Japonya'da yaşam pahalıdır.Life in Japan is expensive.
O ve ben evlenene kadar birlikte yaşamadık.She and I didn't live together until marriage.
Hayatımı istediğim şekilde yaşamış olmayı dilerdim.I wish I could live my life doing only what I wanted to do.
Bazen yaşam çok adaletsizdir.Sometimes, life is so unjust.
Birkaç yıl Avustralya'da yaşamak istiyorum.I'd love to live in Australia for a few years.
Tom çocuklarının liseden mezun olduğunu görmek için yaşamadı.Tom didn't live to see his children graduate from high school.
Sorunlar yaşamadığından emin olmak istiyordum.I wanted to make sure you weren't having problems.
Hiç bu tür sorunlar yaşamadım.I've never had those kinds of problems.
Tom'un yaşamak için çok daha uzun zamanı yok.Tom doesn't have much longer to live.
Benim çevrem yaşamak için güzel bir yer.My neighborhood is a nice place to live.
Yaşamama izin ver.Let me live.
Daha iyi bir hayat yaşamadığım için pişmanım.I regret not having lived a better life.
Sanırım Tom buraya yakın bir yerde yaşamıyor.I think Tom doesn't live anywhere near here.
Burada yaşamak zorundasın.You have to live here.
Ailemle yaşamıyorum.I don't live with my family.
Tom ebeveynlerinin beklentilerine uyarak yaşamayacağını biliyor.Tom knows that he'll never live up to his parent's expectations.
Başka bir yerde yaşamak istiyorum.I'd like to live somewhere else.
Burada mı yoksa başka bir ülkede mi yaşamayı tercih edersin?Would you rather live here or live in another country?
Ben her zaman başka bir ülkede yaşamak istedim.I've always wanted to live in another country.
Tom şehirde yaşamıyor.Tom doesn't live in the city.
Boston ya da Chicago'da yaşamak istiyorum.I want to live in either Boston or Chicago.
Boston'da ya da Chicago'da yaşamak istiyorum.I want to live in Boston or in Chicago.
Elinden geldiğince hayatını yaşamalısın.You must live your life the best you can.
Tom Boston'da yaşamak için bir yer bulup bulamayacağını merak ediyordu.Tom wondered if he could find a place to live in Boston.
Neden Avustralya'da yaşamak istiyorsun?Why do you want to live in Australia?
Tom artık ailesi ile yaşamıyor.Tom doesn't live with his parents anymore.
Tom artık burada yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live here anymore.
Artık burada yaşamayı göze alamıyorum.I can't afford to live here anymore.
Her zaman yurt dışında yaşamayı hayal ettim.I've always dreamed of living abroad.
Özel yaşamıma önem veririm.I value my privacy.
Su yaşamdır.Water is life.
Yaşamının geri kalanını onunla geçirmek istiyor musun?Do you want to spend the rest of your life with her?
Boston'da yaşamak ister misin?Do you want to live in Boston?
Onlar sentetik yaşam formu yaratmak istiyor.They want to create a synthetic life form.
Biz daha yüksek maaş ve daha iyi bir yaşam istiyoruz.We want higher salaries and a better life.
Eğer Tom olmasaydı muhtemelen şu an yaşamıyordun.If it wasn't for Tom, you'd probably be dead now.
Bütün yaşamım boyunca onu bekledim.I have waited for her all my life.
Onunla herhangi bir sorun yaşamadım.I've had no problems with him.
Seninle yaşamak kolay değil.Living with you isn't easy.
Onlarla yaşamak kolay değil.Living with them isn't easy.
Onunla yaşamak kolay değil.Living with him isn't easy.
Onlarla yaşamayı seviyorum.I like living with them.
Onunla yaşamayı seviyorum.I like living with him.
Onlarla yaşamıyorum.I don't live with them.
Onunla yaşamıyorum.I don't live with him.
Onların yaşamasını istiyorum.I want them to live.
Onun yaşamasını istiyorum.I want him to live.
Onların yaşamasına izin vermeni istiyorum.I want you to let them live.
Onun yaşamasına izin vermeni istiyorum.I want you to let him live.
Tom arkadaşlarına yaşamak için bir yer bulmalarına yardım etti.Tom helped his friends find a place to live.
Yaşam her zaman adil değildir.Life isn't always fair.
Tom uzun ve mutlu bir yaşam sürdü.Tom lived a long and happy life.
Dan Meksika'da yaşamak istiyordu.Dan wanted to live in Mexico.
Dan yaşamı için savaşıyordu.Dan was fighting for his life.
Bu, yaşamımın en iyi günlerinden biriydi.This was one of the best days of my life.
Cehalet ve hata, yaşam için ekmek ve su kadar gereklidir.Ignorance and error are as necessary to life as bread and water.
Onun özel yaşamına hiç ilgi duymuyorum.I have no interest in his private life.
Tom ve Mary birlikte yaşamıyorlar.Tom and Mary don't live together.
Bu kararından pişmanlık yaşamayacaksın.You're going to live to regret this decision.
Benim çatımın altında yaşamadığın sürece!Not as long as you live under my roof!