Japonya'da yaşayan öğrenci bir kızdır.She lived in Japan as a student.
Viyanalı Pauli annesi ve üvey babası ile yaşayan genç bir adamdır.Pauli is a young man from Vienna, Austria who lives with his mother and stepfather.
Ukrayna'daki Türkler, Ukrayna'da yaşayan bir Türk azınlıktır.Turks in Ukraine are people of Turkish ethnicity living in Ukraine.
Köyde yaşayan halkın tümü kürttür.So everyone in the village is very dumb.
1997 yılından beri İrlanda'da yaşayan Helnwein, Los Angeles'ta da bir stüdyo kurmuştur.2002 Helnwein established a studio in Los Angeles.
Yaşayan canlılarla simbiyozdurlar dolayısıyla onlar olmadan hayatlarını sürdüremezler.I think you have to live your life without illusions, not with them.
Bu da onu şempanzeden (bonobo dahil) sonra insanın yaşayan ikinci en yakın akrabası yapar.Along with the common chimpanzee, the bonobo is the closest extant relative to humans.
Kısa sürede ciddi değişimler yaşayan bu karakterler olayları yönlendirmede güçlük çekmektedirler.These changing attitudes on immediate exclusion appear to be affecting public policy.
Ilıman bölgelerde yaşayanları çoğu göçebedir.Most officers within this area are detectives.
Orada yaşayanlar sonsuza dek genç, sağlıklı ve mutlu kalır."New Yorkers are living longer, happier and healthier lives".
O doğmadan önce Fransa’da yaşayan ailesi; I. Dünya Savaşı çıkınca sınırdışı edilmişti.It was not long after her children were born that World War I broke out.
Yaşayan en önemli avant garde sanatçılardandır.Mentally the oldest out of the guard.
Arızaya dayanıklılık ile nadiren sorun yaşayan sistemler arasında bir fark bulunmaktadır.There is a difference between fault tolerance and systems that rarely have problems.
1946), New York’ta çalışan ve yaşayan Amerikan video ve montaj sanatçısıdır.1961) is a computer programmer and artist, who lives and works in Los Angeles, CA.
Antarktika'da yaşayan Labidiaster annulatus denizyıldızının ise elli kadar kolu vardır.The Antarctic Labidiaster annulatus can have over fifty.
Bölgede daha önce yaşayan topluluk Kulin aborjinleriydi.The primary motivation for this age group living in Hungary was employment.
Güneyde yaşayan kuşlar kuzeydekilere göre daha küçüktür.Birds in the southern parts of its range tend to be smaller than those in the north.
Ebeveynlerinin ölümünü takiben, Krakov'da yaşayan dayısı Tadeusz Bobrowski'nin himayesine verildi.In London, letters awaited him from his Uncle Tadeusz Bobrowski, who was in poor health.
Ama aynı arazilerde yaşayan iki değişik ozel hukuk statülü halk bulunmaktaydı.However, dual mandates within a province remained legal.
Cİvarda yaşayanlar bu adamla sıkı bağlar kurmuş, fikrine önem vermişler ve itaat etmişler.We have felt a remarkable kinship with these people, sympathized with them and revered them.
Yapılan sayıma göre yaşayanların tamamının Müslüman olduğu belirtilmiştir.Currently, a very mistaken interpretation holds that any Muslim is a terrorist.
Jim,bir banliyö kentinde yaşayan, kaba fakat sevecen bir babadır.Jim is a happy-go-lucky suburban father.
Jean Grey, Marvel Evreninde yaşayan bir süper kahramandır.Father Time (Larry Scott) is a fictional superhero in the Marvel Universe.
Mamâfih Batı Şeria ile Gazze'de yaşayanların kendilerine ait pişirme şekilleri vardır.However, in the West Bank and the Gaza Strip, the populations have a cooking style of their own.
Köyde yaşayan hane halkı nüfus genellikle 70 yaş üstü yaşlılardan oluşmaktadır.The present population of the village consists almost wholly of aged people, above 70 years old.
Almanya Azerileri, Almanya'da yaşayan etnik gruplardan birisidir.Armenians in Germany are ethnic Armenians living within the modern republic of Germany.
Kısa süreli göç hareketleri,daha çok civar köylerde yaşayan halk için geçerli olmaktadır.This is a summer-time activity for many children that grow up in rural areas.
12 Mayıs 2016), Amerikalı en uzun yaşayan kişi olup 116 yıl, 311 gün yaşamıştır.Jones died in her sleep on the evening of May 12, 2016, aged 116 years, 311 days.
Britanya Kolumbiyası'nda yaşayan öbür Atabask halkları dahil değildir.European settlement did not bode well for the remaining native population of British Columbia.
Eserde ayrıca bölgede yaşayan yerli halklar da betimlenmiştir.The term was also applied to the indigenous inhabitants of the area.
Kaçin bölgesinde yaşayan ve nüfusu 1.2 milyon olan bu kişiler Jingpo olarak da bilinmektedir.The majority of the state's 1.2 million inhabitants are ethnic Kachin, also known as Jinghpaw.
Köy bölgede yüzyıllardır yaşayan Rumlar tarafından kurulmuştur.For centuries, the Spanish cities were built around them.
Zombi, yaşayan ölüler için kullanılan bir terim.A Monument to the Dead.
Magnifico böyle bir yaşayan kızının olduğunu inkar eder.She considers herself lucky to have such a great husband.
Onların kendi başlarına yaşayan insanları korkutmaya çalışırken, iş başında görürsünüz.As they try to inspire fear into people who are by themselves.
Bazılarınız Paul Rand'ı tanırsınız, yaşayan - üzgünüm - en büyük grafik tasarımcı.Some of you guys know Paul Rand, the greatest graphic designer -- I'm sorry -- out there.
Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yaşayan çok çeşitli etnik gruplar vardı:There were myriads of ethnicities in the Ottoman Empire:
Sir Thomas Brown 1642'de şöyle yazmıştı: "Ben yaşayan en mutlu insanım.Because happiness can be synthesized.
Yarattığımız her yeşil alan bizimle beraber yaşayan insan dışı her canlı için bir davetiye.And every green space we create is an invitation for non-humans to cohabit with us.
Sürekli kıtlık yaşayan fakir bir ülke olan Etiyopya bir tarım sulama sistemi kurmak istiyor.Ethiopia, a poor country with regular famines, wants to build an agricultural irrigation system.
Ve diğerleri...küçük barakalarda yaşayanlar.They're treating-- the people who get married like,
Yaşayan bütün memelilerin beşte biri yarasalardır ve onların benzersiz özellikleri vardırOne fifth of all living mammals is a bat, and they have very unique attributes.
En uzun yaşayan yarasadır.It's the longest-living bat.
Ben ve orada yaşayan Yangın ve genellikle benim kahya güvenilir kanıtladı.It was I and Fire that lived there; and commonly my housekeeper proved trustworthy.
Daha sonra köyün kenarında yaşayan ve sadece kendimi Davenant göre kaybetmiştiI lived on the edge of the village then, and had just lost myself over Davenant's
Tomurcukları ve diyet içecek yaşayan Doğanın kendi kuştur.It is Nature's own bird which lives on buds and diet drink.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Because, when you zoom out that far, you lose the ability to view people as humans.
Çin'in batı bölgesinde olan Kashgar Xinjiang'de yaşayan bu adam yöresel yemek servis ediyor.This man, in Kashgar, Xinjiang province, in Western China, is serving up his national dish.
Kuzey Amerika tunalarımız arasında yaşayanlarLiving amongst our tunas -- our North American tunas -- are European tunas that go back to the Med.
Yapmaya çalıştığımız bugün yaşayan herkes için bir şecere oluşturmak.What we're trying to do is construct a family tree for everybody alive today.
Bir konuşmanın tamamını sadece ortasuda yaşayan yaratıklara ayırabilirdik.You could give an entire talk about the creatures that live in the mid-water.
Bu bir nevi su altında yaşayan Örümcekadam.He's like an underwater Spiderman.
Göçmen güvercinlerin yaşayan en yakın akrabası bant kuyruklu güvercin.Okay, the closest living relative of the passenger pigeon is the band-tailed pigeon.
Genetik olarak bant kuyruklu güvercin zaten büyük oranda yaşayan bir göçmen güvercin.Genetically, the band-tailed pigeon already is mostly living passenger pigeon.
Biz sayılarla yaşayan, çok sayıda kişiyiz.We're numbers people, living by numbers.
Milyonlarca yıl önce yaşayan atalarımızın beyni, beyin sapından ibaretti.Millions of years ago this was all the brain our distant ancestors had.
Bu manzara şekli, ona sahip olmayan yerlerde yaşayan kişiler tarafından bile "güzel" olarak sayılır.This landscape type is regarded as beautiful, even by people in countries that don't have it.
"Orada yaşayan" eski Ben söyledi."He lives there," said old Ben.
Bu bölgede yaşayan binlerce insan var.There are thousands of people living in the tribal territory.
Birlikte yanyana mezara kadar yaşayan insanların ortak noktası nedir?What do the folks who make it all the way to side-by-side burial plots have in common?