Fransızca şimdiye kadar okuduğum tek yabancı dildir.French is the only foreign language I've ever studied.
Yabancı bir dil sadece iki haftada öğrenilemez.A foreign language cannot be learned in only two weeks.
Çayına birkaç yaban mersini koydum.I put a few blueberries in your tea.
Neden sadece yabancıları durdurdun?Why did you only stop the foreigners?
Yaptığı yaban mersinli pasta lezzetliydi.The blueberry cake he made was delicious.
Masada yaban mersinlerinin buzları çözülüyor.The blueberries are defrosting on the table.
Bu cümle bir karışıklık. Bir yabancı tarafından mı yazıldı?This sentence is a mess. Was it written by a foreigner?
Mary yabancılara karşı tedbirli.Mary is wary of strangers.
Rusça'da yabancı kökenli isimler genellikle bütünleşmeye dayanamaz.In Russian, nouns of foreign origin generally don't succumb to integration.
Yabancıların arazisinde yürüme.Don't walk on other people's land.
Yabancılardan şeker almamak daha iyidir.It's better not to take candy from strangers.
Tom bir yabancı mı?Is Tom a foreigner?
Tom yabancı görünüyor.Tom looks foreign.
O, mutfaktaki yabancı kokuyu farketti.She noticed a strange smell in the kitchen.
O, yabancılarla konuşmaya korkuyor.She's afraid to talk with strangers.
Tom yabancıya onun adının ne olduğunu sordu.Tom asked the stranger what his name was.
Tom yabancıya kim olduğunu sordu.Tom asked the stranger who he was.
Yabanarıları öfkeli.Bumblebees are furry.
O, yabancı bir ülkeden.He's from a foreign country.
Otel yabancı dolu.The hotel is full of foreigners.
Otelin bir sürü yabancı konukları var.The hotel has a lot of foreign guests.
O, ülkesini yabancı işgalcilerden korudu.He protected his country from foreign invaders.
Bunun yabancı olduğunu söylemiyorum. Ama bu yabancı.I'm not saying it's aliens. But it's aliens.
Konuşabildiğim tek yabancı dil Fransızca.The only foreign language I can speak is French.
Bir yabancı dili iyice öğrenmek zordur.Mastering a foreign language is difficult.
Yabancı bir dil öğrenmek zor iştir.Learning a foreign language is hard work.
Birçok yabancı dilden az biraz anlarım, ama hiçbirinde akıcı değilim.I know bits and pieces of many foreign languages, but am fluent in none.
Genellikle, Avrupalılar Amerikalılardan daha fazla yabancı dil biliyor.Generally, Europeans know more foreign languages than Americans.
Yabancı olan iki arkadaşı var.He has two friends who are foreigners.
Birçok yabancı dil okudum ama hiçbirini konuşmam.I read many foreign languages, but speak none.
Birçok yabancı dili okurum ama herhangi birini konuşmam.I read many foreign languages, but I don't speak any.
Tom üç tane yabancı dil konuşabilir.Tom can speak three foreign languages.
O film, en iyi yabancı film dalında Oscar kazandı.That movie won an Oscar as the best foreign film.
Dünya yabancı işgalciler tarafından saldırı altında.The Earth is under attack by alien invaders.
Tom'un yabancı dil edinimi için bir tesisi var.Tom has a facility for acquiring foreign languages.
Bunlar asalak yaban arıları.These are parasitic wasps.
Her yıl mutlaka Japonya'ya bir sürü yabancı gelir.Every year without fail, lots of foreigners come to Japan.
Tom yabancılarla konuşmaya alışkındır.Tom is used to talking to foreigners.
Esperantistler sık sık yabancı ülkelere seyahat eder.Esperantists often travel to foreign countries.
Tom yabancı düşmanı.Tom is xenophobic.
Tom yabancılardan nefret eder.Tom hates foreigners.
Yabancı düşmanlığı gettolarda yaygın bir tutumdur.Xenophobia is a widespread attitude in ghettos.
Lütfen yabani otları ayıklar mısın ve çiçekleri sular mısın?Could you please pull the weeds and water the flowers?
O bir yabancı.He's a foreigner.
Onların çoğu yabancı.Most of them are foreigners.
Neden bu sadece yabancı bir dilde?Why is this only in a foreign language?
Ben acıya yabancı değilim.I'm no stranger to suffering.
İnsanların yabancı olduğumu düşündüğünü biliyorum.I know people think I'm strange.
Yabancılardan içecek kabul etmeyin.Don't accept drinks from strangers.
Yabancı bir dili doğru biçimde konuşmak çok zordur.It is very difficult to speak a foreign language correctly.
Yabancı bir dili hatasız konuşmak çok zordur.It is very difficult to speak a foreign language without mistakes.
Hata yapmadan doğru bir biçimde yabancı dil konuşmayı öğrenemezsin.You can't learn to speak a foreign language correctly without making mistakes.
Bütün yabancı ülkelerden nefret ediyorum; Palau'dan bile.I hate every single other country. Even Palau.
Onlar yabancı düşmanlıklarını saklamaya çalıştılar.They tried to hide their xenophobia.
XXI. yüzyılda en az bir yabancı dil bilmek gereklidir.In the XXI century it is necessary to know at least one foreign language.
Bir yabancı dili doğru şekilde konuşmak birini anlamaktan çok daha zordur.Speaking a foreign language correctly is much harder than understanding one.
Merhamet ona yabancıdır.Compassion is alien to him.
Merhamet onlara yabancıdır.Compassion is alien to them.
Elizabeth İngilizcesi, Modern İngilizce konuşanları için bir yabancı dil gibidir.Elizabethan English is like a foreign language to modern English speakers.
Ben yabani kuşları gözlemliyorum.I'm observing wild birds.