halde oradaydım-- Yabancı uzmandım.I was finally there, although I had nothing to do -- I was a foreign expert.