Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşam ile cümle

yaşam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tek başıma yaşamak istemiyorum.I don't want to live all by myself.
Beethoven'ın şimdiye kadar yaşamış olanlar kadar büyük bir besteci olduğunu düşünüyorum.I think Beethoven is as great a composer as ever lived.
Kırsalda yalnız yaşamayı tercih ederim.I would rather live alone in the country.
Sonunda kent yaşamına alıştım.I've finally got used to urban life.
Çok küçük gelirimle yaşamak zorundayım.I have to live on my very small income.
Tek yaşamaya katlanamam.I can't bear living alone.
Yalnız yaşamaya dayanamıyorum.I can't bear living alone.
Yalnız yaşamaya alışkınım.I am accustomed to living alone.
Ebediyen yaşamak istiyorum.I want to live forever.
İstasyona yakın yaşamak istiyorum.I want to live close to the station.
Ben rahat içinde yaşamak istiyorum.I want to live in comfort.
Geçen seneden beri Sanda'da yaşamadım.I have not lived in Sanda since last year.
Geçen yıldan beri Kobe'de yaşamaktayım.I have lived in Kobe since last year.
Geçen yıl Sanda'da yaşamadım.I did not live in Sanda last year.
Kyoto'da ya da Nara'da yaşamak istiyorum.I want to live in Kyoto or in Nara.
Ay'da yaşamı hayal etmeye çalıştım.I tried to imagine life on the moon.
Sağlıklı kalabildiğim sürece uzun yaşamak isterim.I want to live as long as I can stay in good health.
Mutlu bir hayat yaşamak istiyorum.I want to live a happy life.
Ben dünden beri Kobe yaşamaktayım.I have lived in Kobe since yesterday.
Çocukluğumdan beri burada yaşamaktayım.I have lived here since I was a boy.
Kobe banliyölerinde yaşamak istiyorum.I'd like to live in the suburbs of Kobe.
Ben tekdüze yaşamdan bıktım.I'm tired of the monotonous life.
Utanç içinde yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than live in disgrace.
Uzun süredir burada yaşamaktayım.I have lived here for a long time.
Kırsal alanda yaşamak istiyorum.I want to live in rural areas.
Kırsalda yaşamayı sevmiyorum.I don't like living in the country.
Kırsal yaşam beni çok fazla cezbediyor.Rural life appeals to me very much.
Kırsalda yaşamayı şehirde yaşamaya tercih ediyorum.I prefer living in the country to living in the city.
Tokyo'ya gelmeden önce on yıl Sendai'de yaşamıştım.I had lived in Sendai for ten years before I came to Tokyo.
Onunla mutsuz bir hayat yaşamaktansa bekar kalmayı tercih ederim.I would rather remain single than live an unhappy life with him.
Onun beklentilerine uygun yaşamalıyım.I must live up to his expectations.
Hokkaido'da yaşamak istedim ama yaşayamadım.I wanted to live in Hokkaido, but I couldn't.
Ben yaşamak istiyorum.I want to live.
Gelecek yıl Sanda'da yaşamayacağım.I will not live in Sanda next year.
Ben gelecek yıl Kobe'de yaşamayacağım.I will not live in Kobe next year.
Gelecek nisan ayında iki yıldır burada yaşamakta olacağız.We'll have lived here for two years next April.
Gelecek mart ayında bir yıldır burada yaşamakta olacağız.We will have lived here for a year next March.
Öz yaşam öyküsünde, defalarca mutsuz okul günlerinden bahsediyor.In his autobiography, he repeatedly refers to his unhappy school days.
Sadece kendi mutluluğunuzun peşinde yaşamamalısınız.You shouldn't live merely in pursuit of your own happiness.
Yaşamını riske atman çılgınlık.It is crazy of you to put your life at risk.
Trafik çok ağır değilse, herhangi bir sorun yaşamamalıyız.We shouldn't have any trouble if the traffic isn't too heavy.
Kendi imkanlarınla yaşamalısın.You should live within your means.
İmkanlarının ötesinde yaşamamalısın.You must not live beyond your means.
Kitaplar yaşamın zevklerini artırır.Books add to the pleasures of life.
Kraliçe Buckingham Sarayında yaşamaktadır.The Queen lives in Buckingham Palace.
Kadınlar genel olarak erkeklerden daha uzun yaşamaktadır.Women generally live longer than men.
Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşama eğilimindedir.Women tend to live longer than men.
Kabinin görünümüne bakılırsa içeride kimse yaşamıyor.From the look of the cabin, no one lives in it.
Onun küçük bir emeklilik maaşıyla yaşaması zordu.It was hard for him to live on his small pension.
Küçük bir gelirle yaşamak zordur.Living on a small income is hard.
Bitki yaşamı için, suya ek olarak güneş ışığı kesinlikle gereklidir.In addition to water, sunshine is absolutely necessary for plant life.
Yiyecek yaşam için gereklidir.Food is necessary for life.
Gıda yaşam için elzemdir.Food is essential to life.
Senin görüşlerine göre yaşamak zor.It is hard to live up to your convictions.
Gazeteye göre, Tokyo'da yaşamanın maliyeti dünyada en yüksektir.According to the newspaper, the cost of living in Tokyo is the highest in the world.
Kişinin yaşam tarzı, büyük ölçüde para ile belirlenir.One's lifestyle is largely determined by money.
İncil'de, " İnsan yalnız ekmek ile yaşamayacak " diyor.It says in the Bible, "Man shall not live on bread alone."
Herkesin yaşama hakkı vardır.Everyone has a right to live.
İnsan yaşamak için yer, yemek için yaşamaz.Man eats to live, he does not live to eat.
İnsan ve hayvan yaşamı atmosferik çevreye gösterdikleri tepkilerden etkilenirler.Human and animal life are influenced by their reactions to the atmospheric environment.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod