Yaşayan kütüphane – sadaka.Espina bífida Mielomeningocele Biblioteca de Salud: Espina bífida.
Denizlerde yaşayan omurgasız hayvanlarda iç parazit olarak yaşarlar.Vive en zonas marinas ya que es un animal marino.
Kuzeyde yaşayan türler güneye göç eder.Es probable que algunas especies migren hacia el norte.
Bölgede yaşayanların çoğu tarafından yenilen temel gıda balıktır.El alimento básico para la mayoría de los habitantes de la zona es el pescado.
Yaşayan canlılarla simbiyozdurlar dolayısıyla onlar olmadan hayatlarını sürdüremezler.Los insectos no pueden sobrevivir sin sus simbiontes.
Cleopatra Biggles: Kilmore Koyu'nda yaşayan kedilere düşkünlüğüyle bilinen bayan.Miss Biggles (Cleopatra Biggles): Amante de los gatos y vecina de Kilmore Cove.
İslam, Kamboçya'da yaşayan Çamların çoğu ve Malay azınlıkların takip ettiği dindir.El Islam es la religión de la mayoría de las minorías cham y malayas en Camboya .
Keçi:Çiftlikte yaşayan bir keçidir.Salvaje: Es la cabra que tiene Pedro en su casa.
Yaşayan insanlar kendilerini göremezler.A estas criaturas nadie vivo puede verlas.
Ailenin diğer ülkelerde yaşayan dostları ve akrabaları da teker teker Vermalara gelir.Familiares y amigos del padre, de vez en cuando, pueden aparecer en algún episodio.
Bunlar, değişiklik dönemlerinin, bu değişiklikleri yaşayanların aracılığıyla doğrudan anlatımıdır.Estos movimientos se explican por los cambios en los modos de vida.
Derin sularda yaşayan diğer ahtapot türleri gibi, Bathypolypus arcticusun mürekkep keseleri yoktur.Al igual que muchos cefalópodos de aguas profundas, el calamar vampiro carece de depósitos de tinta.
Kaçin bölgesinde yaşayan ve nüfusu 1.2 milyon olan bu kişiler Jingpo olarak da bilinmektedir.La mayoría de los 1,4 millones de habitantes del Estado son de la etnia kachin, también llamada jingpo.
Bugün, Türkiye'de yaşayan Kosova Türklerinin az sayılmayan bir kısmı Priştine kökenlidir.Hoy en día sólo una pequeña parte de la industria de entretenimiento japonés está prohibida en Corea.
Köyden, Uşak ilinde yaşayanlar ticaret ile uğraşmaktadırlar.Y la gente del mismo pueblo ayuda al mayordomo con sus tareas.
Yaşayan halkın Torul'dan gelmesi nedeniyle, karadeniz kültürü hakimdir.Si estoy acá, es porque ésta es la parte cultural de la feria.
Yalnızca bir cins Dendrocygna ve bu cinsin içinde yaşayan sekiz tür içerir.Incluye sólo un género, Dendrocygna, que agrupa ocho especies.
Yahudi Kübalılar, Kübalı Yahudiler veya Yahudi kökenli Kübalılar Küba'da yaşayan bir etnik ve dini grup.Cubanos judíos, Judíos cubanos, o los cubanos de ascendencia judía, han vivido en Cuba durante siglos.
Bir süre İsviçre'de yaşayan aile, daha sonra Güney Fransa'nın Nice kentine yerleşti.Visitó, antes de llegar a su destino, algunas ciudades del sur de Francia.
Köyde yaşayan birçok kişi de filmde figuran olarak rol almıştır.Se puede ver a gran cantidad de habitantes del municipio como figurantes en el filme.
Bölgede yaşayan halkın Şenköy ismini kullanmaması bundan kaynaklanır.De ella toma surge la denominación no oficial de la zona.
Babası Brezilya'da yaşayan Suriye asıllı bir Yahudi'dir.Su madre es una judía iraquí que vive en Israel.
Manav Halil kendi halinde yaşayan bir adamdır.Garrison sigue siendo un hombre por dentro.
Alınan bu göçler Dünya'nın başka yerlerinde yaşayan Yahudilerin ülkeye yerleşmesinden kaynaklanıyordu.Estos asentamientos fueron formados por inmigrantes provenientes de otros estados de la república.
Yaşayan 3 türü bulunur ve her üç tür de nispeten kabacadır.Hay tres especies en el género, todos arbustos caducifolios.
Ölmeden önce yaşayan son Alman mareşaliydi.Fue el primer rey de los alemanes que fue asesinado.
Selçuklular ondan önce çekilmişlerdir oda yaşayan haçlıların kurtarılmasını yönetmiştir.Los coureur des bois precedieron a la era de los voyageurs, y éstos parcialmente les sustituyeron.
Sovyet halkı: Sovyetler Birliği'nde yaşayan yurttaşları betimleyen ön ad.Unión Soviética Unión Soviética - Heredados por sus estados sucesores.
Yalnızca Brezilya'da yaşayan bir çeşit maymun türü.Uma nova especie do Brasil.
Yaşayan bütün türler İndriinae alt familyasına aittir.La propiedad pertenece aún a lejanos descendientes de la familia Sévigné.
