Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşantı ile cümle

yaşantı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Topluluğun aktif müzik yaşantısı 1963'ten 1980'e kadar sürmüştür.Selskapets virksomhet strakk seg fra 1936 til 1980.
İş yaşantısını,"Ekonomik durumumuz iyi değildi.Hans økonomiske situasjon var ikke den beste.
Yemek yapamaz ve yüksek maliyetli yaşantısına matem tutar.Dia tidak bisa memasak dan masakannya pasti terasa aneh.
Paddy Roy Bates emekliye ayrıldı ve sonraki yaşantısını İngiltere'de geçirdi.Bates kemudian pensiun dan tinggal di Inggris pada sisa hidupnya.
Bu yüzden yaşantımı onun var olmadığı varsayımıyla yaşıyorum."Karenanya berarti bahwa ia memiliki substansinya dari ketiadaan".
Profesyonel futbol yaşantısını Ascoli Calcio takımında sonlandırmıştır.Dia kini membela tim Ascoli Calcio.
Tablo, ailenin günlük yaşantısından bir sahne yansıtır.Serial ini berkisar pada kehidupan sehari-hari suatu keluarga.
Apartman yaşantısına kolay uyum gösterir.Ia sangat senang ketika bisa pindah asrama.
"Şart", tüm bireylerin günlük yaşantılarına ait pozitif hakları ve özgürlük alanlarını da düzenlemektedir.Hiến chương bảo đảm các quyền và tự do liên quan tới tất cả các cá nhân trong cuộc sống hàng ngày của họ.
Esasında son derece lüks bir yaşantı içerisindedirler.長居 優樹(ながい ゆうき) 主人公。
Bu yönüyle hastanın yaşantısıyla ailesi iç içeydi.患者にもかかわらず酒を飲んでいる。
Tablo, ailenin günlük yaşantısından bir sahne yansıtır.画面は野原家の1日の日常を表現している。
2006'da lise yaşantısındaki son senesini Calvary Christian Lisesi'nde San Fernando, California'da geçirdi.2006年には4年生としてカリフォルニア州サン・フェルナンドにあるキャルヴァリー・クリスチャン高校に通った。
Emeklilik yaşantısında anılarını kaleme aldı.しかし、引退式を見たことは覚えている。
Kendi aile yaşantısında ise Claudius o kadar başarılı değildi.一方でクラウディウスは、家庭的にはあまり恵まれなかった。
Sadece eserlerine yönelik değil, aynı zamanda örnek alınacak yaşantısına yönelik de bir hayranlık oluşmuştur.彼が成し遂げたことだけではなく、彼のやり方もまた敬服される対象であった。
Borussia Berlin takımında futbol yaşantısı ise fazla sürmedi.しかしボーレンダーのソビボル勤務は長くは続かなかった。
Genellikle derin duygusal yaşantılara doğru gidiş söz konusudur.深い感情が表現される瞬間も多々ある。
Apartman yaşantısına kolay uyum gösterir.おとなしいためアパートでの飼育には向いている。
Yaşantılardan, deneyimlerden doğar.ある経験から引き起こされる考え。
Giriş katında Türkmen yaşantısına ait eserler bulunmaktadır.しかしながらトルコ内部から観光客が来ている。
Durumun çözülmesinden sonra Ryan, Yasmin ve Graham normal yaşantılarına dönmeyi düşünür.問題解決之後,格雷姆、瑞恩和婭斯敏重新回到了正常的生活。
Yaşantıları Çingeneleri andırdığından çoğu kez Çingenelerle karıştırılırlar.它們通常被當作吉普賽人的黑話來使用。
Yağcıbedir Yörük Halkı yaşantısını dokuduğu halısına yansıtmıştır.《東觀漢記》成於眾人之手,經幾代人不斷遞修才成書。
Böylelikle kalecilik yaşantısına başlamış oldu.她的流亡生活也由此开始。
Rus toplama kamplarında göreceli olarak daha rahat bir yaşantıya kavuşur, kamp kumandanının sekreteri olur.在俄国战俘营中,他度过了一段相对较为轻松的时光,因为他被指派给战俘营的长官作秘书。
Yaşantımı bir takım ahlaki ilkeler doğrultusunda göstermeye özen gösteriyorum.意即Living In My Exciting STARDOM。
Böylece kitabın çıkış noktası olan yaşantının içerisinde olacaktır.이렇게 책의 내용인 당시의 대화 내용이 언급되어 간다.
Böylelikle kalecilik yaşantısına başlamış oldu.이로서 그의 오랜 망명 생활이 시작되었다.
Yaşantılardan, deneyimlerden doğar.나의 큰 교육업정: Being Chapters from My Experience.
Ormanda, tam olarak ne olduklarını bilemeseler de onlara korku dolu bir yaşantı sürdüren yaratıklar vardır.원래의 종수와 매수는 알 수 없으며, 판면이 훼손된 경우가 있고, 판이(板耳, 마구리)는 모두 결실되어 있다.
Bu işlemi günlük yaşantımızdada görebileceğimiz en basit aletler klimalardır.담배 우리가 일상생활에서 가장 쉽게 접할 수 있는 사례이다.
Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir.영화에서 그의 발전은 비슷한 반응을 모았다.
İnsanın kültürel yönü tüm yaşantısından ve etkinliklerinden doğar.성적 지향은 인생 전체에 걸쳐 형성된다.
Resmi ve özel yaşantıda dört kültür barış içerisinde uyumlu olarak yer almaktadır (Mayer, 2005:6).1994), 직무만족과 조직몰입에는 긍정적인 영향을 미치는 것으로 나타났다(김일혁, 2005).
1995 yılında Ünyespor forması altında aktif sporculuk yaşantısına son verdi.1995년에 배출가스 대응에 따른 풀체인지 모델로 출시되었다.
İş yaşantısını,"Ekonomik durumumuz iyi değildi.לא הייתה לו עבודה, ומצבו הכלכלי היה קשה.
Yöneticilik hayatına ise aktif sporculuk yaşantısı bitmeden başladı.טרם צאתו למסע כבר ניהל רוחבן חיים פעילים.
Hiçbir üye kendi kimliğiyle ya da yaşantısıyla ilgili bir bilgi vermek zorunda değildir.מתאריך זה, אין מידע לגבי חייו או מותו.
Apartman yaşantısına kolay uyum gösterir.Лесно се адаптират към живот в апартаменти.
Hiçbir üye kendi kimliğiyle ya da yaşantısıyla ilgili bir bilgi vermek zorunda değildir.Той настоява, че никой от тях не трябва да споделя никаква лична информация, дори и името си.
1963 yılına kadar aktif spor yaşantısı devam etti.Академичнта му кариера продължава до 1963 година.
Bu yönüyle hastanın yaşantısıyla ailesi iç içeydi.С това преляла чашата на търпението.
"Benim de Söyleyeceklerim Var!" günümüz yaşantısının bir uzantısı sanki.Но просто искам да знаете, сър, колко съжелявам, че това е последната ни нощ в живота ни.
Gece Uçuşu adlı romanı Arjantin'deki yaşantısını anlatır.Materinska riječ je bio list Hrvata u Argentini.
Böylelikle kalecilik yaşantısına başlamış oldu.Tada počinje silazna putanja njegovog života.
Hiçbir üye kendi kimliğiyle ya da yaşantısıyla ilgili bir bilgi vermek zorunda değildir.Nije dužan nikome otkriti njezin sadržaj (ni ovlaštenoj osobi ni svjedocima).
Kentleşmenin getirdiği yeni teknoloji henüz tam anlamıyla köy yaşantısına aksetmemiştir.Prírodná pamiatka nebola dosiaľ príliš dotknutá ľudskou činnosťou.
12 yaşında evlenmiştir, fakat karısını bakire yaşantısı konusunda teşvik etmiştir.Pri dvanajstih letih se je poročil, vendar sta z ženo živela deviško življenje.
Apartman yaşantısına kolay uyum gösterir.Zaradi teh lastnosti z lahkoto živi v stanovanju.
Bu durumlar beraber göze alınınca neden günsel yaşantımızda bu parlak noktayı görmediğimizi açıklıyor.Ti pogoji skupaj pojasnijo zakaj se svetle pege v vsakdanjem življenju ne sreča.
Yaşantısının büyük çoğunluğunu Birleşik Krallık'ta geçirmiştir.Večino svojega odraslega življenja je prebil v Združenem kraljestvu.
Arkadaşı ve sosyal yaşantısı yoktur.Nima tesnih poznanstev niti družabnih navad«..
Bir bütün yaşantıya yön ve düzen veren kültürel şifrelerdir bunlar.Ludje se vse življenje spreminjamo in dozorevamo.
Göçebe yaşantısını sürdüren pek çok topluluk geçimini küçük ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliğiyle sağlar.Nizkokalorična prehrana pri mnogih živalih podaljša srednjo in maksimalno življenjsko dobo.
Böylelikle kalecilik yaşantısına başlamış oldu.Taip prasidėjo jos aukso amžius.
Bu olaydan sonra öyküde gelişmeler ve karakterlerin yaşantısında değişiklikler olur.Keičiantis visuomenei, didės meilės istorijų ir aplinkybių įvairovė ateityje.
Köyde hayvancılığın ekonomik yaşantıdaki payı azdır.Pietinėje regiono dalyje plito gyvulininkystė.
Kâğıt, günlük yaşantıda önemli yer tutan malzemelerden biridir.Väärtuskasvatus on igapäevatöö oluline osa.
8. yy derin bir iz bıraktı... insanların günlük yaşantılarında ve halkın ruhunda.Ocho siglos dejan una huella profunda en la vida cotidiana y en el alma de un pueblo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod