Yaşayanların %98'i yerli halktır.98% van de inwoners is indiaans.
Dünya'da yaşayan tek kişiler artık kardeşlerdir.In het echte leven zijn ze ook broers.
Dizi, hayalî şehir O-Town'da yaşayan Rocko adında adında bir kangurunun hayatını konu alır.De hoofdpersoon Rocko woont in een stad genaamd O-Town.
Köyde yaşayan halk tamamı değişik etnik kökene sahip insanlardan oluşmaktadır.Zo wordt Centrum bewoond door mensen met allerlei nationaliteiten.
2001 yılı belirlemelerine göre köyde yaşayan kişi sayısı 47'dir.Bij de volkstelling in 2000 werd het aantal inwoners vastgesteld op 47.
Yaşayan fosil tanımını hak etmektedirler.Zij worden door hun kenmerkende fossiele fauna herkend.
Çok ürkek ve saklı yaşayan bir hayvandır.Het is een zeer schuwe en verborgen levende soort.
Beldede yaşayan halk genelde iyi eğitim almış insanlardan oluşmaktaydı.De hele Zwitserse bevolking in het algemeen goed opgeleid.
Burada Bardanes ismini değiştirip Filippikos ismini almış ve bu şehirde yaşayanları isyana tahrik etmiştir.Hij veranderde de naam in Philippi, naar zichzelf, en vergrootte de populatie sterk.
İlk rolü, bir korku filmi olan 1968 tarihli Yaşayan Ölülerin Gecesi'ndeki zombi karakteridir.Zijn eerste rol was een zombie in de horrorfilm Night of the Living Dead (1968).
Yaşayan kütüphane kitap ödünç alınabilecek kütüphane formunda organize edilmiştir.Een levende bibliotheek wordt georganiseerd in de vorm van een uitleenbibliotheek.
Tek başına Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan bir türdür.De soort leeft in Europa en Noord-Afrika.
Yaşayanların çoğu yaşlıdır.De meeste sprekers zijn oudere mensen.
Kurosava'nın annesi, Osaka'da yaşayan bir tüccar aileden geliyordu.Zijn moeder was de dochter van een koopman uit Osaka.
Suriye Türkleri ya da Suriye Türkmenleri, Suriye'de yaşayan Türk azınlıktır.De Syrische Turkmenen, Syrische Turken, of Syrische Turkomannen zijn een Turkse bevolkingsgroep in Syrië.
Entertainment Weekly tarafından yaşayan en komik adam seçildi.Hij beschreef zijn leven in een interview met Entertainment Weekly.
Şehirde yaşayan Ostrogotlara karşı gayet iyi davranıldı.Er zijn in het stadje erg goede asfaltwegen aangelegd.
Bu toprak kaybından sonra bölgede yaşayan birçok Fin, toprağını terk etti.Na deze ontginning ontstonden tal van veenplassen in het gebied.
Afrika'nın doğusunda ve güneyinde yaşayan türün tanınan on iki alt türü bulunur.De soort komt voor in het oosten van Afrika en telt 2 ondersoorten:.
Atkuyrukları "yaşayan fosil" olarak nitelendirilir.De dieren worden hierdoor wel gezien als een levend fossiel.
Mahallede yaşayanlar bu yorumu yaparlar.Soortgenoten in de buurt beantwoorden de roep.
Böylece Âdem yaşayan varlık oldu.Uiteindelijk wordt dit een levend wezen.
Özellikle sabit yaşayan hayvan grupları için önemli formlardır.Volwassen dieren vormen vaste familiegroepen.
Bölgede yaşayan Türklerin sayısı çeşitli kaynaklarda 2,5-3,5 milyon arasında bulunmaktadır.De schattingen voor de totale bevolking van de Westoever lopen uiteen van 2,5 tot 3,5 miljoen inwoners.
Kortejoların giriş kapısı kapandığında burada yaşayan ailelerin dış dünya ile temasları kesilirdi.Door deze Kattenburgerbrug op te halen konden de bewoners zich afsluiten van de buitenwereld.
Mahallede yaşayanlar dere kenarında çamaşırlarını yıkamaktadır.Bij Buurmalsen mondt de Korne in de Linge uit.
Bu gruba ait 50'den fazla yaşayan tür bulunmaktadır.Er zijn meer dan 50 soorten die tot dit geslacht behoren.
Evsizlik olgusunu yaşayan bireye evsiz denilmektedir.Deze engere kijk noemen we dakloosheid.
Suda yaşayan omurgasız hayvanlar ise solungaçlarıyla solunum yapar.Op land levende dieren ademen via de longen.
Bu gelişme, düzlüklerde yaşayanlara büyük bir dezavantaj getiriyordu.Dit zorgde voor grote overlast voor de bewoners van de vlaktes.
Familyanın bugün yaşayan 3 cinsi ve 41 türü bulunmaktadır.De familie telt 3 beschreven geslachten en 41 soorten.
Uzun parmaklıgiller (Daubentoniidae) familyasının tek yaşayan üyesidir.Het is één van de weinige gedoornde leden van de kruisbloemenfamilie.
