Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşayan ile cümle

yaşayan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Dizide Helen Hunt ve Paul Reiser New York'ta yaşayan yeni evli bir çifti canlandırmaktadırlar.Paul Reiser ed Helen Hunt interpretano una giovane coppia sposata che vive a New York.
Aşağıdaki liste şu an yaşayan ve supercentenarian olan kişilerdir yaşı 110 veya daha yaşlı olan kişilerdir.Un supercentenario è un individuo umano che ha raggiunto o superato i 110 anni di vita.
Sarah Clarke, Renée Dwyer: Bella'nın Arizona'da yeni kocası Phill ile yaşayan annesi.Sarah Clarke è Renée Dwyer, madre di Bella che rimane a vivere in Arizona, con il suo nuovo compagno Phil.
Toplu halde yaşayan bir kuş değildirler ve nadiren büyük sürülerde görülürler.Ora non è bellissimo, ad eccezione dei grandi occhi scuri".
Çünkü aileyle yaşayan ve Alzheimer hastası olan babası için endişelenmektedir.È preoccupato per il padre anziano e malato di Alzheimer.
İrini Atina'da yaşayan bir soylu aileye, Sarantapechos ailesine mensuptu.Irene nacque in una nobile famiglia di Atene chiamata Saratanpechos.
Nüfusun çoğunluğu Müslüman olan olsa da orada yaşayan Yahudi aileleri de vardır.La popolazione è in prevalenza musulmana, ma vi risiedono anche famiglie di ebrei.
1985 yapımı zombi filmi Yaşayan Ölülerin Dönüşü'nde yer almıştır.Nel 1985 è stato protagonista del cult movie Il ritorno dei morti viventi.
Almanca, Avrupa Birliği içinde yaşayan yaklaşık 90 milyon kişinin (%18) anadilidir.Il tedesco è la lingua principale per circa 90 milioni di persone (18%) nell'Unione europea.
Jennifer Simpson, Romsdalen, Norveç'te yer alan Granite Yetimhanesinde yaşayan bir çocuktur.Jennifer Simpson è una quattordicenne che vive nell'Orfanotrofio Granite a Romsdalen, in Norvegia.
Avrupa jaguarı büyük bir olasılıkla yalnız yaşayan bir hayvandı.Il giaguaro europeo, probabilmente, era un animale solitario, forse abitante delle foreste.
Valencia, Kaliforniya'da yaşayan Posey'in Jesse ve Derek adında iki erkek kardeşi vardır.Ha vissuto a Valencia, in California, e ha due fratelli, Jesse e Derek.
Gary Hedges: Watterson'ların evlerinin karşısında yaşayan kişidir.Gary: Un alce viola che abita vicino i Watterson.
Bu gelişme, düzlüklerde yaşayanlara büyük bir dezavantaj getiriyordu.Tale svolta fu dolorosa per chi viveva stanzialmente nelle pianure.
Vahşi olarak yaşayan nüfusu 420 olarak tahmin edilmektedir.La popolazione residua in natura è stimata intorno ai 420 esemplari.
1982'de ilk filmi Jivaya raduga'yı (Yaşayan Gökkuşağı) yönetti .Nel 1982 ha diretto il suo primo film, Živaja raduga (Arcobaleno vivente).
Diğerleri - Lost adlı Amerikan televizyon dizisinde, adada yaşayan kurgusal karakterlerdir.Q – personaggio della serie televisiva Le isole perdute.
Ve adam yaşayan can oldu.”Un uomo che ha vissuto".
Sürü şeklinde yaşayan, barışçıl balıklardır.Pesce abbastanza pacifico, vive in gruppo.
Kuzey Frizya da yaşayan ortalama 165.000 nüfus dan yaklaşık daha 10.000 kişi Frizce konuşabiliyor.Su 164.000 abitanti delle zone della Frisia Settentrionale, 10.000 parlano ancora frisone.
Neron'un içinde yaşayan benim!È fra le vittime di Nerone.
Amerikalılar, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan insanlar.Per me, per tutti coloro che amano l'America.
Yaşayan Ölülerin Gecesi'nin ilk gösterimi 1 Ekim 1968'de Pittsburgh'daki Fulton Theater'da yapıldı.La prima del film fu il 1º ottobre 1968 al Fultom Theatre di Pittsburgh.
Kaçin bölgesinde yaşayan ve nüfusu 1.2 milyon olan bu kişiler Jingpo olarak da bilinmektedir.La maggioranza degli abitanti dello Stato (1,2 milioni) sono Jingpo, anche conosciuti come Kachin.
Amerika sansarı (Martes americana), sansargiller (Mustelidae) familyasının Kuzey Amerika'da yaşayan bir türü.La martora americana (Martes americana) è un membro nordamericano della famiglia Mustelidae.
Dünya nüfusu ya da dünya insan nüfusu, dünya üzerinde yaşayan insan sayısını verir.Per popolazione umana mondiale si intende il numero di esseri umani viventi sul mondo in una data definita.
Yolcularının %48'i banliyölerde yaşayanlardan ve %46'sı ise turistlerden oluşmaktadır.Il 48% della propria programmazione riguarda programmi prodotti localmente.
Neredeyse adada yaşayan her aile bir üyesini fırtınaya vermiştir.Quasi tutte le famiglie che abitavano l'isola persero almeno un membro della famiglia.
1938'de Almanya ülkede yaşayan 17 bin Polonyalı Yahudi'yi sınır dışı etti.Il 28 ottobre 1938, 17.000 ebrei di cittadinanza polacca erano stati espulsi dalla Germania.
