Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşantı ile cümle

yaşantı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
SETimes: Büyükbabanızın sağlığında yaşantınız nasıldı?SETimes: How did you live while he was alive?
Broz: Diğer çocukların yaşantısı nasılsa öyleydi.Broz: Exactly the same, normal, as any other kids.
Erken yaşantısında babası Samuel Gonzalez'in sanatından etkilenmiştir.His early life was influenced by the art of his father Samuel Gonzalez.
Erken yaşantısıEarly life
Daha sonra yaşantısı ve ölümüLater life and death
Coleman'ın okulu, ev işleri ve kilise yaşantısı her yıl pamuk hasadıyla kesintiye uğradı.Every year, Coleman's routine of school, chores, and church was interrupted by the cotton harvest.
Daha sonra takımdan ayrılan futbolcu, aktif futbol yaşantısına son vermiştir.Stolz hat sich somit vom aktiven Fußball zurückgezogen.
Tablo, ailenin günlük yaşantısından bir sahne yansıtır.In der Serie wird der Alltag ihrer Familie gezeigt.
Çalışmalarında çoğunlukla Fransa'nın kır yaşantısını konu etmiştir.Die meiste Zeit seines Lebens befasste er sich mit landwirtschaftlichen Angelegenheiten.
Böylece kitabın çıkış noktası olan yaşantının içerisinde olacaktır.Entsprechend fällt die Entstehungszeit des Texts in den dazwischenliegenden Zeitraum.
Esasında son derece lüks bir yaşantı içerisindedirler.Bei ihnen zeigt sich ein überwiegend gelbliches Gefieder.
Günlük yaşantıda sapma fazlaca bilinen bir olaydır.Sonnenbrand ist eine alltägliche Erfahrung.
Arkadaşı ve sosyal yaşantısı yoktur.Freunde oder eine Partnerin hat er nicht.
Bond gibi iyi okullarda okumamıştı ve onun gibi bir playboy yaşantısı sürmüyordu.Er hatte nie Schwierigkeiten als Jude an dieser Schule.
Pahl şimdiki yaşantısını Paraguay'da meyve yetiştiricisi olarak sürdürüyor.Constance verliert ihre Arbeit als Immobilienmaklerin in Paris.
Belki de yaşantısının bu bölümünü ikinci bir kitaba saklıyordu.Wahrscheinlich bezogen sich diese Berichte aber schon auf sein zweites Flugzeug.
1997 yılının mart ayında aktif spor yaşantısını noktalayarak jübilesini yaptı.Im März 2013 erklärte sie ihre aktive Zeit im Rennsport für beendet.
Yaşantılardan, deneyimlerden doğar.Mein Leben: Erlebnisse.
Apartman yaşantısına kolay uyum gösterir.Il s’adapterait très facilement à la vie d’appartement.
1972 yılında öğretmenlik yaşantısına başladı.C’est en 1972, que débute sa carrière d’enseignante.
Yaşantı bakımından ise birbirini seven birbirine değer veren yoksulları gözeten bir yapıya sahiptir.Point de divinité à part Lui, le Vivant, Celui qui subsiste par lui-même (al-Qayyùm).
Beldede günlük yaşantı gayet sakindir.La journée entière est calme.
Fakat bursu kabul etmeyerek dağınık yaşantısını sürdürmeye devam etti..Néanmoins, le temps est venu de supporter l'insupportable...
Kitabın kahramanı olan genç adam ise yine eskisi gibi hayalperest yaşantısına geri döner.En effet, l'ancienne favorite rêve de retrouver son ancien statut.
Böylelikle kalecilik yaşantısına başlamış oldu.Ainsi s'ouvrait pour lui la période des hostilités.
Böylece kitabın çıkış noktası olan yaşantının içerisinde olacaktır.Le texte se trouve dans le Livre de l'Exode.
Turşu ise en temel besinlerden biri olarak insanların yaşantısında yer almaktadır.Le tertiaire y trouve les principaux avantages de la vie religieuse.
Halen bu kulüpte sporculuk yaşantısını sürdürmektedir.Pour autant, l'ambiance reste détestable au sein du club.
İş yaşantısını,"Ekonomik durumumuz iyi değildi.Según sus dichos: "su estado económico no era bueno".
Böylelikle kalecilik yaşantısına başlamış oldu.Así comenzó su vida de vagabundo.
Hırslı bir boksörün yaşantısını anlatan film gişede de başarılıydı.En la película que retrata la difícil vida de un cantante de éxito.
Dalağı alınan bir insan normal yaşantısına devam edebilir.En caso de ser sordera unilateral puede vivir una vida normal.
Aktif oyunculuk yaşantısı sona erdikten sonra antrenörlüğe başladı.Primero, sus propios dramas heroicos cesaron después de El ensayo.
Tablo, ailenin günlük yaşantısından bir sahne yansıtır.El pintor parte claramente de una situación de la vida cotidiana.
Aslı Hünel müzik yaşantısına Üsküdar Musiki Cemiyeti'nde başladı.Inician la reforma de la sociedad musical El Casinet en el Cabanyal.
Opaklaşma arttıkça hem uzak hem de yakın görmeler hastanın sosyal yaşantısını rahatsız edecek şekilde artar.Únicamente un mal olor y la presencia de un enfermo parece perturbar el ambiente.
Çünkü aslında yaşantımız da bir sistemdir.Como ustedes saben, el tiempo es una trampa.
Arkadaşı ve sosyal yaşantısı yoktur.No tiene vida social.
Çalışmalarında çoğunlukla Fransa'nın kır yaşantısını konu etmiştir.Pertenecen en cierta manera a la historia de Francia.
Kendi aile yaşantısında ise Claudius o kadar başarılı değildi.Sul fronte familiare, Claudio ebbe meno successo.
Tablo, ailenin günlük yaşantısından bir sahne yansıtır.Questo quadro rappresenta una scena di vita quotidiana.
Köylülerin yaşantısı yörenin diğer insanları ile benzerlik taşır.Il suo habitat è simile a quello degli altri membri del genere.
Böylelikle kalecilik yaşantısına başlamış oldu.Alla sua morte iniziò il processo di beatificazione.
Aang yüzyıllık bir uyku yaşantısından Katara ve Sokka tarafından kurtarılmıştır.Aang salverà Sokka e Katara in tempo?
Gündelik bilgi, yaşantılardan elde edilen pratik bilgilerdir.L'esperienza concreta si rifà alla conoscenza derivante dall'esperienza pratica.
1963 yılına kadar aktif spor yaşantısı devam etti.La manifattura rimane attiva fino al 1963.
Ayrıca çalışmalarının özünde Yahudi yaşantısının özünden gelen ekümenik ve empati ruhu vardır.Nasconde oltretutto le sue origini ebraiche di cui si vergogna.
Bugünlerde gittikçe daha fazla insan kır yaşantısını şehir yaşantısına tercih ediyorlar.В наши дни всё больше и больше людей предпочитают жизнь в сельской местности жизни в городе.
Sporcu yaşantısında, fiziksel dayanıklılığın yanı sıra psikolojik dayanıklılık da oldukça önem taşır.В спортивной жизни очень важны физическая выносливость, а также психологическая выносливость.
Kendi aile yaşantısında ise Claudius o kadar başarılı değildi.В семейной жизни Клавдий был менее успешен.
Arkadaşı ve sosyal yaşantısı yoktur.И ещё у него абсолютно нет друзей и личной жизни.
Esasında son derece lüks bir yaşantı içerisindedirler.В Пределах прекрасного».
1963 yılına kadar aktif spor yaşantısı devam etti.Впоследствии оставался действующим спортсменом вплоть до 1963 года.
Apartman yaşantısına kolay uyum gösterir.Легко приспосабливается к жизни в обычной квартире.
Sosyal yönden ilçe halkı köy yaşantısıyla şehir yaşantısı arasında geçiş safhasındadır.Благодаря своей социальной инфраструктуре условия жизни здесь приближены к городским.
Tablo, ailenin günlük yaşantısından bir sahne yansıtır.Для него характерны описания сцен из повседневной жизни.
Yağcıbedir Yörük Halkı yaşantısını dokuduğu halısına yansıtmıştır.Присутствовавшие хуторяне записались в колхоз и записали тех, кого надо раскулачивать.
Scylla sonra yetkililere teslim edilir ve herkes normal yaşantısına döner.Баттерс соглашается, и все возвращаются к своей обычной внешности.
Kitabın kahramanı olan genç adam ise yine eskisi gibi hayalperest yaşantısına geri döner.Сама планета, обладающая разумом, восстает против него, как раньше против них.
Bu yüzden yaşantımı onun var olmadığı varsayımıyla yaşıyorum."Я не могу представить свою жизнь без него».
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod