Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşayan ile cümle

yaşayan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yaşayan bazı kraliçeler: Beatrix (doğum 1938), 1980'den bu yana Hollanda'nın kraliçesi.Beatrix (née en 1938), reine des Pays-Bas de 1980 à 2013.
Bugün Anadolu'da yaşayan halkın çoğunluğu Müslüman'dır.Aujourd'hui, la majorité de la population de Madan est de tradition musulmane.
Dizi, tipik bir Amerikan kasabasında yaşayan bir ailenin ve aile üyelerinin yaşamı üzerine kurulmuştur.La série se centre sur une famille et sa vie dans une ville américaine typique.
Atkuyrukları "yaşayan fosil" olarak nitelendirilir.Comme les autres Acipenseriformes, il est considéré comme un « fossile vivant ».
Japonya'da yaşayan öğrenci bir kızdır.Who's That Girl - Live in Japan .
Şu anda Saratoga Springs, New York'ta yaşayan Millhauser, Skidmore Koleji'nde ders vermektedir.Steven Millhauser vit aujourd'hui à Saratoga Springs et enseigne au Skidmore College.
Boz ayılar günümüzde yaşayan ayılar arasında gövde boyutları açısından en çok farklılık gösteren türdür.Les Ours des cavernes sont comparables en taille aux plus grands ours actuels.
Güneyde yaşayan kuşlar kuzeydekilere göre daha küçüktür.Les individus vivant au Nord semblent plus petits que ceux vivant au Sud.
Bu iki mavi renkli tür, kuzeybatı Avustralya’da yaşayan Malurus coronatus türü ile yakın akrabadır.Ces deux espèces sont étroitement liées au Mérion couronné du nord-ouest de l'Australie.
İlde yaşayan insanlar Loir-et-Chériens olarak adlandırılmaktadır.Les habitants de Loir-et-Cher sont les « Loir-et-Chériens ».
Adada yaşayan birçok sivil Japonya'ya kaçmıştır.De nombreux habitants se réfugient au Japon.
BMO: Finn ve Jake ile ağaç evde yaşayan bir oyun konsolu robotudur.BMO est une petite console de jeu vidéo et un robot vivant chez Finn et Jake.
Bugün yaşayan tek temsilcisi Dugong (Dugong dugong).Son représentant actuel est Duguna Dukamo Deke.
White, AIDS ile yaşayan çocuklar için çok sayıda yardım kampanyasına katıldı.Ryan White participe notamment à de nombreuses collectes à destination des enfants atteints du sida.
Yüzgeçayaklıların yaşayan 33 türü bulunur ve fosillerden 50'den fazla türü tanımlanmıştır.Il existe 33 espèces vivantes de pinnipèdes et plus de 50 espèces éteintes, décrites à partir de fossiles.
Yalnızca Brezilya'da yaşayan bir çeşit maymun türü.Il s'agit d’un singe du Brésil.
Bunu tüm yaşayanlar kabul eder.Tous les animaux l'acceptent.
Yaşayan tembel hayvanların hepsi hepçildir.Les animaux qui en sont pourvus sont tous des vertébrés.
Köyde yaşayan birçok kişi de filmde figuran olarak rol almıştır.De nombreux habitants de ce village furent engagés comme figurants.
Reed Richards Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan bir bilim insanıdır.Red Richards est un scientifique.
İlde yaşayan insanlar Altiligériens olarak adlandırılmaktadır.Les habitants sont appelés les Altimantissiens et Altimantissiennes.
Sizin anlayacağınız, bizim köy dört mevsimi de yaşayan bir iklime sahiptir.La ville présente un climat avec quatre saisons.
Yaşayan 7'den fazla üye aynı anda bu unvanla onurlandırılamaz.Pas plus de cinq membres vivants ne peuvent porter ce titre en même temps.
Bölgede yaşayan ilk insanların kimler olduğu hakkında bilgiler kesin değildir.Il est très difficile de savoir quand sont arrivés les premiers peuples dans cette région.
Derin sularda yaşayan diğer ahtapot türleri gibi, Bathypolypus arcticusun mürekkep keseleri yoktur.Comme de nombreux Céphalopodes d'eaux profondes, le vampire des abysses n'a pas de sac à encre.
Bu kadar derinde yaşayan balık türlerinin hayatları yüzlerce yılı bulabilmektedir.Dans ces conditions, les poissons peuvent vivre de nombreuses années.
Badagalar, Güney Hindistan'da yaşayan bir halkın adıdır.Drâvida est le nom d’une ethnie présente principalement dans le sud de l’Inde.
Film, New York'ta yaşayan güçlü bir İtalyan mafya ailesinin hikâyesini anlatır.Il décrit le fonctionnement d'une famille de la mafia italo-américaine implantée à New York.
Günümüzde bölgede yaşayan Yunan kökenlileri Griko denir.Les habitants de la commune sont appelés les Grésyliens.
1998 yılında "People" dergisi tarafından yaşayan en seksi adam seçildi.En 2008, il est élu « homme vivant le plus sexy » de la planète par le magazine People.
Yusuf beş yıldır annesi ile yaşayan bu uzak akrabadan habersizdir.Yusuf apprend la connaissance de cette nièce éloignée qui a vécu et pris soin de sa mère pendant cinq ans.
Burada yaşayan halk Oğuzlar zamanında gelmişlerdir.Les rares gagnants sont ceux qui ont quitté le navire à temps.
Biyofili, yaşama ve yaşayan sistemlere karşı duyulan sevgidir.La biophilie est donc le fait d'aimer le vivant.
Köyde yaşayan hane halkı nüfus genellikle 70 yaş üstü yaşlılardan oluşmaktadır.Le limousin est surtout employé par les habitants des zones rurales âgés de plus de 70 ans.
Ülkede yaşayanların çoğu İspanyol ve İtalyan göçmenlerin torunlarıdır.La majorité des habitants sont des descendants d'Italiens et d'Espagnols.
Ammar: İnsanlarla birlikte yaşayan, onlarla oturan cinniye ammar ya da ummar denir.Ceux qui associent des créatures au Créateur sont appelés mouchrikoun (مشركون), ou associateurs.
Keseli porsuğumsular küçük veya ortanca büyüklükte yerde yaşayan hayvanlardır.Ceux qui y vivent sont petits ou de type arbustif.
Beldede yaşayan halk genelde iyi eğitim almış insanlardan oluşmaktaydı.L'ensemble de la population suisse est généralement bien formé.
Simun Petrus, “Sen, yaşayan Tanrı'nın Oğlu Mesih'sin” yanıtını verdi.Simon Pierre répondit: Tu es le Christ, le Fils du Dieu vivant.
Son derece düzenli bir hayat sürer. titiz ve dakik yaşayan biridir.C'est une personne très organisée et à cheval sur la ponctualité.
Akdeniz sahilindeki konumu nedeniyle Gazze Şeridi'nde yaşayanların yedikleri temel gıda balıktır.L'ingrédient de base de la cuisine de Gaza est le poisson, en raison de la proximité de la mer Méditerranée.
Joel, on iki yaşındaki kızı Sarah ile birlikte Teksas'ta yaşayan bir babadır.Joel est un homme d’environ 30 ans vivant avec sa fille Sarah dans la ville d’Austin.
"Yaşayan ölülere ne oldu?".“What To Do With the Survivors?
Dünya nüfusu ya da dünya insan nüfusu, dünya üzerinde yaşayan insan sayısını verir.La population mondiale, est le nombre d'êtres humains vivant sur Terre à un instant donné.
Iiris, annesi ve üvey babasıyla birlikte yaşayan genç bir kızdır.Rin est une jeune fille qui vit avec sa grand-mère adoptive.
Bunu ancak yaşayan bilir...Le diable seul le sait.
1983-1992 yıllarında Fransa dışında yaşayan Fransızları temsilen Sosyalist Parti'den senatör olmuştur.De 1983 à 1992 il est sénateur représentant les Français établis hors de France.
Eserde bu ortamda yaşayanlardan biri olan Equality 7-2521 çevresini ve kendisini anlatır.Dans cette masse indistincte, Égalité 7-2521 ose aimer la femme de son choix.
Peter Parker, Queens'te yaşayan bir bilim dehasıdır.Daniel Paquette est psychologue chercheur au Québec.
"En Yaşlı Yaşayan Ağaç Her şeyi İtiraf Etmekte".L’identité de l’arbre le plus vieux est plus difficile à déterminer.
Bu politika bugün yaşayan Fransızların üçte biri oranına denk geldi.Un Francilien sur trois habite aujourd’hui un pavillon.
Çoğu başkentte yaşayan Yahudilerin nüfusu 2500 - 3000 arasıdır.Sur les 3 500 habitants de la ville, on compte à l'époque entre 2 000 et 3 000 Juifs.
Nyangaca - Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde yaşayan Nyangalar tarafından konuşulan dil.Poke (en), une langue parlée en République Démocratique du Congo.
Yine de bazı eleştirmenlere göre Yaşayan Ölülerin Gecesi çığır açan bir filmdi.Ses voisins indiquent avoir entendu des hurlements pendant la nuit.
Türklerden sonra, ülkede yaşayan en büyük etnik grup Kürtlerdir.Après les Turcs, les Marocains forment le plus gros contingent.
Kırmızı çaylak kuşu da bölgede yaşayan nadir türlerden biridir.Son clocher-porche roman est un type rare dans la région.
1354 yılında Gelibolu, bir depremle vuruldu ve yaşayanların onu terketmesine sebeb oldu.De plus, en 1354, Gallipoli est victime d'un tremblement de terre qui contraint les habitants à l'évacuer.
Süryanilerin milattan önceki tarihleri, eski Mezopotamya'da yaşayan ulusların tarihidir.Il s'agit en tout cas de périodes cruciales pour comprendre la nature des sociétés de la Mésopotamie antique.
Asgard'da çok uzun süreden beri yaşayan Vanir'ler de Æsir tanrıları arasında sayılırlar.Des divinités mésopotamiennes, présentes depuis longtemps en Élam, font également l'objet d'un culte.
Latin Amerika'da yaşayan üç tapir türünden biridir.Il contient trois espèces d'Amérique latine.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod