Dan Linda ile bile yaşamadı.Dan didn't even live with Linda.
Dan, Londra'da bile yaşamadı.Dan didn't even live in London.
Hava olmadan yaşamak mümkün değildir.It is not possible to live without air.
Dan sonsuza dek Londra'da yaşamayı düşünüyor.Dan is considering living in London forever.
Ebeveynlerinle birlikte yaşamayı sevmiyorsun, değil mi?You don't like living with your parents, do you?
Tom yıllardır Boston'da yaşamadı.Tom hasn't lived in Boston for many years.
Bizimle yaşamak ister misin?Would you like to live with us?
Burada bizimle yaşamak ister misin?Do you want to live here with us?
Tom tek başına yaşamayı umursamadı.Tom didn't mind living by himself.
Tom yalnız yaşamaktan rahatsız değildi.Tom didn't mind living by himself.
Burada yaşamayı seviyor musun?Do you like living here?
Burada yaşamaya nasıl katlanabilirsin?How can you stand living here?
Erkek kardeşinle yaşamayı nasıl buluyorsun?How do you like living with your brother?
Nasıl, erkek kardeşinle yaşamak hoşuna gidiyor mu?How do you like living with your brother?
Dan Linda ile Glasgov'da yaşamak için Londra'daki iyi bir işi bıraktı.Dan left a good job in London to live with Linda in Glasgow.
Dan gibi bir pilot için yaşam zordur.Life is tough for a pilot like Dan.
Baba, asi oğlu ile iletişim kurmakta sorun yaşamıştı.The father had trouble communicating with his wayward son.
Dan, diğerlerinin yaşamını iyileştirmek istedi.Dan wanted to improve the lives of others.
Yaşam boyu öğrenmenin gerekli olduğuna inanıyorum.I believe that lifelong learning is essential.
Yaşamın birçok dil olmadan ne kadar fazla renksiz olacağını düşünemiyorum.I can't imagine how much more colourless life would be without multiple languages.
Yaşam, ölümü dumanıyla boğan bir alevdir.Life is a flame that smothers death.
Onlar üzerinde yaşamın diğer formlarıyla ilgili yıldızlar var mıdır?Are there stars with other forms of life on them?
Tom Boston'un yaşamak için güzel bir yer olduğunu söyledi.Tom said Boston is a nice place to live.
Seninle yaşamak sadece imkansız!It's just impossible to live with you!
Yaşam, ölümün başlangıcıdır.Life is the beginning of death.
Başkaları ile hoşnutsuzluk içinde yaşamaktansa dünya malından vazgeçmek daha iyi.Better to give up possessions than to live in discontent with others.
Tom artık ebeveynleriyle yaşamıyor.Tom no longer lives with his parents.
Ebeveynlerim artık yaşamıyor.My parents are no longer living.
Avustralya'da yaşamak nasıldı?What was it like living in Australia?
Hindistan'da yaşamak istiyorum.I want to live in India.
Biz Bostan da yaşamak istemiyoruz.We do not live in Boston.
Bazı kaplumbağalar 100 yıldan daha fazla yaşamış.Some turtles have lived more than 100 years.
Yaşam analizi önemli bir düşüş gösterdi.Survival analysis showed a significant reduction.
Ben uzaylı yaşama inanmam.I don't believe in alien life.
Ben yaşamak için çalışırım ama çalışmak için yaşamam.I work to live, but I don't live to work.
Büyük bir şehirde yaşamak istemiyorum.I don't want to live in a big city.
Dostluk yaşam tuzudur.Friendship is the salt of life.
Ben yaşama ilgimi kaybettim.I've lost my interest in living.
Artık yaşamak istemiyorum.I don't want to live anymore.
Yaşamaya çalışıyorum.I am trying to live.
Artık taş devrinde yaşamıyoruz.We are no longer living in the stone age.
Uzun bir yaşamın sırrını biliyor musun?Do you know the secret of a long life?
Elli yıl daha ot gibi yaşamaktansa şimdi ölmeyi tercih ederim.I'd rather die now than vegetate for fifty more years.
Bundan önce, bu bölgede bitki yaşamı yoktu.Before that, there was no plant life in this region.
Ben tüm yaşamım boyunca sıkı çalıştım.I've worked hard my entire life.
Su olmadan ve oksijen olmadan yaşamak olanaksızdır.It is impossible to live without water and without oxygen.
Yaşamayı sürdürmek için onu her gün yapmak zorundayım.I have to do that every day to keep living.
Yaşamak için sadece bir yol vardır.There's only one way to live.
İnsanlar hayatı anlamak için değil, yaşamak için yaratılmıştır.Human beings are not made to understand life, but to live it.
O sıralarda adada hiç kimse yaşamadı.At that time nobody lived on the island.
Yaşlılık yaşamın son aşamasıdır.Senescence is the last stage of life.
Bütün kinleri unut ve özgürce yaşamaya başla.Forget all grudges and begin living freely.
Sentinel yerlileri insanlar Hint Okyanusu'nda bir adada yaşamaktadır.The Sentinelese people live on an island in the Indian Ocean.
Yaşamımdan çık. Senden iğreniyorum.Get out of my life. I detest you.
Haklısın. Yaşamaya devam etmek zorundayım.You're right. I have to go on living.
Ben laik bir yaşam tarzı yaşıyorum.I'm living a secular lifestyle.
Güneşin 8 gezegeninden biri hariç hepsi yaşamdan yoksundur.All but one of 8 planets of the Sun lack life.
Benim yaşamım, benim kurallarım.My life, my rules.
Biz daha önce asla bu sorunu yaşamadık.We've never had this problem before.
Yaşam şimdi farklı.Life is different now.