Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşam ile cümle

yaşam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom kendi başına yaşamak istiyor.Tom wants to live on his own.
Tom hâlâ yaşam desteğinde.Tom is still on life support.
Sami Müslüman bir ülkede yaşamak istiyordu.Sami wanted to live in a Muslim country.
Sami bize Müslüman olmadan önceki yaşamından bahsetti.Sami told us about his life before Islam.
Tom'un ve Mary'nin burada yaşamayı seveceklerini düşünmüyorum.I don't think Tom and Mary like living here.
Tom, Fransızca konuşulan bir ülkede yaşamak istediğini söyledi.Tom said he wanted to live in a French-speaking country.
Tom, Fransızca konuşulan bir ülkede yaşamak istiyor.Tom wants to live in a country where French is spoken.
Tom artık burada yaşamıyor. Boston'a taşındı.Tom doesn't live here anymore. He's moved to Boston.
Tom artık böyle yaşamak istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to live like this anymore.
Tom, Fransızca konuşulan bir ülkede yaşamak istedi.Tom wanted to live in a French-speaking country.
Boston'da yaşamak için bir yer bulmakta zorlandım.I had trouble finding a place to live in Boston.
Tom, Avustralya'da yaşamak istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to live in Australia.
Tom, Boston'da yaşamak için bir yer arıyor.Tom is looking for a place to live in Boston.
Yaşamak için bir yer bulmakta zorlanıyorum.I'm having trouble finding a place to live.
Tom şehir merkezinde yaşamaktan hoşlanmadığını söyledi.Tom said he didn't like living downtown.
Tom Avustralya'da yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live in Australia.
Yaşamak için bir yer bulmakta zorlandım.I had trouble finding a place to live.
Tom kendi başına yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live on his own.
Tom tek başına yaşamak istemedi.Tom didn't want to live on his own.
Tom kırsalda yaşamak istedi.Tom wanted to live in the country.
Tom şehir merkezinde yaşamaktan hoşlanmıyor.Tom doesn't like living downtown.
Böyle yaşamaya devam edemeyiz.We can't go on living like this.
Tom kendi başına yaşamak istiyordu.Tom wanted to live on his own.
Tom, Boston'da yaşamak istemediğini söyledi.Tom said that he didn't want to live in Boston.
Boston'da yaşamaya başladığımdan beri üç farklı işim oldu.I've had three different jobs since I started living in Boston.
Tom'un Boston'daki yaşam maaliyetinden şikayet ettiğini duydum.I heard Tom complain about the cost of living in Boston.
O ağaca tırmanırken herhangi bir zorluk yaşamadım.I didn't have any trouble climbing that tree.
Tom burada yaşamaktan hoşlanıyor, ama ben hoşlanmıyorum.Tom likes living here, but I don't.
Çalıştığım yerden uzakta yaşamıyorum.I don't live far from where I work.
Seneye Boston'da yaşamıyor olacağım.I won't live in Boston next year.
Tom, Boston'da yaşamayı seviyordu.Tom loved living in Boston.
Tom, Boston'da yaşamaktan hoşlanıyordu.Tom liked living in Boston.
O kaza Tom'un yaşamını değiştirdi.That incident changed Tom's life.
Buradan çok uzakta yaşamıyorum.I don't live very far from here.
Şehirde yaşamak hoşuma gitmiyor.I don't like living in the city.
Kentte yaşamak hoşuma gitmiyor.I don't like living in the city.
Tom sonunda Fransızca konuşan bir ülkede yaşamak istediği için Fransızca öğreniyor.Tom is learning French because he eventually wants to live in a French-speaking country.
Şehir merkezinde yaşamayı sevmem.I don't like living downtown.
Tom çocukken gerçekten hiç sorun yaşamadı.Tom never really got into trouble when he was a kid.
Burada Boston'da yaşamıyorum.I don't live here in Boston.
Boston'da yaşamayı sevmiyorum ve Tom da sevmiyor.I don't like living in Boston and Tom doesn't either.
Çalıştığım yere yakın yaşamıyorum.I don't live near where I work.
Sami kırsal yaşam tarzından zevk alıyordu.Sami enjoyed the country lifestyle.
Sami o yaşam tarzına alıştı.Sami got used to that lifestyle.
Sami, Leyla'yı onunla yaşamaya davet etti.Sami invited Layla to live with him.
Sami yaşamına devam etti.Sami continued with his life.
Sami'nin suç yaşamı 2006'da başladı.Sami's criminal life started in 2006.
Sami, büyükannesi ile birlikte yaşamak için Mısır'a gönderildi.Sami was sent away to live in Egypt with his grandmother.
Sami, eşcinsel sevgilisi ile yaşamak için Ontario'ya gitti.Sami went to Ontario to live with his gay lover.
Sami, Leyla'nın yaşam tarzını çok fazla uygun görmüyordu.Sami disapproved very much Layla's lifestyle.
Bir çiftlikte yaşamak isterim.I'd like to live on a farm.
Sami bu evde yaşamak istiyordu.Sami wanted to live in this house.
Yaşamın risk altında.Your life is in jeopardy.
Sami, Leyla'ya yaşamak için bir yer verdi.Sami gave Layla a place to live.
Sami'nin yaşamak için bir yeri yoktu.Sami didn't have a place to live.
Sami arzu ettiği lüksü yaşamaya başladı.Sami started to live the life of luxury he desired.
Sami'nin eski yaşamı bir sorun olarak kaldı.Sami's old life remained a problem.
Sami'nin yaşamı sonsuza kadar değişiyordu.Sami's life changed for ever.
Sami, ailesi ile yaşamak için Kahire'ye geri dönmeyi planlıyordu.Sami planned to return to Cairo to live with his family.
Sami istediği yaşamın o olmadığını fark etti.Sami realized that wasn't the life he wanted.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod