Mısır'ın tüm tapınaklarında yaşayan tanrıların tamamı Mısır panteonunun tamamını oluşturmaktaydı.Os deuses residentes nos templos do Egito representavam, coletivamente, todo o panteão.
James Bowen, 15 Mart 1979 Surrey doğumlu, Londra’da yaşayan yazar ve sokak sanatçısıdır.James Bowen (Surrey, 15 de março de 1979) é um autor e artista de rua, baseado em Londres.
Yaşayan son genrō olarak, 1920'ler ve 1930'larda Japonya'nın en saygın devlet adamıydı.Foi o último genrō, e o mais distinguido estadista japonês nas décadas de 1920 e 1930.
New York'un Upper West Side'da en yakın arkadaşı Grace Adler ile birlikte yaşayan bir avukattır.Ele é um advogado gay que vive em Nova Iorque com sua melhor amiga, Grace Adler.
Ayrıca, Mersin’de yaşayanları müziğin evrensel dünyasıyla buluşturmuştur.Em vez disso, Antonio entrega-se aos prazeres da vida na capital.
Bölgede yaşayan birçok Dürzî, sürgün edildi.Porém, muitos deles foram brutalmente expulsos do condado.
Diana Abgar'ın annesi Avet, İran'ın Şiraz bölgesinde yaşayan Tateos Avetum ailesinden gelmektedir.A mãe de Diana Apcar, Avet, vinha da família Tateos Avetum, no distrito de Shiraz, no Irão.
Yaşayanların çoğu yaşlıdır.A maioria desses falantes são bem idosos.
"Yaşayan ölülere ne oldu?"."O que aconteceu com meus pais?"
Novara'da yaşayanların ortalam yaşı 44dır ve bu İtalya ortalaması olan 42 üstündedir.A idade média de um residente romano é de 43 anos, em comparação com a média italiana de 42.
Kuklakız: Yaşayan kukla.Alfarrabista: A Noite do Boneco Vivo.
Örgütü kuranlarda Varşova Gettosu'nda yaşayanlardı.A organização operava principalmente dentro do gueto de Varsóvia.
Fakat ilk gelenlerin evlatlarından yaşayan az sayıda yaşlı vardır.Nela ainda vivem alguns descendentes dos primeiros habitantes.
Bazı bölgelerde yaşayan nüfusun %25'inin bu enfeksiyondan muzdarip olduğuna inanılmaktadır.Em algumas áreas, acredita-se que até 25% das pessoas são afetadas.
Diğer ülkelerde yaşayan Japonlar'a da nikkeijin (日系人) denilmektedir.As pessoas com ascendência japonesa que nasceram em outros países são denominadas nikkeis.
Ve adam yaşayan can oldu.”Você é um homem morto!".
Dünyada yaşayan en hızlı darbeci hayvandır.O guepardo é o animal terrestre mais rápido do mundo.
Chiapas'ta birçok insan kırsal alanda yaşayan yoksul çiftçilerdir.No entanto, um grande número de camaroneses vivem na pobreza como agricultores de subsistência.
Avustralya'da yaşayan memeli hayvanların büyük bölümü kangurular gibi keseliler grubundandır.Tais exemplos incluem a carne moída feita a partir de animais locais, como os cangurus da Austrália.
Şövalye Nils Olav, İskoçya'nın Edinburgh kentinde yaşayan bir imparator penguendir.O brigadeiro Sir Nils Olav é um pinguim-rei que reside no Zoológico de Edimburgo, na Escócia.
İstanbul'da yaşayan yeni evli bir çiftin içine düştükleri cehennemi konu alır.O problema é que agora o quarto está sendo ocupado por um casal de recém-casados.
Yaklaşık olarak 60.000 yaşayan, 60.000 kadar da soyu tükenmiş fosil türü bilinmektedir.No total já foram encontrados fósseis de pelo menos 60 espécimes de massospondylus.
Taşrada yaşayan Kürtler ise, daha çok geleneksel Kürt kültüründe kalmışlardır.Danças em círculo similares também são tradicionais em outras culturas da região.
Günümüzde yaşayan tüm cinsler ancak Pleistosen devrinde gelişmişlerdir.Atualmente não existe nenhum exemplar vivo, visto que se extinguiram já no Pleistoceno.
Lucas en eski yaşayan Olimpiyat Sporcuları'ndan birisi olarak kabul edilmekteydi.Kato é conhecido também por ser um dos mais bem sucedidos atletas olímpicos da Era Moderna.
Umar 1975 yılından bu yana, Cezayir'in Tinduf Vilayetinde sürgünde yaşayan bir Polisario Cephesi gazisidir.Omar é um veterano da Frente Polisario que viveu no exílio na província de Tindouf, na Argélia, desde 1975.
Telles'in ilk öykü kitabı, 1944 yılında basılan Praia Viva (Yaşayan Kumsal) adlı eseriydi.O sucesso se repetiu com Praia Viva (1944).
O, B612 Asteroidinde tek başına yaşayan bir prenstir.O Pequeno Príncipe vive tranquilo no distante asteróide B-612.
Goril (Gorilla gorilla) , yaşayan en büyük insansı ve primat türüdür.O gorila é o maior primata vivo que existe.
Güneyde yaşayan ırklar tepeliklerini yıl boyu muhafaza ederler.Algumas raças meridionais mantém a crista durante todo o ano.
Cİvarda yaşayanlar bu adamla sıkı bağlar kurmuş, fikrine önem vermişler ve itaat etmişler.Uma vez, os homens da congregação sentiram de impor as mãos sobre ele e orar.
Adada yaşayan Vikingler ejderhalara karşılık verirler.Os dragões vivem na Terra dos Dragões.
Bu da onu şempanzeden (bonobo dahil) sonra insanın yaşayan ikinci en yakın akrabası yapar.Junto com o chimpanzé-comum, o bonobo é o parente vivo mais próximo geneticamente do ser humano.
Sumatra kaplanı yaşayan kaplan türlerinin en küçüğüdür.O tigre-de-sumatra é a menor subespécie de tigre da atualidade.
Heidi, Alpler'de büyükbabasıyla yaşayan öksüz bir kızın romanıdır.Heidi é uma menina orfã que passa sua infância ao lado de seu avô nos Alpes Suiços.
Simun Petrus, “Sen, yaşayan Tanrı'nın Oğlu Mesih'sin” yanıtını verdi.Simão Pedro, respondendo, disse: "Tu és o Cristo, o Filho do Deus vivo".
Dünya nüfusu ya da dünya insan nüfusu, dünya üzerinde yaşayan insan sayısını verir.Em termos demográficos, a população mundial é o total de humanos atualmente vivendo no planeta Terra.
Adam ormanda yaşayan barbar biridir ve ormanda halkı da vardır.É uma selvagem e mora no bosque.
Mahallede yaşayan bütün ailelerin Bu bölgede akrabaları vardır.O presidente ainda tem vários parentes vivendo naquele país.
Tony Peyton, Globetrotters'in ilk takımından yaşayan son oyuncudur.Tony - Tony foi o primeiro goleiro dos Azuis.
Dağda yaşayan canlıların bir kısmı o bölgeye endemiktir.Algumas das plantas que se encontram na montanha são endémicas.
Bu faziletlerin tek başına yaşayan bir insanda değil de toplumda oluşabileceğini öne sürdü.Ele deixa claro que isso é possível apenas na união e na abordagem dos seres humanos.
"Antik Çağ'da Amisos ve Çevresinde Yaşayan Halkların Dinsel İnanışları"."De natura et dignitate amoris" ("Sobre a Natureza e a Dignidade do Amor") por volta da mesma época.
Basklar, İspanya'nın kuzeyi ve Fransa'nın güney batısındaki özerk bölgede yaşayan bir halktır.Os bascos são um grupo étnico que habita partes do norte da Espanha e do sudoeste da França.
Mabalar, Çad ve Sudan arasında yaşayan etnik bir azınlık.Os mabas são uma minoria étnica no Chade e Sudão.
Şehirde yaşayanların yüzde yetmişbeşi Etiyopya Ortodoks Tewahedo Kilisesi'nin üyesidir.Quase metade da população etíope é membro da Igreja Ortodoxa Etíope.
Edna Buxton (Douglas) Philadelphia'da yaşayan bir ailenin şarkıcı olmak isteyen kızıdır.Mitchie Torres (Demi Lovato) é a garota que espera ser uma cantora algum dia.
Ancak, bugün yaşayan oyunların adedi yirmi-yirmi beş kadardır.Após 1475 a periodicidade dos jubileus é de vinte e cinco anos.
Birçoğu, ıslak ortamlarda yaşayan ökaryotik, fotosentetik organizmalardır.Muitas das algas são eucariotas, organismos fotossintetizantes que vivem no meio ambiente molhados.
Bahamut engin bir denizde yaşayan dev bir balıktır.Se poderia dizer que o baamute original foi um peixe gigantesco que residia em um mar imenso.
Türkiye dışındaki ülkelerde yaşayan Türkler üç grupta özetlenebilir.Os rios da Islândia podem ser classificados em três grupos.
Geleneksel yaşayan en seksi kadın seçimi, kadınların çekicikliklerine göre seçilir.A regra dos costumes mais antigos parece ter sido a de mulheres sucederem a mulheres.
Amca Tyrone, Dayton, Ohio'da yaşayan alaycı bir Simpson büyüğü.Tio Tyrone é um parente idoso e depressivo que mora em Dayton, Ohio .
Manav Halil kendi halinde yaşayan bir adamdır.João Godunha é um homem que vive sozinho.
İran Arapları, (Farsça: عربهای ايران Arabhayi İran), İran'da yaşayan Arap halkı.Arabān Irānī) são os árabes ou os falantes do árabe que habitam o Irã.
Şehirlerde yaşayan kemeler insanların çöplerinden ve depolarından beslenirler.Em áreas habitadas por humanos, eles também se alimentam de matéria em decomposição em depósitos de lixo.
2010 verilerine göre şehirde yaşayanların yaklaşık %10'u Grönland dışında dünyaya gelmiştir.Em 2011 10% dos habitantes da cidade nasceu fora da Gronelândia (Aproximadamente 320 habitantes).
110 kilometrekare alan karışık ağaçlardan oluşur ve İngiltere'nin yaşayan antik ormanlarından biridir.Tem mais de 110 km² de floresta, uma das mais antigas da Inglaterra, e que avança para o País de Gales.
Bari yaşayan bir kadının konuşması.É a eliminação da vida de uma pessoa praticada por outra.
Bu mezrada yaşayanların tümü köy halkının hısım ve akrabasıdır.Mahallenin eski ismi pırtındır.Hoje, toda a área do sítio chama-se Bairro dos Casa, em homenagem a seus antepassados, pioneiros da região.