Yaşamak, şarkı söylemek ve sevmek demektir.Living means singing and loving.
Yaşam, erkeklerin ciddiye alması için çok kısaLife is too short for men to take it seriously.
Sonsuza dek yaşamaya çalışmayın. Başaramazsınız.Do not try to live forever. You will not succeed.
Yaşamlarımızı büyük sevgiden ve derin kederden daha yoğun bir şekilde yaşamayız.We never experience our lives more intensely than in great love and deep sorrow.
Onun kahkahası yaşamanın keyfinin otantik bir ifadesi.Her laughter is an authentic expression of the joy of living.
Birinin ilkeleri için savaşmak onlara göre yaşamaktan daha kolaydır.It is easier to fight for one's principles than to live according to them.
Orada bir su perisi yaşamaktadır.A nymph lives there.
Su tüm yaşamın kaynağıdır.Water is the source of all life.
Tom bir gün Boston'da yaşamayı hayal ediyordu.Tom hoped to live in Boston one day.
Tom kimseyle problem yaşamadı hiç.Tom has never had a problem with anybody.
Tom ağaçlara tırmanmada sorun yaşamadı.Tom has no trouble climbing trees.
Boston ziyaret etmek için güzel bir yer ama ben orada yaşamak istemem.Boston is a nice place to visit, but I wouldn't want to live there.
Artık Boston'da yaşamak istemiyordum, bu yüzden Chicago'ya taşındım.I didn't want to live in Boston anymore, so I moved to Chicago.
Tom Boston'da yaşamıyor mu?Doesn't Tom live in Boston?
Birkaç yıl boyunca Boston'da yaşamamız gerekebilir.We may need to live in Boston for a few years.
Tom artık Boston'da yaşamamadığını söyledi.Tom said he didn't live in Boston anymore.
Tom ve ben artık Boston'da yaşamıyoruz.Tom and I don't live in Boston anymore.
Üç yıldan fazla bir süre Boston'da yaşamak zorunda olmadığına sevindim.Why doesn't Tom need to do that?
Gerçekten burada yaşamıyorsun, değil mi?You don't really live here, do you?
Artık Boston'da yaşamıyoruz.We're not living in Boston anymore.
Tom birgün Boston'da yaşamayı umuyor.Tom hopes to live in Boston someday.
Tom yalnız yaşamak için yeterince yaşlı değil.Tom's not old enough to live alone.
Bir gün Boston'da yaşamayı umuyorum.I hope to live in Boston someday.
Tom bir gün orada yaşamayı umuyor.Tom hopes to live there someday.
Boston'da yaşamayı sevmemiştim.I didn't like living in Boston.
Boston'da yaşamak hoşuma gitmemişti.I didn't like living in Boston.
Boston yaşamak için güzel bir yer.Boston is a nice place to live.
Tom hiçbir zaman Avustralya'da yaşamadı.Tom has never lived in Australia.
Tom birgün orada yaşamayı planlıyor.Tom plans to live there someday.
Ben çok uzakta yaşamıyorum.I don't live very far away.
Ben artık orada yaşamıyorum.I don't live there anymore.
Tom, Mary'nin nerede yaşamak istediğini merak etti.Tom wondered where Mary wanted to live.
Yaşamak için çok zamanım yok.I don't have long to live.
Tom Boston'da yaşamayı planlıyor.Tom plans to live in Boston.
Tom, Boston'da yaşamaktan nefret ediyor.Tom hates living in Boston.
Boston'da yaşamaktan hoşlanıyorum.I like living in Boston.
Boston'da yaşamaktan nefret ediyorum.I hate living in Boston.
Ben yalnız yaşamıyorum.I don't live alone.
Tom yurt dışında yaşamaktadır.Tom lives abroad.
Boston'da çok uzun süre yaşamadım.I haven't lived in Boston very long.
Boston'da yaşamak istedim.I wanted to live in Boston.
Mary'nin nerede yaşamak istediğini Tom'un bildiğini sanmıyorum.I don't think Tom knows where Mary wants to live.
Ben yurtdışında hiç yaşamadım.I've never lived abroad.
Tom burada yaşamak için geldi.Tom came to live here.
Tom uzun zamandır burada yaşamıyor.Tom hasn't lived here in a long time.
Tom uzun süredir Boston'da yaşamıyor.Tom hasn't been living in Boston long.
Böyle bir yerde kim yaşamak ister?Who would want to live in a place like this?
Neden Tom'un artık Boston'da yaşamadığını düşünüyorsun?Why do you think Tom doesn't live in Boston anymore?
Tom'a Park Caddesi'nde yaşamak istediğimi söyledim.I told Tom that I wanted to live on Park Street.
Tom Boston'da babasıyla birlikte yaşamıyor.Tom isn't living in Boston with his father.
Tom normal bir hayat yaşamaya çalışıyor.Tom has been trying to live a normal life.
Tom bir süredir yaşam desteğinde.Tom has been on life support for a while.
Tom, babasıyla yaşamak için Boston'a gitti.Tom went to Boston to live with his father.
Tom gitmek ve amcasıyla yaşamak istiyor.Tom wants to go and live with his uncle.
Tom onun yaptığı ile yaşamak zorunda kalacak.Tom will have to live with what he did.
Yaşamak için bir yer arıyordum.I've been looking for a place to live.
Tom normal bir hayat yaşamak istiyor.Tom is trying to live a normal life.
Tom burada yaşamaya alıştı.Tom has gotten used to living here.
Tom benden çok uzakta yaşamıyor.Tom doesn't live very far from me.
Tom burada yaşamaktan hoşlanmazdı.Tom wouldn't like living here.