Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşayan ile cümle

yaşayan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İçimde yaşayan... ...bebeğimi karşılamak için... ...sabırsızlanıyorum.I can't wait ... ...to meet this living baby... ...inside me.
Ve hala, korku içinde yaşayan sensin.And yet, it's you who are living in fear.
Kenarda yaşayan sensin,You who is living on edge,
Minnesota'da yaşayan Kerry Ruffleson adlı bir genç kız var.There's a young woman named Carrie Rethlefsen in Minnesota.
Peki, yaşayan bir canlı nasıl ışık üretir?So, how does a living creature make light?
Alınması gereken riskler ve mücadeleyi kazanması gereken gerçek yaşayan kişiler var.There are risks to be taken, and there are living people who are winning the struggle.
"Tüm yaşayan canlılara karşı şiddetten kaçınan kişi sevilendir.""He is dear who practices non-violence against all living beings."
Bu,ümit ve olasılıklar için yaşayan anıtlar... ...dikmeye başlayacağımız bir zamandır.It is time that we start building living monuments to hope and possibility.
Bu Çılgın Max, Rotterdam'da yaşayan bir karatavuk.This is Mad Max, a blackbird who lives in Rotterdam.
Ortaya yaşayan oto-portreler fikrini attım.And so I came up with the idea of the living self-portrait series.
Dünyada yaşayan kimse.One who inhabits of the earth.
Ben, birçoğunuz gibi Dünya üzerinde şehirlerde yaşayan iki milyar kişiden biriyim.I, like many of you, am one of the two billion people on Earth who live in cities.
Yaşayanları tercih ediyor, mekanik şeyleri değil.It actually has a disposition for the living, rather than the mechanical.
Ben onlarla aynı çatı altında, henüz yaşayan deli gitti değil ki görünce.Seeing that I haven't gone insane yet, living under the same roof with them.
Diğer şempanzelerle birlikte bonobolar sizlerin yaşayan en yakın akrabanızdır.Bonobos are, together with chimpanzees, your living closest relative.
Amerika'da yaşayan insanların büyük çoğunluğunun bu savaştan kazanacağı bir şey yok.The vast majority of people living in the US have nothing to gain from this occupation.
Ve bu, şimdiye kadar geçmiş yıllarda dünyada yaşayan... ...tüm türlerin küçük bir kısmıdır.And that's just a tiny fraction of all species that have ever lived on the planet in past times.
Okuloma bizim mahallede yaşayan, bana ağabeyim gibi davranan biriydi.Okuloma lived on my street and looked after me like a big brother.
Baishi kentinde yaşayan bir şarap satıcısı onu evlat edinmişti.The wine seller living in the town Baishi down the hill had adopted her.
İşte travma sonrası gelişme durumunu yaşayan insanların en sık belirttiği beş şey:Here are the top five things that people with post-traumatic growth say:
En kuzeyde yaşayan Eskimolar, geniş çayırlılarda yaşayan Afrikalılardan daha farklı beslenirler.The Inuits in the far north ate very differently than the Africans on the savanah.
Londra'da yaşayan o kadar!Living in London--quite so!
Son olarak, zemin katta yaşayan bir muhasebeci olan ev sahibi, gitti veFinally, I went to the landlord, who is an accountant living on the ground-floor, and
Kırmız maddesi atlas çiçeğinde (kaktüs) yaşayan bir böcekten elde ediniliyor.Cochineal is a product of an insect that lives off these cacti.
Aslen çekirgede karada yaşayan bir karides ve beslenme düzenimize girebilir.In fact, a locust is a "shrimp" of the land, and it would make very good into our diet.
Burada yaşayan herkes:Everyone who lives around here:
Orada, körfezde yaşayan insanların ömürlerini kısaltıyor.It shortens the lives of the people who live there in the Gulf.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.It really allows this last recording of his to be a living, breathing memorial.
O evde yaşayan herhangi biri sadece koklayarak zamanı söyleyebilir.Anyone living in that house can tell the time just by the smell.
Bu Tobago'da yaşayan bir beyin mercanı ve yaklaşık 2,000 yaşında.This is a Brain Coral living in Tobago that's around 2,000 years old.
Hayır, yaşayan en yaşlı tosbağa 175 yaşında ve bu 2,000'e yakın bile değil.Rachel Sussman: 300? No, 175 is the oldest living tortoise, so nowhere near 2,000.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.This is what I think is the most poetic of the oldest living things.
Şimdi size planet üzerinde yaşayan en yaşlı bitki olabilecek şeyi göstermek istiyorum.So, now I want to show what very well might be the oldest living thing on the planet.
Antartik yarımadasında yaşayan 5,000 yıllık yosunları bulmak için oraya gitmeye çalışıyorum.I'm trying to travel there to find 5,000 year-old moss, which lives on the Antarctic Peninsula.
Bildiğimiz üzere homo'da yaşayan canlı türü bulunmamakta.That's its actual species name.
Ya da ağaçlarda yaşayan hayvanların soyundan gelirler.If you're a Prokarya, you don't have complex structures inside your cell.
Bunun orda yaşayan insanlar için anlamı büyük.It all made sense, with 91 percent of the people living there.
Hazrat Ali Swat'ta yaşayan fakir bir çiftçi aileden geliyor.Hazrat Ali is from a poor farming family in Swat.
"Yaşayan canlılar yaratmak bu kadar kolaysa, neden kendimizden birkaç tane yaratmayalım?""If it's that easy to create living organisms, why not create a few yourself?"
Yaşam benzeri ve yaşayanı ayırt eden çizgi nedir?What's the dividing line between when that is lifelike and when it really is alive?
Burada üç isim rol oynadı: kodları yaşayan şeylere Barricelli benzetti.It took really three people: Barricelli had the concept of the code as a living thing;
Toplumdan uzak yaşayan biri haline geldi.He became a recluse.
Bu bir filin içinde yaşayan küçük varlıktır.That's a little thing that lives inside an elephant.
10.000 yıl önce yaşayan atalarımız teknoloji değerlendirmesi yapabilselerdi, ne derlerdi?What would our ancestors 10,000 years ago have said if they really had technology assessment?
Galapagos'ta bu sınırlı alanda yaşayan 500 kadar flamingo vardırThere are only about 500 flamingos in Galapagos limited to this rare habitat
Yaşayan bir organizma gibi ama çok karmaşık teknolojiden oluşan bir yapı olacak.It will be more like a living organism than just a collection of very complex technology.
Ve bunu yaşayan bir tek ben değildim.And I wasn't the only one.
"Sen o çöküş yaşayan utanç araştırmacısısın.""You're the shame researcher who had the breakdown."
Hindistanın bu bölgesinde yaşayan insanlar Kral kobraya taparlar.The people of this part of India worship the king cobra.
Çünkü bu nehirler, nehir boyunda yaşayan insanların can damarlarıdır.Because these rivers are the lifeblood of people all along their course.
Ama hala nehir boyunca, çok kötü şartlarda yaşayan milyonlarca insan var.But out on the rivers there are still millions of people who are in really bad shape.
Kısacası, yaşayan sanatı oluşturmak istedim. Hedefim buydu.'"not to be just a painter but a man as well.
Arka koltuğumda yaşayan ürkütücü bir Şerpa var.There's a creepy Sherpa living in my backseat.
Fakirlikte yaşayan insanlarsa daha da fazla, halkın altıda biri fakirlik içinde yaşıyor.There are more people in poverty, one out of six people in poverty.\
Bugün yaşayan en büyük timsahları arayıp bulup ölçmemiz gerekti.We had to find and measure the largest crocodiles living today.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.Because, you see, DNA is like a blueprint that tells living things what to make.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.He was a puckish widower whose wife and children were dead and whose grandchildren lived far away.
Burada yaşayan milyonlarca insan kilometrelerce alana yayılmış durumda.Millions of people living here, stretched over many kilometers.
Mavi balina (Balaenoptera musculus) dünyamızda yaşayan en büyük hayvandır.Blue whales [Balaenoptera musculus] are the biggest animals ever to exist on earth.
Fakat mavi balina yaşayan en büyük şey değil.But the blue whale is not the biggest living thing.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yaşayan ile cümle - Sayfa 10 - yaşayan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App