Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşam ile cümle

yaşam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Çadırda yaşamayı severim.I love camping out.
Yaşam tarzları değişiyor.Lifestyles are changing.
Muhtemelen ölünceye kadar yaşamak için yeterli paraya sahipsin.You probably have enough money to live till you die.
Boston ziyaret etmek için harika bir yerdir ama orada yaşamak istemem.Boston is a great place to visit, but I wouldn't want to live there.
Doktor acı ile yaşamayı öğrenmem gerektiğini söyledi.The doctor said I needed to learn to live with the pain.
Tom'un artık Boston'da yaşamadığına oldukça eminim.I'm pretty sure that Tom doesn't live in Boston anymore.
Daha iyi bir mahallede yaşamak istiyorum.I'd like to live in a better neighborhood.
Lütfen özel yaşamıma saygı gösterin.Please respect my privacy.
Kıskançlık, Amerikan yaşamının ana gerçeğidir.Envy is the central fact of American life.
Onun daha iyi bir yaşama ulaşmak için büyük bir isteği vardı.She had a great desire to get a better life.
O, büyükannesiyle yaşamaya gitti.She went to live with her grandmother.
Yaşamak tehlikelidir.Living is dangerous.
O, onun kişisel yaşamı hakkında hiçbir şey bilmek istemiyordu.She didn't want to know anything about his personal life.
O, Amerikan rüyasını yaşamak istedi.She wanted to live the American dream.
Artık orada yaşamamalarına rağmen, Hem Tom'un hem de Mary'nin Boston adresleri var.Both Tom and Mary have Boston addresses, even though they don't live there now.
Bir kelebeğin ortalama yaşam süresi ne kadar?What's the average lifespan of a butterfly?
Onunla birlikte Arkhangelsk'te yaşamasını istedi.She wanted him to live with her in Arkhangelsk.
Utanç içinde yaşamaktansa onurlu ölmek daha iyidir.It is better to die honorably than to live in disgrace.
Orman yaşamla iç içedir.The forest is teeming with life.
Tom ve Mary çocuklarının Amerikan rüyasını yaşamasını istiyorlar.Tom and Mary wanted their children to live the American dream.
Ben başkalarının standardına göre yaşamayı gerekli bulmuyorum.I don't find it necessary to live by the standard of another.
Birlikte yaşamak istemiyorlar.They don't want to live together.
Yaşamımda dizginleri ele almam için bu gereksiz algılardan kurtulmam lazım.I need to drop these useless perceptions to take full throttle over my life.
Hayatı son sürat yaşamam için bu faydasız düşünceleri bırakmam gerek.I need to drop these useless perceptions to take full throttle over my life.
Yaşam, Kuzey Amerika'da rahat değil.Life isn't comfortable in North America.
Önceden annemin ben evlenene kadar yaşamasını umut ederdim.I once hoped that my mother would survive until I got married.
Ben bir çift olarak yaşamak istemiyorum. Bu bir köpeğe sahip olmak gibidir.I don't want to live as a couple. It's like having a dog.
Tom yaşamak için güzel bir yere sahipti.Tom had a nice place to live.
Tom, Mary'yle yaşamak için geldi.Tom came to live with Mary.
Okuldan sonra onların yaşamları ayrıldı.After school, their lives diverged.
Tom hayallerindeki yaşama sahipti.Tom had the life of his dreams.
Tom, Boston'da sade bir hayat yaşamaya devam etti.Tom continued to live a simple life in Boston.
Tom korku içinde yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live in fear.
Tom, Mary ile karavanda yaşamak için geldi.Tom came to live with Mary in the trailer.
Yaşam, bitlerle dolu harika bir elbisedir.Life is a magnificent gown full of lice.
Şimdi yaşadığın hayatı sonsuza dek yaşamak ister misin?Would you like to live the life you live now for eternity?
Ben dürüst bir yaşam sağlıyorum.I make an honest living.
Bir dili öğrenmek için en iyi yol onun konuşulduğu bir ülkede yaşamaktır.The best way to learn a language is to live in a country where it's spoken.
Tom yaşamak için bir yer bulmakta herhangi bir sorun yaşamamalı.Tom shouldn't have any trouble finding a place to live.
Tom'un bizi bulmada herhangi bir sorun yaşamayacağından eminim.I'm sure Tom won't have any trouble finding us.
Tom yaptığı ile yaşamak zorunda olacak.Tom is going to have to live with what he did.
Tom acıyla yaşamayı öğrenmek zorunda kalacak.Tom will have to learn to live with the pain.
Tom Boston'da yaşamayı sevecek.Tom is going to love living in Boston.
Tom burada yaşamayı sevecek.Tom is going to love living here.
Kim burada yaşamak istemez ki?Who wouldn't want to live here?
Tom burada yaşamıyor, değil mi?Tom doesn't live here, does he?
Tom'u yaşama döndürebilirdin.You could've resuscitated Tom.
Bu, yaşamınızı değiştirecek.This will change your life.
Yaşamak kolay değildir.Living isn't easy.
Burada yaşamak kolay değil.Living here isn't easy.
Tom Boston'da yaşamak istiyor.Tom wants to live in Boston.
Tom yaşam desteğinde.Tom is on life support.
Yaşamak için herhangi bir nedenim olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if I have any reason to live.
Hayatımın yaşamaya değer olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if my life is worth living.
Tom çok uzakta yaşamıyor.Tom doesn't live very far away.
Tom Boston'dan başka herhangi bir yerde hiç yaşamadı.Tom has never lived anywhere but Boston.
Dünya üzerinde akıllı yaşam var mıdır?Is there intelligent life on Earth?
Yalnız yaşamaya katlanamam.I can't stand to live alone.
Ölümden sonraki sonsuz yaşama inanır mısın?Do you believe in eternal life after death?
Yaşama maliyetleri hızla arttı.Living costs have increased rapidly.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod