Ana içeriğe geç
Sözlük

yaba ile cümle

yaba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Dansçı adam, ara sokaktaki bir yabancı, onlar varlar, bizim gibi gerçekler.The boogie man, the stranger in the alley, is real, but less real than we are.
"Ben yabani kaz kovalamacanın sonunda kanıtlamak umuyoruz," Mr."I hope a wild goose may not prove to be the end of our chase," observed Mr.
Riayet ile olan yabancı "Oh, bunu derseniz, Bay Jones, tamam," dedi."Oh, if you say so, Mr. Jones, it is all right," said the stranger with deference.
Eğer Carl Lundström yabancı düşmanıysa ben de öyleyim.If Carl Lundström is xenophobic then so am I.
Kanser ile ilgili olan sorun şu, o vücudunuzun içindeki yabancı bir madde değil.The problem is that, in cancer, there isn't something else that's inside of you.
Ateş çekildiğinde, ortaya dünya çıktı - ama bu bize yabancı bir gezegendi.The fire gave way, Earth emerged -- but this was an alien planet.
Yabancı bir gökyüzünün altında, canlı organizmalar büyümektedir.Growing living structures under an alien sky ...
"Yabancı demek, henüz tanımadığım bir arkadaş demektir" dedi bana."A stranger is a friend I haven't met yet!" she'd say to me.
"Ben, yabancı olarak gördüğüm kimseyle karşılaşmadım."'I've never met anyone I consider a stranger.'
Şimdi bunu, " Yabancı olarak gördüğüm kimseyle tanışmadım" la kıyaslayalım.And contrast that to: 'I've never met anyone I consider a stranger.'
Kimliği belirsiz bir yabancıyla fiziksel temas kurmanız uygunsuz olur.Making physical contact with an outsider of uncertain identity would be improper.
Tüm yabancılar kontrol edilmeli.It's a checkpoint. Passport, please.
Sadece iki yabancı mı var?Only two foreigners?
'Amerikan ordusunun patlayıcıları koklamak için yaban arılarını eğittiğini biliyor muydun?' dedim.'Did you know that the U.S. Army is training bumblebees to sniff out explosives?'
"Yabancılarla konuşma.""Don't talk to strangers."
"Yabancılarla konuşma" derler,"Don't talk to strangers" says,
Endişelenmemiz gereken esas mesele, ne kadar yabancılaştığımız?The point that we should be worried about is, how much strangeness are we getting?
Peki niye yabancılar olmasın ki?Why not strangers?
Çünkü yabancılar gerçekten sınırlarla çevrilmiş bir dünyanın parçası.Because strangers are part of a world of really rigid boundaries.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.The threat to worry about isn't strangers.
Endişelenmemiz gereken şey, yabancılığın adil paylaşımını yapıp yapmadığımızdır.The threat to worry about is whether or not we're getting our fair share of strangeness.
Yabancıların orada olduğunu vurgulamıştır.His point was that strangers are out there.
Yabancılık yabancılarla buluşmak demek değildir.Strangeness is not about meeting strangers.
Bizim için ne gibi ilginç sorular olabilir ki yabancıların olmadığı bu dünyada?What interesting questions lie ahead for us in this world of no strangers?
Basit olarak çok yabancı.(Laughter) She's simply too strange.
Çünkü yabancıların yardımına duydukları bağımlılıklarını azaltan bir becerileri var.They have a skill, which makes them much less dependent on foreign aid.
Eger size bu tamamiyle yabanci geliyorsa, videonun basinda bahsettigimiz yolu kullanabilirsiniz.If it's completely foreign to you, just do it the way we did it earlier in the video.
Hatta yaban mersininden yapma tacını da takabilir.She may even wear her myrtle crown.
Bir dile maruz kaldıklarına göre sonuçta eni sonu onlara yabancı hale gelecek.So now, they're being exposed to a language that will ultimately become foreign to them.
Çünkü artık İspanyolca onlar için yabancı hale geldi.Because now Spanish has become foreign to them.
Artık kendilerine yabancı hale gelen bir şeyi anlamlandırmaya çalışıyorlar.They're trying to disambiguate something that has now become unfamiliar to them.
Ülkenizde yabancı askeri birlikleri mi görmek istiyorsunuz?"Would you like to see foreign troops on your land?"
Birçok yabancı oradan alış veriş yapıyor.Lots of foreigners buy their clothing's there.
Yabancı gibi miyim ?Do I look like those new immigrants from China?
Hükümet, bürokrasiyi ortadan kaldırdı ve yabancı veterinerler geldi.Government cut through all the red tape, we got foreign vets on it.
Yabancı bir memlekete gidiyorum.You are a slave born to my slave. I am leaving for a foreign land.
Şöyle ki, teknoloji yabancılar arasında güveni sağlıyor.Namely, that technology is enabling trust between strangers.
Ve düşündüğünden çok daha yabancı.It is so much stranger than you think.
Sanatında yabani kuşları kullandı.What he did was to get wild birds to make his art for him.
Ve bu, ülkede yaşayan bütün yabancı işçilerin çocuklarını da kapsıyor.And that includes all the children of the foreign workers who are in the country.
Yabancılara hep güvenir misin ?Do you always invite strangers?
Ama eğer yabancı bir S.K.'na saldırırlarsa ve sahte sertifikalar basarlarsa, yapabilirler.Except they can if they hack into a foreign C.A. and issue rogue certificates.
Bana yabancı çok şey vardı.There were so many things new to me.
Hatta,onlar yabancı olarak kıyılarına inen bu insanları gördü.In fact, they saw these people who landed at their shores as alien.
Yabancı filmlere çok fazla dalmıştık.Bernard Pinayon Agbaosi: We have been so deep into the foreign movies.
Herşey yabancı filmlerden ibaret.It's all about the foreign movies.
Yemekten sonrada yabanmersini aromalı şerbet istiyorum.Blueberry sorbet after the meal.
Hayır, yemekten sonra yabanmersinli şerbet.Yes, the blueberry sorbet after the meal.
Şimdi sizi yabancı bir dünyaya götürmek istiyorum.So I want to take you on a trip to an alien world.
Yalnızca 200 yılı aşkın süredir, hiçbir uyarı olmadan, yabancılar çıka geldi.Just over 200 years ago, without warning, strangers arrive.
Yabancılar buraya Sydney ismini verdi.The strangers name it Sydney.
Çünkü onlar olmadan tam bir yabancı olurdun" (Gülüşmeler)Why, without them, you'd be a total stranger." (Laughter)
Pişmanlığın ikinci karakteristik bileşeni bir tür yabancılaşma duygusu.The second characteristic component of regret is a sense of bewilderment.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.This real sense of alienation from the part of us that made a decision we regret.
Bu bir mucizeydi. Bazı Kuzey Koreliler Çin'de sığınak arıyorlardı- yabancı konsolosluklarda.Some North Koreans in China seek asylum in foreign embassies.
Tamamen bir yabancının ilgi göstermesine çok şaşırmıştım."What's wrong?" I was so surprised that a total stranger cared enough to ask.
Ve yazın, burada, ölümcül yaban ,arıları.And in summer, here, killer wasps.
Yabancı bir dili öğrenirken, aynı zamanda o ülkenin... ...kültürünü de öğrenmeliyiz.When we learn of foreign languages, we should also learn about... that country's culture...
Ve bu kirazlara üç tane de yabanmersini eklemek istiyorumAnd I wanted to add to it three blueberries.
Ve artık kendisinin bir yabancı gibi gözüktüğü diğerleri ağlaştılar:And the creatures down stream, to whom he was a stranger, cried:
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod