Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşam ile cümle

yaşam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Yaşam cehennemin kendisinden daha korkunç.Life is more hellish than hell itself.
İtalya'da yaşamak istiyorum.I want to live in Italy.
Bu onun yaşamakta olduğu evdir.This is the house where he lives.
Para kazanma onun yaşama nedenidir.Making money is his reason for living.
O binada kimse yaşamıyor.No one lives in that building.
Gerçekten yaşamaktan bıktım.I am really tired of living.
Japonya genelde yaşamak için güzel bir yerdir.Japan, for the most part, is a lovely place to live.
Japonya çoğunlukla yaşamak için iyi bir yerdir.Japan, for the most part, is a good place to live.
Onun yapmamı söylediğini yapmaktansa tek başıma yaşamayı tercih ederim.I would rather live by myself than do what he tells me to do.
Okul için değil fakat yaşam için öğreniriz.Not for school, but for life do we learn.
Alışınca cehennem bile yaşaması güzel bir yer olabilir.Even hell can be a nice place to live when you get used to it.
Dizlerinin üzerinde yaşamaktansa ayakta ölmek daha iyidir.Better to die standing than to live on your knees.
Ben yaşam için bir göçebeyim.I'm a nomad for life.
Mayuko yalnız yaşamaya dayanamaz.Mayuko can't stand living alone.
Yaşam tatlıdır.Life is enjoyable.
Yaşam eğlenceli.Life is fun.
Seninle yaşamaktan hoşlanıyorum.I love living with you.
Sizinle yaşamayı seviyorum.I love living with you.
Yaşamanın maliyeti yükseldi.The cost of living has risen.
Biz yaşamı kendi suretimizde yarattık.We've created life in our own image.
Bu binada hiç kimse yaşamıyor.No one lives in this building.
Hayalim köyde huzur içinde yaşamaktır.My dream is to live peacefully in the village.
Orada yaşamak istemezdim.I wouldn't like to live there.
Ben çılgın yaşamıma dayanamıyorum.I can't stand my crazy life.
Bu kentte yaşamayı planlıyorum.I plan to live in the city.
Benim başından beri büyük bir şehirde yaşamaya hiç niyetim yoktu.I had no intention of living in a large city from the start.
İnsanların birbirini sevdiği bir dünyada yaşamak istiyorum.I want to live in a world where people love one another.
Ben bu tür bir hayatı yaşamaktan usandım.I'm tired of living this kind of life.
Bu evde hiç kimse yaşamıyor.Nobody lives in this house.
O, uzun bir hayat yaşamayacak.He won't make it to old age.
Onlar bir köşkte yaşamaktadırlar.They live in a mansion.
Ev halkı, aynı yaşam alanını ve parayı paylaşan bir gruptur.A household is a group that shares the same living space and finances.
Sonsuz yaşam istiyorum!I want eternal life!
Orada yalnız yaşamaktadır.He lives there alone.
Yaşam zor, ölüm ucuzdur.Life is hard, death is cheap.
Yaşamak için yemelisin.Yemek için yaşamamalısın.You must eat to live. You must not live to eat.
İnsanların ayda yaşamasının mümkün olduğunu düşünüyorum.I think it's possible for people to live on the moon.
Tarih, yaşam öğretmenidir.History is the teacher of life.
Yaşamın anlamını hiç düşünüyor musun?Do you ever think about the meaning of life?
Sanırım birlikte yaşamamız senin alışkanlıklarını etkiledi.I think that our living together has influenced your habits.
Sanırım birlikte yaşamamız alışkanlıklarını etkiledi.I think that our living together has influenced your habits.
Hiçbir zaman burada yaşamaya alışamayacaksın.You'll get used to living here in no time.
Yaşamak için on saniyen kaldı.You have ten seconds left to live.
Yaşamak için koş!Run for your life!
Şehir yaşamının hem avantajları hem de dezavantajları vardır.There are both advantages and disadvantages to city living.
25 yaşına kadar, o beş farklı ülkede yaşamıştı..By the age of 25, she had lived in 5 different countries.
Doktor hastanın yaşamak için sadece birkaç günü olduğunu vurguladı.The doctor emphasized that the patient only had a few days to live.
İncelenmemiş hayat yaşamaya değmez.The unexamined life is not worth living.
Yaşamaktan akıl almaz derecede bıktım.I'm incredibly sick of living.
O, uzakta yaşamıyor.He doesn't live far away.
Yaşam büyük bir ızdırap.Life is a great misery.
Bu problemi onlar daha önce yaşamışlardı.They had had that problem before.
Ben kırsalda yaşamak istiyorum.I want to live in the country.
Kent yaşamının avantajları ve dezavantajları vardır.City life has advantages and disadvantages.
Yalnız yaşamak istemiyorum.I don't want to live alone.
Yemek için yaşamam ama yaşamak için yerim.I do not live to eat, but eat to live.
Yaşamın kısa olduğunu biliyorum.I know that life is short.
jüpiter'in uydularında yaşam olabilir.There may be life on the moons of Jupiter.
O, ona cinsel yaşamından bahsetmeni istemiyor.He doesn't want you to talk about your sexual life to him.
O, kent yaşamından hoşlanmadı.She didn't like city life.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod