Gelirine göre yaşamalısın.You must live according to your income.
Yakında kırsal yaşama alışacaksın.You will soon be used to rural life.
Ne kadar süredir Sasayama'da yaşamaktasın?How long have you lived in Sasayama?
Ne kadar süredir Sanda'da yaşamaktasın?How long have you lived in Sanda?
Yaşam tarzınıza dikkatle bir göz atın.Take a fresh look at your lifestyle.
Bir insan gibi yaşamanı daha fazla istiyorum.I want you to live more like a human being.
Hayatı yaşamaya değer hale getir.You make life worth living.
Uzun yaşamak istiyorsan sigarayı bırak.Give up smoking if you want to live long.
Yaşamın hakkında düşünmen gereklidir.It is necessary for you to think about your life.
Beklentilerinize uygun yaşamaya çalışacağım.I will try to live up to your expectations.
Bana kırsalda yaşamak istemenin nedenini söyle.Tell me the reason why you want to live in the countryside.
Birçok insan seksen yıldan fazla yaşamaz.Not a few people live to be over eighty.
Yetmiş ya da seksen yıl bir insanın normal yaşam süresidir.Seventy or eighty years is the normal span of a man's life.
İki aile aynı evde yaşamaktadır.Two families live in the same house.
150 yaşına kadar yaşamak neredeyse imkansız mı?Is it next to impossible to live to be 150?
Yakında büyük bir şehirde yaşamaya alışacaksın.You will soon be used to living in a big city.
O seni öldürmek ya da yaşamana izin vermek bana kalmış!It's up to me whether I kill you or let you live!
Evlilik yaşam şekilleri çok değişiyor.Patterns of married life are changing a lot.
Ay yaşamak için iyi bir yer değil.The moon is not a good place to live on.
Gözün ulaşabileceği kadarıyla yaşam belirtisi yoktu.As far as the eye could reach, there was no sign of life.
Kendinizi toparlamalısınız ve yaşama cesaretle katlanmalısınız.You must pull yourself together and face up to life.
Biz modern yaşamımızı elektriğe borçluyuz.We owe our modern life to electricity.
Kendisi yaşamış en cesur askerdir.He is the bravest soldier that ever lived.
O, şimdiye kadar yaşamış en cesur askerdir.He is the bravest soldier that ever lived.
Çok şükür, oğlum yeni okulundaki yaşama çabucak uyum sağladı.Fortunately, my son quickly adjusted to life in his new school.
İnsanlar genelde banliyölerde rahatça yaşamaktadır.People often live comfortably in the suburbs.
Onun yüksek maaşı onun konfor içinde yaşamasını sağladı.His high salary enabled him to live in comfort.
Onun şimdi uğruna yaşamak için hiçbir şeyi yok.Now he has nothing to live for.
Bugünkü dünya rahat yaşamını petrole borçludur.The present world owes its convenient life to petroleum.
Bugün elektrik olmadan iyi bir yaşam süremeyiz.Without electricity we can't live a good life today.
25 ve 54 yaşları arasındaki erkekler ve kadınlar en stresli yaşamlara sahiptir.Men and women between the ages of 25 and 54 have the most stressful lives.
Son zamanlarda sıkça depremler yaşamamız beni korkutuyor.It scares me that we have frequently had earthquakes lately.
Çocuklar kampa gittiğinde, ilkel bir şekilde yaşamanın tadını çıkarıyorlar.When the boys go camping, they enjoy living in a primitive way.
Yaşam için çocukların kitaplarını sergilemek istiyorum.I would like to illustrate children's books for a living.
Yerinde olsam, onunla yaşamam.If I were you, I wouldn't live with him.
Yaşamak için bitkilere ihtiyacımız var.We need plants in order to live.
İstediğimiz yerde yaşama hakkımız var.We have a right to live wherever we want to.
Biz yaşamak için bir şey yemeliyiz.We must have something to live for.
Hepimiz mümkün olduğu kadar uzun yaşamak istiyoruz.All of us want to live as long as possible.
Doğayla uyum içinde yaşamayı öğrenmeliyiz.We must learn to live in harmony with nature.
Yaşamak için güzel bir ev arıyoruz.We are looking for a nice house to live in.
Yaşamak için yiyecek, giyecek ve bir eve ihtiyacımız var.We need food, clothes and a home in order to live.
Yaşamak için bir şeyim yok.I have nothing to live for.
Amcam bir apartman dairesinde yaşamaktadır.My uncle lives in an apartment.
Sınıf arkadaşlarımdan hiçbiri buraya yakın yaşamazlar.None of my classmates live near here.
Benim maaşım bizim müsrifçe yaşamamıza izin vermez.My salary doesn't allow us to live extravagantly.
Yaşam giderlerim yıldan yıla yükseliyor.My living expense is rising year by year.
Erkek kardeşim kısa sürede Tokyo'da yalnız yaşamaya alıştı.My brother soon got used to living alone in Tokyo.
Eski kocam artık bu kentte yaşamıyor.My ex-husband no longer lives in this city.
Hayalim kırsalda sakin bir hayat yaşamak.My dream is to live a quiet life in the country.
Havanın temiz olduğu sakin bir şehirde yaşamak istiyorum.I want to live in a quiet city where the air is clean.
Ben Tokyo'ya taşındığımda on sekiz yıl Osaka'da yaşamıştım.I had lived in Osaka for eighteen years when I moved to Tokyo.
1985'den beri Tokyo'da yaşamaktayım.I have lived in Tokyo since 1985.
1990'dan beri burada yaşamaktayım.I have lived here since 1990.
Tek başıma yaşamak için yeterince yaşlıyım.I'm old enough to live by myself.
Amerika'da yaşamak istiyorum.I want to make my home in America.
Amerikan günlük yaşamını öğrenmek istiyorum.I want to learn about American daily life.
Geçmişte yaşamamaya çalışıyorum.I try not to dwell on the past.
Ben sık sık yaşamın anlamı üzerinde düşünürüm.I often meditate on the meaning of life.
New York'ta yaşamak istiyorum.I'd like to live in New York.