Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşantı ile cümle

yaşantı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Durumun çözülmesinden sonra Ryan, Yasmin ve Graham normal yaşantılarına dönmeyi düşünür.Проблема решена, и Райан, Ясмин и Грэм размышляют о возвращении к прежней жизни.
Bu durumlar beraber göze alınınca neden günsel yaşantımızda bu parlak noktayı görmediğimizi açıklıyor.И если все же да, можем ли мы сделать такой же вывод в случае нашей повседневной жизни?
Böylelikle kalecilik yaşantısına başlamış oldu.Тут-то и начался разгром имения.
Beldede günlük yaşantı gayet sakindir.Межконфессиональная обстановка достаточно спокойная.
Köy halkının gündelik yaşantısı Alevi geçmişinin etkilerini barındırmaktadır.Распределение населения края по возрастам имело свои особенности, связанные с его историей.
Renkli bir yaşantısı oldu.Шла Холодная война.
1990 yılında aktif futbol yaşantısını bırakıp teknik direktörlüğe başlamıştır.В 1990 году потерял должность главы футбольного клуба, продолжает работать физиком.
Kendi aile yaşantısında ise Claudius o kadar başarılı değildi.في الحياة الأسرية ، كلوديوس كان أقل نجاحا.
Genellikle derin duygusal yaşantılara doğru gidiş söz konusudur.عادة ما تتجنب معظم النزاعات والمحادثات العاطفية العميقة.
Film dönemin yaşantısını anlatmaktadır.حكاية العمر كله فيلم عودة الحياة.
Bütün tarihsel yaşantımızda özgürlük ve bağımsızlığa sembol olmuş bir ulusuz.وأنا هنا التحدث بصفتي مواطن عادي لديه حرية الرأي والتعبير.
Durumun çözülmesinden sonra Ryan, Yasmin ve Graham normal yaşantılarına dönmeyi düşünür.Com a situação resolvida, Ryan, Yasmin e Graham contemplam o retorno às suas vidas normais.
Tablo, ailenin günlük yaşantısından bir sahne yansıtır.A série tira seu humor das situações quotidianas da família.
Genellikle derin duygusal yaşantılara doğru gidiş söz konusudur.O interessante é que sempre é colocado em foco casos de sentimentos profundos.
Araplarla geçirdiği zaman zarfında, gelenek ve yaşantılarına bayağı adapte oldu.Ao viver com os colonos, adaptava-se lentamente ao seu modo de vida.
Roma'daki geri kalan günlerinde çoğunlukla portreler ve Roma sosyal yaşantısını anlatan resimler çizdi.Essas pinturas tem sido tradicionalmente interpretadas como retratos realistas de Roma e de sua vida popular.
Voleybol yaşantısını CSKA Sofya ve Levski Sofya kulüplerinde sürdürdü.Por clubes, defendeu Lokomotiv Sofia e Levski Sofia.
Balaban, “Sanat yaşantının izdüşümüdür.Para ele, ”bacon é vida”.
Böylelikle kalecilik yaşantısına başlamış oldu.Iniciou-se, então, o período de peregrinação de sua vida.
Arkadaşı ve sosyal yaşantısı yoktur."Ela não tem habilidade social e pessoal.
Turşu ise en temel besinlerden biri olarak insanların yaşantısında yer almaktadır.As características da íris são uma das mais estáveis características do corpo humano ao longo da vida.
Kachorra yalnız yaşamaya ve şehir yaşantısına ayak uydurmaya çalışır.Fakat bütün işler onun için ters gider.Ela decide partir para a grande cidade e procurar trabalho, mas todos os homens querem abusar dela.
Böylece kitabın çıkış noktası olan yaşantının içerisinde olacaktır.Zo luidt de openingszin van het boek.
Ancak Philippe'in bu rahat ve sorumsuz yaşantıyı bırakıp ülkesine dönmeye hiç niyeti yoktur.Roger lijkt in elk geval totaal geen haast en/of zin te hebben om terug te keren naar zijn thuisplaneet.
Yapıların içlerinde dönemin yaşantısı ile bize bilgi sağlayan birçok nesne ele geçmiştir.Talrijke aflaten werden verleend, die ons tegenwoordig over de voortschrijding van de bouw informeren.
Ormanda, tam olarak ne olduklarını bilemeseler de onlara korku dolu bir yaşantı sürdüren yaratıklar vardır.Jedynie Szarka nie wie na czym polega jej wyjątkowość i dlaczego wzbudza wśród ludzi strach.
Apartman yaşantısına kolay uyum gösterir.Dość łatwo przystosowuje się do życia w mieszkaniu.
