Tom bana Park caddesinde yaşayan hiç kimseyi tanımadığını söyledi.Tom told me he didn't know anyone who lived on Park Street.
O uzun bir süredir Fransa'da yaşayan bir İtalyan Yahudisidir.He is an Italian Jew who has lived in France for a long time.
Tom'un yanında yaşayan adam oldukça tuhaf.The man who lives next to Tom is quite peculiar.
O yaşayan bir ansiklopedi.She's a living encyclopaedia.
Tom benim yaşayan tek akrabam.Tom is my only living relative.
Nar bülbülü Birleşik Krallık'ta yaşayan en tanınmış ötücü kuşlardan biridir.The robin is one of the most well-known songbirds living in the United Kingdom.
Dünya, Tanrı'nın yaşayan bir görüntüsüdür.The world is a living image of God.
Burada yaşayan insanların %30'unun hiç okyanus görmediği gerçekten doğru mu?Is it really true that 30% of the people who live here have never seen the ocean?
Tom'un yaşayan tek akrabası Boston'da yaşayan bir amca.Tom's only living relative is an uncle living in Boston.
Bu ülkede yaşayanların çoğu Sünni Müslümandır.In this country, most of the inhabitants are Sunni Muslims.
Adada yaşayan başka biri olmalı.There must be someone else living on the island.
Tom'un ikisi de Boston'da yaşayan iki erkek kardeşi var.Tom has two brothers who both live in Boston.
Boston'da yaşayan birini tanıyor musun?Do you know anybody who lives in Boston?
Gözün görebildiği kadarıyla yaşayan bir ruh yoktu.There wasn't a living soul as far as the eye could see.
Japonya'da yaşayan çok Brezilyalı var mı?Are there many Brazilians living in Japan?
Şehrin bu kısmında yaşayan bir sürü zengin insan var gibi görünüyor.There seems to be a lot of rich people living in this part of town.
İmparator John kendisini yaşayan bir tanrı ilan etti.Emperor John declared himself a living god.
Tom'un Boston'da yaşayan iki erkek kardeşi var.Tom has two brothers who live in Boston.
Yaşayan bir ruh yoktu.There wasn't a living soul.
Bilim adamları, sadece Antarktika'da yaşayan bir uçan penguen kolonisi keşfetti.Scientists have just discovered a colony of flying penguins living in Antarctica.
Burada yaşayan insanları tanıyor musun?Do you know the people who live here?
Tom çocukken, onun karşısındaki caddede yaşayan kıza saplantılı oldu.When Tom was a kid, he became obsessed with the girl who lived across the street from him.
Tom çocukken, sokağın karşı tarafında yaşayan kıza kafayı takmıştı.When Tom was a kid, he became obsessed with the girl who lived across the street from him.
Tur grubundaki tek erkek bendim. Diğerleri de İstanbul'da yaşayan 7 Arap kadındı.I was the only man in the tour group. The others were 7 Arab women who live in Istanbul.
Tom ve Ken zıt hayatlar yaşayan en iyi arkadaşlardı.Tom and Ken were best friends living opposite lives.
Paranız tek merkezdeki bir bilgisayarda yaşayan bir hayalet gibi.Your money is like a ghost, living in a centralized computer.
Tom yakın ilişkilerden çekinen yalnız yaşayan biridir.Tom's a loner who shuns close relationships.
Bize yakın yaşayan pek çok insan var.There are many people living near us.
Bu kahrolası köyde yaşayan köylülerin çoğu cahildir.Most of the peasants living in this godforsaken village are illiterate.
Bu kasvetli köyde yaşayan köylülerin çoğu cahildir.Most of the peasants living in this godforsaken village are illiterate.
Bu kahrolası köyde yaşayan köylülerin çoğunluğu ne okuyabiliyor ne de yazabiliyor.The majority of the peasants living in this godforsaken village cannot read nor write.
Bu kasvetli köyde yaşayan köylülerin çoğunluğu ne okuyabiliyor ne de yazabiliyor.The majority of the peasants living in this godforsaken village cannot read nor write.
Nadiya Savchenko gerçekten yaşayan bir efsane.Nadiya Savchenko is a real living legend.
Evren sadece hayattan dolayı vardır ve yaşayan her şey kendini besler.The universe exists only because of life, and everything that lives feeds itself.
Bu kentte, bir odada sekiz ya da on kişi yaşayan binlercesi var.In this city, there are thousands who live eight or ten to a room.
Ben yaşayanları hatırlıyorum ve ölüleri unutamıyorum.I remember the living and I can't forget the dead.
Hiç Avustralya'da yaşayan Kanadalı tanıyor musun?Do you know any Canadians living in Australia?
O evde yaşayan adam hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorum.I want to know more about the man who lives in that house.
Bir teknede yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend who lives on a boat.
Annemin annesi benim yaşayan tek büyük ebeveynimdir.My mother's mother is my only living grandparent.
Burada yaşayan insanlar bizim dostlarımızdır.The people who live here are our friends.
Yeryüzündeki tüm yaşayan varlıklar karbon içerirler. Sen bile karbon içeriyorsun.All living things on Earth contain carbon. Even you contain carbon.
Yeryüzündeki tüm yaşayan şeyler karbon içerirler.All living things on Earth contain carbon.
Boston'da yaşayanlarınız sorunun ne olduğunu bilir.Those of you that live in Boston know what the problem is.
Hollanda halk biliminde kabouterler yer altında yaşayan minik insanlardır.In Dutch folklore, kabouters are tiny people who live underground.
Prenses büyüdüğü zaman büyük bir mesafe yaşayan bir prens ile nişanlandı.When the princess grew up she was betrothed to a prince who lived at a great distance.
Dil yaşayan bir organizmadır.Language is a living organism.
Yaşayan bir köpek ölü bir aslandan daha iyidir.A wooden bed is better than a golden coffin.
Tom, Avustralya'da yaşayan bir Kanadalı.Tom is a Canadian who lives in Australia.
Kedi insanların evlerinde yaşayan vahşi bir hayvandır.The cat is a wild animal that inhabits the homes of humans.
Yaşayan doğuş sahneleri Güney İtalya'da popülerdir.Living nativity scenes are popular in Southern Italy.
Bilinen 7.097 tane yaşayan dil var.There are 7,097 known living languages.
Yaşayan bir kartpostal gibi.It's like a living postcard.
Alıçın olmadığı topraklarda yaşayan insanlar için çok üzgünüm.I'm so sorry for people who live in lands where there are no Mayflowers.
Boston'da yaşayan birini tanımıyorum.I don't know anyone who lives in Boston.
Eğlence için yaşayan yaratıkları öldürmemelisin.You shouldn't kill living creatures for fun.
Tom bir yaşayan efsanedir.Tom is a living legend.
Yengeç, denizde yaşayan bir hayvandır.The crab is an animal that lives at sea.
Kyoto'da yaşayan bir teyzem var.I have an aunt who lives in Kyoto.
Esperanto yaşayan bir dildir.Esperanto is a living language.