Yaşlanmak ona sükunet kazandırmış.Но отчаяние придало ему бодрости.
Yaşlanmanın nedenini araştıran bilim dalı gerontolojidir.Наука, которая изучает старение человека, называется геронтологией.
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.«Главное, ребята, сердцем не стареть!» (сл.
Vampir olduktan sonra hiç yaşlanmaz ve artık hep on altı yaşında kalacaktır.بعد أن أصبح مصاص دماء فهو لا يشيخ أبداً ويبقى جسدياً عمره 16 سنة.
Yaşlanma sonucu ölüm meydana gelir.نتيجة ذلك يكون الموت هو النتيجة الحتمية للشيخوخة.
Yaşlanmayı geciktirir.تأخر النمو.
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.بالنسبة لها (رغم أن هذا يصبح مألوفاً أكثر عندما يزيد عمر الكلاب).
Cilt kuruluğu ve cilt yaşlanması: Belli miktarda sebum salgısı sağlıklı bir cilt için çok gereklidir.وسيلي ذلك رقاد وغيبوبة — إذا كانت الجرعة كبيرة بما يكفي.
Cildin hızlı yaşlanmasına neden olur.Pode envelhecer o seu corpo rapidamente.
Ayrıca yaşlanmazlar.Não adulterarás.
Yaşlanmak ona sükunet kazandırmış.A velhice trouxe-lhe desafios.
Kedilerde yaşlanma, cins, boyut ve beslenme düzenine bağlıdır.O envelhecimento em cães depende da raça, tamanho e dieta.
Corpus Christi Bay'e doğru bakarak bir beton direğe yaslanmaktadır.A estátua se apoia em um pilar de concreto, olhando para a Baía de Corpus Christi.
Ayrıca, yaşlanmaya bağlı hafıza kayıplarını önlemede etkilidir.É comum uma relativa perda de memória com avanço da idade.
Sebastian ona replicantlarda çabuk yaşlanmaya neden olan bir genetik bozukluk olduğunu açıklar.Rodney cria uma maneira de exterminar os replicadores de uma vez por todas.
Ayrıca yaşlanmazlar.Daardoor worden ze ook niet ouder.
Diyabetin ilerleyişi yaşlanma ile birlikte değişir.Ook de tijdsperceptie verandert bij het ouder worden.
Hastalanma ve yaşlanma yoktur.Niemand werd er ooit oud of ziek.
Yaşlanmayı geciktirir.Gelukkig ouder worden.
Ayrıca yaşlanmazlar.Nie starzeją się.
Yaşlanmanın nedenini araştıran bilim dalı gerontolojidir.Nauka zajmująca się starzeniem to gerontologia.
Buna göre az sayıda insanın yaşlanma olanağı bulduğu düşünülmektedir.Na pewno istnieją ludzie, którzy chcą się trochę odmłodzić.
Diyabetin ilerleyişi yaşlanma ile birlikte değişir.Ubarwienie zmienia się wraz z wiekiem.
Ayrıca yaşlanmazlar.De verkar inte heller åldras.
Cildin hızlı yaşlanmasına neden olur.Huden åldras snabbt.
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.Han har makten att göra människor odödliga (d v s att de inte kan åldras).
Alucard bir ölümsüzdür ve yaşlanmaz.Kokirifolket är för evigt barn och kan inte åldras.
Şiirin yaşlanma ve ölüme odaklanması, filmin sanatsal zorlukları irdelemesiyle bağlantılıdır.Зосередження вірша на старінні та смерті пов'язане з вивченням художніх труднощів.
Sulardaki varlıklar yaşlanmazlar, hastalanmaz ve çirkinleşmezler.Ці люди живуть дуже довго, вони ніколи не старіють і не хворіють.
Nem ve çizik karışımı, lifin yaşlanma ve dayanımındaki bozulma hızını artırır.Комбінація вологи і подряпин прискорює процеси старіння і зношування.
Yaşlanmayı geciktirir.Také zpomaluje stárnutí.
Cildin hızlı yaşlanmasına neden olur.Kouření způsobuje stárnutí kůže.
Gerontofobi yaşlanmaya karşı olan bir fobi, ya da yaşlılığa karşı bir nefret ve korkudur.Gerontofilie je náklonnost či sexuální zaměření vůči starým osobám.
Yaşlanma sonucu ölüm meydana gelir.Îmbătrânirea este urmată de moarte.
Yaşlanmayı geciktirir.Ea se lichefiază la bătrânețe.
Diyabetin ilerleyişi yaşlanma ile birlikte değişir.Cerebelul uman se modifică cu vârsta.
Gerontofobi yaşlanmaya karşı olan bir fobi, ya da yaşlılığa karşı bir nefret ve korkudur.Gerontofóbia – az öregekkel szembeni antipátia vagy az öregedéstől való félelem.
Yaşlanmayı geciktirir.Ekkor megáll az öregedésben.
Ayrıca yaşlanmazlar.Poika ei myöskään vanhene.
Yaşlanmanın nedenini araştıran bilim dalı gerontolojidir.Vanhenemista tutkiva tieteenhaara on nimeltään gerontologia.
Yaşlanmayı geciktirir.Voiko vanhenemista hidastaa?
Yaşlanmanın nedenini araştıran bilim dalı gerontolojidir.Η επιστήμη που εξετάζει την βιολογική γήρανση των ανθρώπων είναι γεροντολογία.
Ayrıca yaşlanmazlar.Hun blev heller ikke gammel.
Hastalanma ve yaşlanma yoktur.Mereka tidak dapat menua dan tidak dapat terkena penyakit.
Yaşlanma sonucu ölüm meydana gelir.Hậu quả là chúng ta sẽ chết vì già.
Yediği meyveden dolayı vücudu yaşlanmaz.Anh ta không phải là cái mà lao động anh ta sản xuất ra.
O, yaşlanmaz bir varlıktır.Điều này thuộc về một con vật cao tuổi.
Ayrıca yaşlanmazlar.さらに、年を取らない。
"Ne Sazımın Yaşlanmaya Niyeti Var Ne de Benim".「2つ、それで死ぬことはなく、老いることもない」。
Yaşlanmayı geciktirir.定年過ぎ。
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.その割には若々しい(年齢未発表)。
Mor ötesi ışınların meydana getirdiği tekli oksijen deri yaşlanmasının başlıca nedenidir.從紫外光產生的單線態氧是皮膚老化的主要起因。
Bitki çeşitli yaşlanma zamanlarında ve üzüm votkasında konyak üretiyor.该工厂生产不同年龄段的白兰地和葡萄伏特加。
"Yaşlanma, Seks ve DNA Onarımı".〈卵子的成熟、排卵與調節〉。
Fakir kırsal alanda onun yaşlanmasını durduracak güce ve birçok mucizeye sahip olduğu yayıldı.他生长在一个被隔离开的区域,并且他拥有停止自己变老的能力和多个超自然能力。
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.老可以指: 老化(即衰老),如人從幼年到老年的過程。
"Ne Sazımın Yaşlanmaya Niyeti Var Ne de Benim".이에 알천은 "저는 늙고 이렇다 할 덕행이 없습니다.
Bu genomik değişiklikler de sonuçta hem kansere hem de fenotipin yaşlanmasına sebep olur .이러한 변화는 암이나 죽음과 같은 심각한 결과를 초래할 수 있다.
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.하루의 시간은 어느 정도 정해져 있어 (게임 중에는 표시되지 않는다.)
Yaşlanmayı geciktirir.나이는 다음을 가리킨다.