Köyde yaşayan nüfus genelde 50'li yaşların üzerindedir.No homem sua presença é mais frequente a partir dos 50 anos.
Atkuyrukları "yaşayan fosil" olarak nitelendirilir.A árvore passou então a ser chamada fóssil vivo.
Yaşayan insanların kanlarını emerek yaşamını sürdürür.Ou, seja, é sangue de uma pessoa viva.
Artık o bir yaşayan makinedir.Ele é uma máquina de matar.
Denizyıldızı, denizde yaşayan bir canlı.Estreia Bebê a Bordo no Viva.
Turist Ömer, avare, dertsiz tasasız yaşayan, fakir bir kişidir.Segundo ele, havia um oásis, pobre e pouco habitado.
Güneyde yaşayanları yerleşikken, daha kuzeyde yaşayan popülasyonlar göçmendir.As populações mais a Norte são migratórias enquanto que as populações mais a Sul são residentes.
Yalnızca Brezilya'da yaşayan bir çeşit maymun türü.Apenas uma espécie registrada para o Brasil.
Luhmann otopoietik sistemleri üçe ayırmaktadır: Yaşayan sistemler, psişik sistemler ve sosyal sistemler.Luhmann aborda três tipos de sistemas sociais: as interações, as organizações e a sociedade.
Biyoloji tarihinde antik çağlardan günümüze yaşayan dünyanın incelenmesi ele alınmaktadır.A história da biologia traça o estudo do meio vivo desde a Antiguidade até aos tempos modernos.
KAYNAK: İhsan Küçüköner, Köyün yaşlıları, Muharcirliği yaşayanlar.Poemas: Fruta Madura, Mundo em Chamas, Menino Longe.
Kaderimiz... (film, 2015) Halk içinde yaşayan ömür.No cinema fez participação no filme Os Breves: A Persistência de um Povo de 2015.
Yaşayanların %98'i yerli halktır.No total 98% dos habitantes são de língua persa.
Mevsimsel olarak tekeşli yaşayan fregat kuşları koloni hâlinde yuva yaparlar.Os corvos-marinhos reproduzem-se uma vez por ano em colónias barulhentas, situadas em zonas costeiras.
Bu bölgede yaşayan Misyalıların soyu da Pelasglardan gelmektedir.Os búfalos provenientes da Itália também pertencem a esta subespécie.
Bu cinsel yönelim, sadece yaşayan insanlara karşı duyulan bir yönelimdir.QUIEN, QUIENES São formas que se referem apenas a pessoas.
Burada asıl amaç köyde yaşayan gençlerin spor yapmasını sağlamaktır.Seu principal objetivo é o incentivo à prática de esportes na cidade.
Bunun üzerine Almanların hakimiyetinde yaşayan Polonyalılar da kurulan cumhuriyete katılmak istediler.Portanto, as equipes nessas áreas preferiram aderir à restabelecida liga nacional alemã.
Ama kasabada yaşayan bir yabancı gider polislere tüm durumu anlatır ve tuzak işe yaramaz.Um assassino á solta na cidade espalha o pânico e a policía é ineficiente em sua captura.
Günümüzde yaşayanlar Kırvar aşiretine mensuptur.Já estamos nos sentindo órfãos aqui na Cúria.
İlçe'de yaşayanların çoğu 20 ila 45 yaşları arasındadır.A maior parte de seu público possui idades entre 20 a 45 anos.
Andie Bates rolünde Skyler Samuels, semtte yaşayan genç bir kız.Skyler Samuels como Andie Bates, uma Succubus.
Hatta ABD'de yaşayan Meluncanlar da toplantıda yer almaktadırlar.Mesmo os uberabenses que moram fora da cidade, participam.
Şu an İsviçre'de yaşayan 120.000 Türk Vatandaşı vardır.Havia também cerca de 120 000 turcos na Grécia.
Türkiye'nin hâlen yaşayan en eski çocuk tiyatrosudur.É o mais antigo teatro da Europa ainda em atividade.
BLEACH’in yaşayan insanları günümüze benzeyen bir dünyada yaşamaktadırlar.De mensen in Bleach wonen in een wereld die lijkt op de onze.
Çünkü o gün yeryüzünde yaşayan herkesin başına gelecek.Deze dag heeft verwantschap met de Dag van de Aarde.
1665 - Yaşayan en uzun ömürlü gazete, The London Gazette ilk kez yayımlandı.1665: De oudste nog bestaande Engelse krant, The London Gazette wordt voor het eerst uitgegeven.
A poète maudit (Türkçe: Lanetli şair) Hayatını topluma karşı ya da toplumun dışında yaşayan şairdir.Een poète maudit (gedoemde dichter) is de benaming voor een miskende of maatschappelijk onaangepaste dichter.
Japonya'da yaşayan öğrenci bir kızdır.In Japan woont een meisje.
Yaşayan Ölülerin Gecesi George A. Romero'nun yönetiği ilk uzun metrajlı filmdi.Night of the Living Dead was de eerste lange bioscoopfilm van George A. Romero.
Dizide Helen Hunt ve Paul Reiser New York'ta yaşayan yeni evli bir çifti canlandırmaktadırlar.In de hoofdrol spelen Paul Reiser en Helen Hunt een pas getrouwd stel in New York.
İzmir'de yaşayan Türk sayısı 79.288 kişi olup, nüfusun % 38'ini teşkil etmekteydi.Het aantal Turkse mensen in Izmir was op dat moment 79.288 mensen en kwam neer op 38% van de bevolking.
Amca Tyrone, Dayton, Ohio'da yaşayan alaycı bir Simpson büyüğü.Oom Tyrone is een cynische oudere Simpson die in Dayton (Ohio) woont.
Ancak bunlar yaşayan temsilcilerinden daha büyük olmuşlardır.Het is sterker dan degenen die er onder leven.
Chiapas'ta birçok insan kırsal alanda yaşayan yoksul çiftçilerdir.De meeste inwoners van Chiapas zijn arme boeren.
Bazı bölgelerde yaşayan nüfusun %25'inin bu enfeksiyondan muzdarip olduğuna inanılmaktadır.In sommige gebieden is naar schatting 25% van de bevolking geïnfecteerd.
Toplu halde yaşayan bir kuş değildirler ve nadiren büyük sürülerde görülürler.De soorten leven in en op de bodem en worden daardoor zelden gezien.
Yaşayan bütün türler İndriinae alt familyasına aittir.Alle soorten behoren tot de onderfamilie Elaphrinae.
Amiral Kendal Ozzel Star Wars evreninde yaşayan hayali bir karakter.Admiraal Kendal Ozzel is een personage uit Star Wars.
Kızı Zelha'yla (Fatma Girik) yaşayan Avanos'tan af dileyecek, bağışlanmasını isteyecektir.Hij zoekt haar op en smeekt haar om vergeving, die zij dankbaar schenkt.
İki ırmak arasında yaşayan halk bunu dikkatle izledi.Het Generale Zijlvest der Drie Delfzijlen hield daarop toezicht.
Kıyaslamak gerekirse, birçok yüzeye yakın yerlerde yaşayan ahtapotların çoğu yaklaşık bir yıl yaşar.De meeste lieveheersbeestjes leven ongeveer een jaar.
İlde yaşayan insanlara Meurthe-et-Mosellans denilmektedir.De inwoners van Meurthe-et-Moselle heten Meurthe-et-Mosellans.
Abhazya'da yaşayan Abhazlar, Abazalara dil açısından en yakın halktır.Het door de Abazanen gesproken Abazijns is het meest aan het Abchazisch verwant.
Örgütü kuranlarda Varşova Gettosu'nda yaşayanlardı.Hij was eigenaar van Többenswerke in het Getto van Warschau.
Mağarada yaşayan türleri de vardır.In de grot wonen ook vleermuizen.
"Yaşayan ölülere ne oldu?"."Waarom zoekt u de levende onder de doden?"
Borçluya veya "yaşayan kitaba" yönelik böyle açık bir tartışma durumuna girme riski yönetilebilir.Het risico voor de lener en het 'levende boek' om in een open discussiesituatie te komen, is beheersbaar.
Lucian 'ın arkadaşları bataklıkta yaşayan kısa boylu Tony Parsons ve okul arkadaşı Mary 'dir.Lucien is bevriend met Tony Parsons, een kind uit het moeras.
Bunlar karada yaşayan atalarından miras kalmıştır.Hij behoorde tot de groep van Der Vaderen Erfdeel, die het blad De Wolfsangel uitgaf.
Fakat dağlarda yaşayan kabileler tarafından saldırıya uğrarlar.Ze worden aangevallen door bandieten die in de bergen wonen.
Köprünün adı, Türkiye'de yaşayan Alevilerin tepkilerine yol açtı.Dit leidde tot protesten van de alevieten in Turkije.
Manav Halil kendi halinde yaşayan bir adamdır.Harry Haller voelt een dualisme in zichzelf.
Yapıt 1950'lerde Teksas'ta yaşayan bir ailenin dramatik öyküsünü işlemektedir.De film vertelt het verhaal van een eenvoudige werkende vrouw in Londen in 1950.
Ölümüyle birlikte Nero Claudius Drusus ve Küçük Antonia'nın başka yaşayan torunu kalmamıştır.Met haar stierf het laatste nog levende kleinkind Nero Claudius Drusus en Antonia minor.
Mübadillerden yaşayan kimse kalmamıştır.Van de dragers is niemand meer in leven.
O, B612 Asteroidinde tek başına yaşayan bir prenstir.De kleine prins leefde op planetoïde B612.
Fransa'da yaşayan Müslümanların sayısı konusundaki varsayımlar oldukça değişkendir.De mate waarin Chinese moslims vrome gelovigen zijn kan sterk variëren.
6. yüzyılda Jordanes, Scandza'da yaşayan Suehans ve Suetidi adında iki kabileden bahseder.In de 6e eeuw vermeldt Jordanes de Suehans en Suetidi als stammen die in Scandinavië leven.