Alice, Victoria devrinin ortalarında yaşayan kurgusal bir çocuktur.Pamela è una giovane che vive in età vittoriana.
1354 yılında Gelibolu, bir depremle vuruldu ve yaşayanların onu terketmesine sebeb oldu.Nel 1354 Gallipoli fu colpita da un forte terremoto, che costrinse gli abitanti della città ad evacuare.
Yaşayan Ölülerin Gecesi ile 1990 yılında yeniden yönetti.Ha diretto il remake del 1990 de La notte dei morti viventi.
Kennte yaşayanların sayısı yaklaşık 11 600'dür.Nel momento in cui si unì poteva contare su circa 11.600 iscritti.
New York'un Upper West Side'da en yakın arkadaşı Grace Adler ile birlikte yaşayan bir avukattır.Will è un avvocato gay che vive a New York con l'amica Grace Adler.
Beldede yaşayan halk genelde iyi eğitim almış insanlardan oluşmaktaydı.L'intera popolazione della Svizzera è generalmente ben istruita.
"Yaşayan ölülere ne oldu?".A cosa serve questa roba morta?".
50 yıla kadar varan ömrü ile dünyanın en uzun yaşayan kuşlarından biridir.A livello mondiale, è uno degli uccelli che vive più a lungo, arrivando all'età massima di 50 anni.
18. tekler Grand Slam şampiyonluğunu yaşayan Williams bu alanda Martina Navratilova ve Chris Evert'i yakaladı.Grazie a questa vittoria giunge a quota 19 slam, superando Martina Navrátilová e Chris Evert.
Entertainment Weekly tarafından yaşayan en komik adam seçildi.I risultati sono pubblicati su Entertainment Weekly.
Eserde ayrıca bölgede yaşayan yerli halklar da betimlenmiştir.Il termine fu applicato anche agli abitanti indigeni dell'area.
2010 yılında Esquire dergisinin "Yaşayan En Seksi Kadın Atlası"nda yer aldı.Nel 2010 la rivista Esquire l'ha nominata la donna più sexy vivente.
Adanın kuzeyinde yaşayan popülasyonlar heniz tarif edilmemiş ayrı bir tür olabilir.Gli individui delle Isole dell'Ammiragliato potrebbero appartenere ad una sottospecie ancora non descritta.
Bu köyde yaşayanların birçoğunun Maraş bölgesinden gelmesi dolayısıyla bu ismi almıştır.Il nome è dovuto al fatto che molti abitanti della zona esercitano questa professione.
Gölün adı, bölgede yaşayan Bantuların dilinde "büyük su" anlamına gelir.Il nome della provincia significa "grande massa d'acqua" nella lingua del popolo Sukuma.
Evliliğe ilişkin olan çoğu yasal haklar 1999'dan beri birlikte yaşayan eşcinsel çiftlere verilmiştir.Dal giugno 2013 le unioni registrate godono degli stessi vantaggi fiscali dei matrimoni.
İnsan bakımında yaşayan marmosetgiller 28 yaşına varabilir.La longevità osservata in cattività può raggiungere 28 anni.
Burada yaşayan ailesinin yanında 3 yıl kalır.Vi restò tre anni e mezzo assieme alla sua famiglia.
Daha çok ünlü kişilerin resimlerini çizen ressam Vicari Britanya'nın yaşayan en zengin ressamlarındandı.Fra le commissioni pittoriche più curiose ci fu quella dell'inglese mr.
Mahallenin adı, mahallede yaşayan köklü bir aile olan Görentaş ailesinden gelmektedir.Capitu: È la vicina di Bentinho, proveniente da una famiglia di bassa classe sociale.
Yalak'ta yaşayan köylüler pamuk ile uğraşırlar.Nel kolchoz, i contadini si stanno occupando della raccolta del cotone.
Yalnız yaşayan erkek geyik genellikle yakınlardaki dişi geyiklerle çiftleşir.Un paio di viticci appaiono spesso vicino alla base dei piccioli.
Yaşayan 3 türü bulunur ve her üç tür de nispeten kabacadır.Sono di tre tipi, ciascuno corrispondente ad un tipo di mossa.
Madagaskar ve Aldabra'da yaşayan iki alt türü vardır.Se ne riconoscono due sottospecie, presenti rispettivamente in Madagascar e ad Aldabra.
Bir ölünün yaşayanlarla iletişim kurması mümkün müdür?Chi può essere collegato in qualche modo ai cadaveri?
Utrecht'te yaşayan aktör Kasım 2015'ten itibaren aktris Noortje Herlaar ile beraberdir.Cresciuto nell'Utrecht con cui ha esordito nel 2015 tra i professionisti.
Fakat bu etki zaten başka tür kanser yaşayan hastalarda görülmektedir.Questo tipo di risposta si riscontra nei pazienti affetti da tumore.
Ornithorhynchidae familyasının ve Ornithorhynchus cinsinin yaşayan tek temsilcisidir.Famiglia Ornithorhynchidae Genere Ornithorhynchus.
Bunu tüm yaşayanlar kabul eder.Questo è ciò che ogni uomo sovietico vuole.
Kuşaklar boyu aynı bölgede yaşayan Sünni bir aileye mensuptur.Le questioni riguardanti nativi di uno Stato domiciliati in un altro.
Çeşitli dönemler Amerika'da yaşayan sanatçı, yurt dışında üç evlilik yaptı.Tutti i suoi figli legittimi hanno svolto i loro studi all'estero e due di loro si sono sposati negli USA.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yaşayan ile cümle - Sayfa 26 - yaşayan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App