Malta'da ilk yaşayan insan belirtileri Yeni Taş Çağına dayanmaktadır.Los primeros vestigios de población humana se remontan a la Edad de Piedra.
Adada yaşayan birçok sivil Japonya'ya kaçmıştır.Muchos de estos funcionarios huyeron de la isla durante la invasión japonesa.
İlde yaşayan insanlar Loir-et-Chériens olarak adlandırılmaktadır.Su gentilicio francés es Loir-et-Chériens.
Bafour'ları Sahra'nın orta kesimlerinde yaşayanlar izledi.Tuvieron descendencia en que sigue la casa de Sástago.
Biyoloji tarihinde antik çağlardan günümüze yaşayan dünyanın incelenmesi ele alınmaktadır.La historia de la biología remonta el estudio de los seres vivos desde la Antigüedad hasta la época actual.
Hayvancılık ise yüksek köylerde yaşayan halkın geçim kaynağıdır.Es un pez popular deportivo, en los Estados que retienen suficientes poblaciones.
Bölgelerinde yaşayan Mûmak denen fil benzeri hayvanları savaşlarda kullanmaktadırlar.Las hormigas, por ejemplo, la emplean en disputas territoriales contra otras de su especie.
Bu göç sebebiyle köyde yaşayan nüfus her geçen yıl azalmakta ve haliyle yaş ortalaması da yükselmektedir.Tras caer la maldición sobre todo el pueblo, los vecinos también se convertirán cada 100 años.
Aynı yıl People dergisi tarafından 2005 yılı için "Yaşayan En Seksi Adam" seçildi.Fue nombrado el "Hombre Vivo Más Sexy" en noviembre de 2005.
Bir ölünün yaşayanlarla iletişim kurması mümkün müdür?¿Qué quieres decir con hablar con un muerto?
Bangladeş ve Hindistan dışında yaşayan popülasyonlar ise kritik tehlikede olarak değerlendirilmektedir.Siempre he considerado que estas leyes tanto en la India y Pakistán,son injustas en su mayoría.
Toplu halde yaşayan bir kuş değildirler ve nadiren büyük sürülerde görülürler.No habría más que esperar y recoger los frutos maduros».
Asher Wertheimer, Londra'da yaşayan ve sanat simsarlığı yapan zengin bir yahudiydi.Obermayer, que era ciudadano suizo, era Doctor en Derecho y marchante de vinos en Wurzburgo.
İlde yaşayan insanlara Mayennais denilmektedir.A los infectados se les llama majini.
Japonya'da yaşayan öğrenci bir kızdır.Es una chica normal que estudia secundaria en Japón.
Yaşayan en yaşlı Bolşevik olarak 1984 yılında tekrar Parti’ye kabul edilir.En 1983 participó del Acto del Obelisco. Es electo nuevamente diputado en 1984.
Afrika pençeli kurbağası (Xenopus laevis), Pipidae familyasından Güney Afrika'da yaşayan bir kurbağa türü.La rana africana de uñas (Xenopus laevis) es una especie acuática de anuro sudafricano de la familia Pipidae.
Gılgamış Destanı'nda Ninsun Uruk'ta kral olan oğluyla beraber yaşayan bir insan, kraliçe olarak geçer.En el Poema de Gilgamesh, Ninsun es retratada como una reina humana que vive en Uruk con su hijo como rey.
Bunlar göçebe ve yerleşik yaşayanlara acı deneyimler yaşattılar.Llega a ser muy perjudicial para las personas y seres vivos que aquí habitan.
Bölgede yaşayan birçok Dürzî, sürgün edildi.Muchos personajes de renombre en la zona debieron partir al exilio.
Boyoz - İzmir'in Yaşayan ve Unutulmuş Unluları.El Bogotazo, Memorias del Olvido.
Dünyada yaşayan en hızlı darbeci hayvandır.¿Cuál es el animal más resistente del mundo?
İspanya'da yaşayan bir arkadaşım var.Ho un'amica che vive in Spagna.
İlki sadece 10 yaşayan hücreye (minimum olduğu kanıtlanan) sahiptir.Il primo ha solo 10 celle vive (che sono state dimostrate essere il minimo).
Fransa'da yaşayan Müslümanların sayısı konusundaki varsayımlar oldukça değişkendir.Le stime sul numero dei musulmani in Francia variano molto.
Film, “Yaşayan ya da ölü insanlara her benzerlik yalnızca tesadüfidir.Il film si apre con un avvertimento: «Any resemblance to people living or dead is purely accidental...
Musdağ (Buzdağ)’da yaşayan bir hakandır.Il Corano è un essere vivente.
Bugün yaşayan tek temsilcisi Dugong (Dugong dugong).Sono presenti anche ampie popolazioni di dugongo (Dugong dugon).
Mehmedbeyova hâlâ yirmi yaşlarında yaşayan bir ikon haline geldi.Leyla Mammadbeyova divenne un'icona vivente quando aveva ancora vent'anni.
1929'dan beri beraber yaşayan Dalí ve Gala, 1934'te bir devlet nikâhıyla evlendiler.Dalí e Gala, dopo aver convissuto a partire dal 1929, si sposarono nel 1934 con una cerimonia civile.