Yaşantıları Çingeneleri andırdığından çoğu kez Çingenelerle karıştırılırlar.Ze względu na wędrowny tryb życia często bywają określani mianem Cyganie.
Yaşantılardan, deneyimlerden doğar.Jest o moim dorastaniu, moich życiowych doświadczeniach.
Fakat Batı yaşantı ve kültürü kendini içten içe kabul ettirmektedir.Religia i powstanie kultury zachodniej, przeł.
Adam Mickiewicz delikanlılık çağındaki hareketli yaşantısını ölümüne kadar sürdürdü.Adam Mickiewicz wcześnie zajął się działalnością przekładową.
Yapıların içlerinde dönemin yaşantısı ile bize bilgi sağlayan birçok nesne ele geçmiştir.Hos många folk har det funnits berättelser som skildrar vad som hände i urtiden.
Renkli bir yaşantısı oldu.Ett fruset liv.
Gece Uçuşu adlı romanı Arjantin'deki yaşantısını anlatır.Paso Novel är ett bergspass i Argentina.
Ancak yaşantısı siyasal alanda etkin görevler alarak değil, bir düşünce üreticisi olarak devam etti.Den levde dock kvar länge än i folkmedvetandet, som en viktig bemärkelsedag.
Dalağı alınan bir insan normal yaşantısına devam edebilir.På så sätt kan de drabbade leva ett fullt normalt liv.
Ancak bu bilgiler, bireysel yaşantılara dayandıklarından zorunlu değildir.Det är dock inte bara enstaka ord som leder till känslan av smärta.
Çünkü aslında yaşantımız da bir sistemdir.Отже, світ — це також система.
1963 yılına kadar aktif spor yaşantısı devam etti.Інтенсивна концертна діяльність продовжувалась до 1936 року.
Apartman yaşantısına kolay uyum gösterir.Добре переносить життя в квартирі.
Aktif sporculuk yaşantısını noktaladıktan sonra antrenörlük ve yöneticilik yaptı.Після завершення активних виступів зайнявся тренерською та функціонерською роботою.
Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir.Життя стає схожим на кіно.
Film dönemin yaşantısını anlatmaktadır.Фільм оповідає про життя літніх жінок.
1963 yılına kadar aktif spor yaşantısı devam etti.Vodárna byla v provozu až do roku 1963.
Düşük profilli bir devlet üniversitesinde öğrenci ve öğretmenlerin yaşantısını işler.Stávka umělců a studentů v celé republice.
Günlük yaşantıda sapma fazlaca bilinen bir olaydır.Imortalitatea individuală este un fapt general admis.
Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir.Filmul era redat similar filmării.
Yağcıbedir Yörük Halkı yaşantısını dokuduğu halısına yansıtmıştır.Ekkortájt született a Szogi (Seogi) (서기, 書記), mely Pekcse (Baekje) történetét írta le.
Bu yüzden yaşantımı onun var olmadığı varsayımıyla yaşıyorum."Fogadj tehát tétovázás nélkül az Ő létezésére."
Yaşantılardan, deneyimlerden doğar.Az életből vett tapasztalatok után.
Bunların birçoğu padişahların yaşantıları ile ilgilidir.Ezek közül több a nemzeti felsőbbség kérdésköréhez kapcsolódik.
Böylelikle kalecilik yaşantısına başlamış oldu.Tämän myötä hän aloitti roistona elämisensä.
Bunlara ek olarak birçok dermatolojik rahatsızlık gündelik yaşantımızda karşımıza çıkabilir.Dermatillomania häiritsee usein päivittäistä elämää.
Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir.Teoksesta on tehty samanniminen elokuva.
Aktif spor yaşantısına 1996 ile 1997 yılları arasında ara verdi.Hänen aktiivinen uransa kesti vuodesta 1997 vuoteen 2003.
Tablo, ailenin günlük yaşantısından bir sahne yansıtır.Ο πίνακας εικονίζει μια σκηνή από την καθημερινή ζωή του χωριού.
1959'da ise aktif futbol yaşantısına bir son verdi.Juni 1959 valgte han at stoppe som aktiv fodboldspiller.
Yaşantıları Çingeneleri andırdığından çoğu kez Çingenelerle karıştırılırlar.Tidligere kaldtes romaer ofte for "sigøjnere".
Araplarla geçirdiği zaman zarfında, gelenek ve yaşantılarına bayağı adapte oldu.Meget af hans kunst gjorde grin med den samtidige politik og skikke.
Çünkü aslında yaşantımız da bir sistemdir.Og er vår eksistens bare en tilfeldighet?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod