Yüzgeçayaklıların yaşayan 33 türü bulunur ve fosillerden 50'den fazla türü tanımlanmıştır.Współcześnie istnieją 33 gatunki, na podstawie skamielin opisano też ponad 50 gatunków wymarłych.
Yaşayan bütün türler İndriinae alt familyasına aittir.Wszyscy ludzie na ziemi należą do jednej ludzkiej rodziny.
Yaşayan Ölülerin Gecesi ile 1990 yılında yeniden yönetti.W 1990 wyreżyserował remake Noc żywych trupów.
Fakat bu dönemde şehrin kimliği ve yaşayan insanların özellikleri hakkında pek bir şey bilinmemektedir.Nieznane są jednak bliżej szczegóły jej życia i pobytu w tym mieście.
Yaşayan plasentalı memeliler içinde bilinen en fazla diş içeren dentisyon formülü: 3.1.4.33.1.4.3'dür.Były małe ze skróconym dziobem i prymitywną formułą zębową (3.1.4.3, 3.1.4.3).
Soyu tükendi sanılırken 2008 yılında 70 yıl aradan sonra tekrar yaşayanları bulunmuştur.Cielęta Reem od razu się rozdzielają by spotkać się ponownie po siedemdziesięciu latach.
Asırlık Çınar ağaçları hala günümüzde yaşayan ender yaşam alanlarıdır.Stare zaniedbane drzewa owocowe są jedynymi żywymi pozostałościami wsi.
Çoğu başkentte yaşayan Yahudilerin nüfusu 2500 - 3000 arasıdır.2500 osób, w większości Żydów zamieszkujących miasto.
Yaşayan Kütüphane Düzenleyici Rehberi.Rekord w Przewodniku Bibliograficznym.
1998 yılında "People" dergisi tarafından yaşayan en seksi adam seçildi.W 1992 roku został wybrany najseksowniejszym żyjącym mężczyzną przez magazyn „People”.
Düğmeli domuz (Phacochoerus africanus), domuzgiller familyasından Afrika'da yaşayan bir yaban domuzu türü.Guziec zwyczajny (Phacochoerus africanus) – ssak parzystokopytny z rodziny świniowatych.
Günümüz gençlerinin bu farklı durumunu, filmdeki anneyi kızıyla yaşayan dul anne yaparak keşfetmeyi denedik.Miałam szczęście doświadczyć rzeczy, o których młode pokolenie księżniczek dziś marzy.
Kızı, Daisy ise Paris'te yaşayan bir şairdir.Córka Aneta Łastik jest znaną pieśniarką, mieszkającą w Paryżu.
Tuna ve Aras Kuzguncuk'ta yaşayan iki kardeştir.Dwóch braci z osłem w brązowych habitach franciszkańskich.
Büyükşehirlerde yaşayanların yarısından azı kendi evinde oturmaktadır.W położonych po sąsiedzku czterech wsiach mieszka połowa mieszkańców gminy.
Bu toprak kaybından sonra bölgede yaşayan birçok Fin, toprağını terk etti.W wyniku traktatu Finlandia utraciła część swojego terytorium.
Ayrıca yaşayan en büyük keseli hayvandır.Jest też największą znaną rybą.
Bugün Türkiye'nin Güneydoğusunda yaşayan Süryanilerin dili Aramice kökenlidir.Obecnie Oguzami nazywa się ludność posługującą się południowo-zachodnimi dialektami języka tureckiego.
Baba tarafının bir kısmı Rusya yönetimindeki Polonya'da yaşayan Kosciusko ailesindendir.Na jednym z nich poznaje hrabinę Koniecpolską, z pochodzenia Niemkę.
Ömrünün sonuna kadar Montevideo’da yaşayan İzak Algazi 3 Mart 1950'de öldü.Pfeiffer spędziła resztę swojego życia w Key West aż do śmierci w dniu 1 października 1951 roku.
Bütün karakterleri, Hıristiyanlık ideallerine göre yaşayan güçlü romantik bireylerdir.Wszystkie są połączone ideałem wiary chrześcijańskiej.
Sizin anlayacağınız, bizim köy dört mevsimi de yaşayan bir iklime sahiptir.Wieś otrzymała 4 lata wolnizny.
Bir başka anlamı ise tüm yaşayan varlıkların özünde mevcut olandır.Duszę ma zatem wszystko, co żywe.
A poète maudit (Türkçe: Lanetli şair) Hayatını topluma karşı ya da toplumun dışında yaşayan şairdir.Poeta wyklęty to poeta zbuntowany przeciw społeczeństwu, outsider przekraczający normy obyczajowe.
Ölmeden önce yaşayan son Alman mareşaliydi.Był ostatnim jak dotąd żyjącym marszałkiem Francji.
Asya ekonomisi, 49 farklı devlette yaşayan 4.4 milyardan fazla insandan (dünya nüfusunun %60'ı) oluşur.Azję zamieszkuje 4,4 mld ludzi (dane z 2015 roku), co stanowi 60% ludności świata.
Helvetii ismi Roma işgalinden önce İsviçre Platosunda yaşayan Keltli bir kavim olan Helvetlerden üretilmiştir.Pozwala to sądzić, że tego typu psy żyły na terenach szwajcarskich przed przybyciem Rzymian.
Böylece Âdem yaşayan varlık oldu.Stała się Istotą z Otchłani.
Buna rağmen ustasının diğer yaşayan varlıklar için hissettiği derin duygulardan yoksundur.Czy mogłoby Mu brakować cech, których wymaga od swych stworzeń?
Adam ormanda yaşayan barbar biridir ve ormanda halkı da vardır.Mieszka w domku w lesie, podobnie jak świnki.
Yaşayan halkın kökeni Uygur Türkleridir.Wśród zwyczajów wielkanocnych są turki.
İki ırmak arasında yaşayan halk bunu dikkatle izledi.Siły te skoncentrowane były pomiędzy obydwiema rzekami, pod Collegno.
O zamanlarda, şehirde yaşayan 8.000 kişi vardı.Vid denna tid, bodde i staden 8 000 människor.
Bu familya sadece en büyük balinaları değil, en büyük yaşayan hayvanları kapsar.Medlemmarna av denna familj är inte bara de största valarna, de är också de största levande djuren.
1665 - Yaşayan en uzun ömürlü gazete, The London Gazette ilk kez yayımlandı.1665 – The London Gazette, världens äldsta officiella tidning, ges ut första gången.
Biyofili hipotezi insan benliği ve diğer yaşayan sistemler arasında içgüdüsel bir bağ olduğunu öne sürer.Biophiliahypotesen föreslår att det finns ett instinktivt band mellan människan och andra levande system.
Yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısı 2000 yılında %30, 2008 yılında %14 düşmüştür.Antalet personer som levde under fattigdomsgränsen minskade från 30% år 2000 till 14% år 2008.
Çünkü aileyle yaşayan ve Alzheimer hastası olan babası için endişelenmektedir.Han oroar sig för sin far, som lider av Alzheimers.
Bu cinse mensup iki tür, insanın yaşayan en yakın akrabalarıdır.Släktet bildas av två arter som är människans närmaste nulevande släktingar.
Genelde şehirde yaşayan halk tarafından şehrin ismi "Donny" olarak söylenir.Invånarna kallar staden ofta för bara Donny.
Ancak adalarda yaşayan T. pp. hebridensis alt türü kışları deniz kıyısında bulunabilir.Underarten T. pp. hebridensis frekventerar dock havsstranden på vintern.
Boston'daki karantina altına alınan bölgede yaşayan Joel, partneri Tess ile birlikte kaçakçılık yapmaktadır.Joel bor i en karantänzon i Boston och livnär sig som smugglare tillsammans med sin partner Tess.
Adam ormanda yaşayan barbar biridir ve ormanda halkı da vardır.Bor en man i skogen? → Bor det en man i skogen?
Hastalığın en agresif örnekleri, köylerde yaşayan ilkel halk bireylerinde görülür.Dementorer (Alla) Dementorer är bland de värsta varelser som finns på jorden.
Makigiller 5 yaşayan makimsi (Lemuriformes) familyasından biridir.Lemurer är en av fem levande familjer i delordningen Lemuriformes.
Bataklık valabisi (Wallabia bicolor) Avustralya'nın güneydoğusunda yaşayan küçük bir tür.Svartsvansvallaby (Wallabia bicolor), en mindre art från sydvästra Australien.
Simun Petrus, “Sen, yaşayan Tanrı'nın Oğlu Mesih'sin” yanıtını verdi.Petrus svarade då: ”Du är Messias, den levande Gudens Son.”
Valencia, Kaliforniya'da yaşayan Posey'in Jesse ve Derek adında iki erkek kardeşi vardır.Han bodde i Valencia i Kalifornien och har två bröder, Jesse och Derek.
Ve Âdem karısının ismini Havva koydu, çünkü bütün yaşayanların anası oldu."Adam ger sin hustru namnet Eva, eftersom hon skulle bli mor till alla levande.
Cİvarda yaşayanlar bu adamla sıkı bağlar kurmuş, fikrine önem vermişler ve itaat etmişler.Folket lyssande noga och trodde honom.
Yaşayan türlerin %40'ı Afrika'da bulunur.Av världens boskapsskötande befolkning finns cirka 40 procent i Afrika.
Sıradan bir evlilik yaşayan John ve Jane Smith’in hayatları gün geçtikçe daha sıkıcı bir hal almaktadır.Paret John och Jane Smith lever ett helt inrutat liv i ett äktenskap som det gått rutin i.
Deniz kuşları, deniz ortamına uyum sağlayarak yaşayan kuşlardır.Havsfåglar är fåglar som har anpassat sig till liv inom marina miljöer.
Gelişmekte olan ülkelerde hastalığın en yaygın görüldüğü kişiler çiftçiler ve şehirlerde yaşayan yoksullardır.I utvecklingsländer är sjukdomen vanligast hos bönder och fattiga som lever i städer.
Dursley ailesi Harry Potter'ın yaşayan son akrabalarıdır.Huvudartikel: Familjen Dursley Familjen Dursley är Harry Potters sista levande släktingar.
Mahallede yaşayan gençlerin ve yetişkinlerin büyük çoğunluğu çeşitli şehirlerde çalışırlar.Föreningen samlar flertalet av byns ungdomar och vuxna inom olika aktiviteter.
Afrika savan fili (Loxodonta africana), günümüzde yaşayan en büyük kara hayvanıdır.Savannelefanten (Loxodonta africana) är det tyngsta landlevande djuret.
3400 metre yükseklikte yaşayanları da görülmüştür.Individer upptäcktes även i 4000 meter höjd.
Bu hareket ciddi mali sıkıntılar yaşayan şirkete 51 milyon £ kazandırdı.På så sätt kunde företaget, som då hade svåra ekonomiska problem, inbringa 51 miljoner pund.
Yaşayanların çoğu yaşlıdır.De flesta husen är dock äldre.