Güneyde yaşayan kuşlar kuzeydekilere göre daha küçüktür.Dieren in zuidelijke streken zijn kleiner dan noordelijke dieren.
Doğal ortamında en uzun yaşayan papağanlardan biridir.Het is een van de moeilijkst bereikbare natuurparken.
Orada yaşayanlar sonsuza dek genç, sağlıklı ve mutlu kalır.De mensen die hij er aantrof waren gezond, gelukkig en welvarend.
Farklı yerlerde yaşayan Çerkesler de bir araya gelerek hasret giderilir.Elders raken de gemoederen evenzeer in beroering.
Madagaskar ve Aldabra'da yaşayan iki alt türü vardır.Er zijn twee soorten die voorkomen op Mauritius en Madagaskar.
Belize mutfağı Belize ülkesinde yaşayan farklı uluslar ve onların yiyeceklerinin bir karışımıdır.De Belgisch-Amerikaanse cuisine is iets wat Belgische Amerikanen over hun etnische verschillen verbindt.
Dizi, tipik bir Amerikan kasabasında yaşayan bir ailenin ve aile üyelerinin yaşamı üzerine kurulmuştur.De reeks stond erom bekend een typisch Amerikaanse familie weer te beelden in een typisch Amerikaanse dorp.
Organize yaşayan, sosyal böceklerdir.Het zijn sociale, boombewonende dagdieren.
Bu topraklarda yaşayan köylülere, yüksek vergiler alınarak çok büyük bir sosyal baskı uygulanırdı.De gewone boerenstand had daarentegen te maken met een onevenredig grote belastingdruk.
Hutular, Burundi ve Ruanda'da yaşayan Bantulardan bir halk.De Hutu zijn een Bantoevolk dat vooral leeft in Rwanda, Burundi en Oeganda.
Tuzlu suda yaşayanları da, tatlısuda yaşıyanları da vardır.In de poel huizen ook watersalamanders en heidekikkers.
Biyoloji tarihinde antik çağlardan günümüze yaşayan dünyanın incelenmesi ele alınmaktadır.De geschiedenis van de biologie betreft de studie van de levende wereld van oude tot nieuwe tijden.
Nil leçvesi (Kobus megaceros), boynuzlugiller (Bovidae) familyasından Afrika'da yaşayan antilop türü.De Nijlantilope (Kobus megaceros) is een antilope uit het geslacht Kobus.
Yırtıcı şekilde yaşayan kuşlardır.Onvolwassen vogels zijn gespikkeld.
Tropik ormanlarda tek başına yaşayan bir gece hayvanıdır.Het is een solitair dier dat op de bosbodem leeft.
Genel olarak Avrupa kıtasında yaşayan toplam nüfus ise yaklaşık olarak 710 milyondur.Ter vergelijking, er zijn 710 miljoen Europeanen op het hele continent.
Sıklıkla, yaşayan fosil olarak anılırlar.Deze soort wordt hierom soms wel als levend fossiel gezien.
Dünya nüfusu ya da dünya insan nüfusu, dünya üzerinde yaşayan insan sayısını verir.De wereldbevolking is het totaal aantal momenteel levende mensen op aarde.
1722'de Hollandalı denizci Jacop Roggeveen, Manua Adalarını keşfetti ve burada yaşayanlarla ilişki kurdu.In 1722 ontdekte de Nederlander Jacob Roggeveen het Paaseiland en trof er twee- tot drieduizend bewoners aan.
Yalak'ta yaşayan köylüler pamuk ile uğraşırlar.Verder werken een aantal dorpsbewoners in Jakoetsk.
Afrika'da yaşayan beş aynak türünü içinde barındırır.In het verblijf leeft een groep van vijf Afrikaanse wilde honden.
İlki sadece 10 yaşayan hücreye (minimum olduğu kanıtlanan) sahiptir.Er wordt beweerd dat het slechts tien fonemen kent (een minder dan het Rotokas).
Pierre Darcourt (23 Ocak 1729 - 11 Mayıs 1837), 1955'ten önce Belçikalı ilk uzun yaşayan insan.Pierre Darcourt (23 januari 1729 – 11 mei 1837) was een Belgische eeuweling.
Lydia, şehirde yaşayan bir kadın bulmuştur grup oraya kadının evine gitmiştir.Hildy, een prostituee die hij in de stad leerde kennen, trekt bij hem in.
Bunu tüm yaşayanlar kabul eder.Het hele volk is het hiermee eens.
Mahallede yaşayan bayanlar geleneksel olarak sadece birkaç çerkes mahallenine mahsus siyah çarşaf giyerler.Ze rennen door het publiek helemaal naakt met alleen scheerschuim op sommige plekken.
Fifanın yaşayan 125 en iyi futbolcusu listesindedir.Hij staat ook genoteerd in de lijst van de 125 nog levende beste voetballers.
Ayrıca Zara ilçesinde yaşayanların yaz aylarında serinlemek için göle girmektedir.Hij was het die op de gedachten kwam om hier zomers te gaan wonen.