Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.Starzenie wiąże się też z korzyściami, jak wiedza, doświadczenie.
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.Verouderen brengt enkele merkwaardige verbeteringen met zich mee -- toegenomen kennis en bekwaamheid.
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.ההזדקנות מביאה לכמה שיפורים ראויים לציון --
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.يمكن للشيخوخة أن تجلب تحسينات مميزة--
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.知識の増強 専門技術の向上
Avrupa'nın nüfusu daha yavaş büyümekte ve yaşlanmaktadır.Ο πληθυσμός της Ευρώπης αυξάνεται με βραδύτερους ρυθμούς και γηράσκει.
Avrupa'nın nüfusu daha yavaş büyümekte ve yaşlanmaktadır.Енергийно потребление и брутен вътрешен продукт
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...A je možné, že jsou nastaveny úplně jinak u živočichů, kteří vůbec nestárnou -- to ale nevíme.
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...E talvez até sejam definidos de forma muito diferente em animais sem senescência nenhuma -- mas não sabemos.
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...I możliwe, że są nawet różnie ustawione u zwierząt bez okresu starzenia, ale tego nie wiemy.
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...그리고 미미한 노화를 하지 않는 동물들의 구조가 아주 다르게 만들어져 있을 수도 있지만, 저희는 모릅니다
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...Misschien zijn ze ook echt anders ingesteld bij dieren zonder enige veroudering. Maar we weten het niet.
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...Si ar putea fi reglate complet diferit la animalele care nu imbatranesc, dar nu stim.
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...Und vielleicht sind diese Werte ganz anders als in Tieren, ganze ohne Altern -- aber das wissen wir nicht.
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...Y tal vez incluso estén determinadas de forma muy distinta en animales sin senectud; pero no lo sabemos.
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...Και ίσως να είναι ρυθμισμένα πολύ διαφορετικά σε ζώα χωρίς καθόλου γήρανση -- αλλά δεν γνωρίζουμε.
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...А може би са още по-различни при животни, които не остаряват биологически -- но ние не знаем.
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...А, может быть, они даже устроены иначе у животных, которые физически совсем не стареют, но мы этого не знаем.
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...Можливо, вони інакше встановлені у тварин, без жодних ознак старіння - ми не знаємо.
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...ואולי הן קבועות ממש שונה בחיות ללא זיקנה בכלל -- אבל איננו יודעים.
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...وربما تم ضبطها بطريقة مختلفة في حيوانات بدون شيخوخة اطلاقاً-- لكننا لا نعلم
Belki hiç yaşlanmayan hayvanlarda, ... ... gerçekten hazırdır da biz bilmiyoruz ...全く異なった設定がされていると思われますが 私達には分かりません マット:しかしあなたがここでお話されているのは
Beni merak edeceğin kadar yaşlanmadım daha!Ik ben niet zo oud dat je je zorgen over me hoeft te maken!
Beni merak edeceğin kadar yaşlanmadım daha!Je ne suis pas si vieille pour que tu aies besoin de t'inquiéter pour moi.
Beni merak edeceğin kadar yaşlanmadım daha!Não sou assim tão velho para se preocupar comigo.
Beni merak edeceğin kadar yaşlanmadım daha!Nisem še za odpis!
Beni merak edeceğin kadar yaşlanmadım daha!Non devi occuparti di me, non sono mica cosė vecchia!
Beni merak edeceğin kadar yaşlanmadım daha!¡No soy tan vieja como para que te preocupes por mí!
Beni merak edeceğin kadar yaşlanmadım daha!Nu sunt atât de în vârstă încât să-ţi faci griji pentru mine!
Beni merak edeceğin kadar yaşlanmadım daha!Δεν είμαι τόσο γρια για να ανησυχείς για μένα!
Beni merak edeceğin kadar yaşlanmadım daha!Не настолько я стара, чтобы ты за меня так волновался.
Beni merak edeceğin kadar yaşlanmadım daha!أنا لست عجوز جدا حتى تقلق بشأني
Bir taraftan yaşlanmanın çok kötü bir şey olduğunu biliyoruz.老化と共に生きるべきだと考える人々がいますから
Bir yolla ya da diğeriyle yaşlanma için önemlidir.사실적으로는 노화와 관련된 것이라고 말을 하고 있을 것입니다.
Bir yolla ya da diğeriyle yaşlanma için önemlidir.là quan trọng cho lão hóa theo cách này hay cách khác.
Bir yolla ya da diğeriyle yaşlanma için önemlidir.levamos a noite toda, porque todo o metabolismo é importante para o envelhecimento.
Bir yolla ya da diğeriyle yaşlanma için önemlidir.חשוב להזדקנות בדרך זו או אחרת.
Bir yolla ya da diğeriyle yaşlanma için önemlidir.تؤثّر في الهرم بشكل أو آخر
Bir yolla ya da diğeriyle yaşlanma için önemlidir.このリストは説明用であり 未完成です
Biyolojik yaşlanmanın sırlarını çözmek uzun süredir bilimin en önemli amaçlarından biri.Sbloccare i segreti dell invecchiamento biologico è stata forse la ricerca scientifica finale per molti anni.
Biyolojik yaşlanmanın sırlarını çözmek uzun süredir bilimin en önemli amaçlarından biri.Много години разкриването на тайните на биологическото стареене е останало най-голямата загадка.
Biyolojik yaşlanmanın sırlarını çözmek uzun süredir bilimin en önemli amaçlarından biri.老化の秘密を解明することでした 最近、細胞の老化という観点から
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Also haben wir uns daran gemacht, Gene zu finden, die das Altern kontrollieren.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Así que comenzamos a buscar genes que controlan el envejecimiento.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Astfel am inceput sa cautam genele care controleaza imbatrinirea.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Dunque abbiamo cominciato a cercare i geni dell'invecchiamento.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Então fomos à procura de genes que regulassem o envelhecimento.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Et donc, nous nous sommes mis à chercher les gènes qui contrôlent le vieillissement.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.그래서 저희는 노화를 관장하는 유전자를 찾기 시작했습니다
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Takže jsme se vydali hledat geny, které řídí stárnutí.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Vậy nên chúng tôi đã được phân công để nghiên cứu tìm ra đoạn gen kiểm soát lão hoá đó
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.We zijn op zoek gegaan naar genen die veroudering controleren.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Więc postanowiliśmy szukać genów kontrolujących starzenie.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Οπότε και εμείς προσπαθήσαμε να ψάξουμε για γονίδια που ελέγχουν την γήρανση.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Итак, мы начали поиск генов, контролирующих старение.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Ние сме се заели да намерим гените които контролират остаряването.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Ось ми подивимось на гени, які контролюють старіння.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.אז יצאנו לחפש את הגנים השולטים בהזדקנות.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.لذلك خططنا للبحث عن جينات تتحكم في الشيخوخة
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.けれどこれらの動物では研究しませんでした