Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşam ile cümle

yaşam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Varlıklı bir bayan olarak Leyla'nın yaşamı bir seraptı.Layla's life as a wealthy lady was a mirage.
Sami, kadın bulma veya kadın seçme konusunda asla bir sorun yaşamadı.Sami never had any trouble finding women or picking women up.
Leyla abartılı yaşam tarzından keyif alıyordu.Layla enjoyed her extravagant lifestyle.
Leyla uzun süre yaşamak zorunda olmadığını biliyor.Layla knows she hasn't got long to live.
Burası hayatımın geri kalanında yaşamak istediğim yer.This is where I want to live for the rest of my life.
Tom gerçekten orada yaşamak istemiyor, değil mi?Tom doesn't really want to live there, does he?
Tom yaşamak için uzun zamanı olmadığını biliyor.Tom knows he doesn't have long to live.
Tom gerçekten burada yaşamıyor, değil mi?Tom doesn't really live here, does he?
Sevmek iki kez yaşamaktır.To love is to live twice.
Ekonomik özgürlük yaşam kalitesini arttırır.Economic freedom improves quality of life.
Leyla artık aşk yaşamıyor.Layla isn't in love anymore.
Susan Ramirez burada yaşamıyor.Susan Ramirez doesn't live here.
Yaşamak hissetmektir.To live is to feel.
Tom'un artık neden Boston'da yaşamadığını biliyor musun?Do you know why Tom doesn't live in Boston anymore?
Leyla iyi bir hayat yaşamak istedi.Layla wanted to live a good life.
Leyla iyi bir yaşam sürmek istiyordu.Layla wanted to live a good life.
Neden Boston'da yaşamak istemiyorsun?Why don't you want to live in Boston?
Tom bana Boston'da yaşamak istemediğini söyledi.Tom told me he didn't want to live in Boston.
Burada bizimle birlikte yaşamak ister misin?Would you like to live here with us?
Bugün Leyla'nın yaşamı iyidir.Today, Layla's life is good.
Endonezya'da ömür boyu hapis cezası ölene kadar bir cehennemi yaşamak demektir.A life sentence in Indonesia means a living hell until you die.
Leyla yaşamında bazı korkunç kararlar verdi.Layla has made some horrible decisions in her life.
Tom'un nerede yaşamak istediğini düşünüyorsun?Where do you think Tom wants to live?
Sağlıklı bir yaşam tarzı yaşıyor musunuz?Do you live a healthy lifestyle?
Burada yaşamaktan hâlâ mutlu musun?Are you still happy living here?
Burada yaşamaktan ne kadar nefret ettiğimi biliyorsun.You know how much I hate living here.
Leyla, Sami ile bir masal hayatı yaşamak istiyordu.Layla wanted to live a fairy tale life with Sami.
Leyla çok zor bir yaşam sürüyordu.Layla was living a very hard life.
Leyla yaşamımdaki en iyi şeydir.Layla is the best thing in my life.
Hâlâ ailenle yaşamıyor musun?Aren't you still living with your parents?
Hâlâ Boston'da yaşamıyor musun?Aren't you still living in Boston?
Hava kirliliğinden kurtulmanın tek yolu hiçliğin ortasında yaşamaktır.The only way to escape air pollution is to live in the middle of nowhere.
Hava kirliliğinden kurtulmanın tek yolu ıssız bir yerde yaşamaktır.The only way to escape air pollution is to live in the middle of nowhere.
Bu, yaşamımda şimdiye kadar gördüğüm en aptalca filmdir.This is the stupidest movie I have ever seen in my life.
Bu şimdiye kadar tüm yaşamımda gördüğüm en aptalca filmdir.This is the stupidest movie I have ever seen in my entire life.
Tom nerede yaşamayı planlıyor?Where does Tom plan to live?
Tom nerede yaşamak istiyor?Where does Tom want to live?
Sami hiç böyle bir şey yaşamamıştı.Sami never experienced anything like this.
Sami iki farklı yaşam sürüyordu.Sami was living two different lives.
Tom'un artık Boston'da yaşamadığını fark etmedim.I didn't realize that Tom didn't live in Boston anymore.
Sami okulda herhangi bir sıkıntı yaşamadı.Sami didn't get into any trouble at school.
Benim yaşamım tehlikede.My life's at stake.
Yaşamı tehlikede.Her life's at stake.
Onun yaşamı tehlikede.His life's at stake.
Onların yaşamları tehlikede.Their lives are at stake.
Tom bizimle yaşamaya gelmeyecek.Tom isn't going to come live with us.
Tom bizimle yaşamaya gelecek.Tom is going to come live with us.
Sami, Leyla'nın yaşam tarzını kıskanıyordu.Sami envied Layla's lifestyle.
Sami, Leyla ile yaşamaya gitti.Sami went to live with Layla.
Tom bunu yaşamak için yapıyor.Tom does this for a living.
Hiç Karayipler'de yaşamak istedin mi?Have you ever wanted to live in the Caribbean?
Hiç bir adada yaşamak istedin mi?Have you ever wanted to live on an island?
Sami'nin yaşamı sonsuza dek değişti.Sami's life was changed for ever.
Yaşam, yaşayanlara aittir ve yaşayan, değişim için hazırlanmalıdır.Life belongs to the living, and he who lives must be prepared for change.
Bir plaja yakın yaşamak isterim.I'd like to live near a beach.
Bir kıyıya yakın yaşamak isterim.I'd like to live near a beach.
Harika bir yaşamım var.I have a wonderful life.
Tom yurt dışında yaşamıyor.Tom hasn't lived abroad.
Tom yurt dışında yaşamadı.Tom hasn't lived abroad.
Yaşamak, şarkı söylemek ve sevmek anlamına gelir.Living means singing and loving.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod