O buradan uzakta yaşamıyor.He doesn't live far from here.
Tom tüm yaşamını Avustralya'da geçirdi.Tom spent his whole life in Australia.
Sanırım burada yaşamayı seveceğim.I think I'm going to like living here.
Burada yaşamaya alışabildiğimi düşünüyorum.I think I could get used to living here.
Tom artık Boston'da yaşamamaya karar verdi.Tom has decided not to live in Boston anymore.
Tom'un yaşamak için çok uzun zamanı olduğunu düşünmüyorum.I don't think Tom has very long to live.
İçimde Boston'da yaşamaktan gerçekten hoşlanacağıma dair bir his var.I have a feeling I'm going to really like living in Boston.
Böyle yaşamaktan bıktım.I'm tired of living like this.
O evde kimse yaşamıyor.No one lives in that house.
Bu nedenle seyahat etmeyi severim ve pek çok farklı kültürü yaşamak isterim.That's why I like traveling, and would like to experience many different cultures.
Tom, yaptıklarının sonuçlarını yaşamak durumunda.Tom had to live with the consequences of his actions.
Onurlu bir ölüm utanç verici bir yaşamdan daha iyidir.An honorable death is better than a shameful life.
En büyük ağabeyim küçük bir köyde yaşamaktadır.My oldest brother lives in a small village.
Aşk kızamık gibidir - herkesin onu yaşaması gerekiyor.Love is like measles - everyone should experience it.
Madrid'de yaşamak istiyor musun?Do you want to live in Madrid?
Yaşamımda kendimi hiç bu kadar iyi hissetmemiştim.I've never felt so good in my life.
Doğum, yaşam macerası için başlama noktasıdır.Birth is the starting point for life's adventures.
Yaşamak için bir nedenim yok.I don't have a reason to live.
Sen hipoksinin etkilerini yaşamaya başlayacaksın.You'll begin to experience the effects of hypoxia.
Ben bir yaşam istiyorum.I want a life.
Sen tüm yaşamını boşa harcıyorsun.You're throwing away your entire life.
Tom bana yaşamının hikayesini anlattı.Tom told me the story of his life.
Yeni bir yaşamım hakkındaki her şeyi size anlatmak istiyorum.I want to tell you all about my new life.
Sen benim yaşamımdın.You were my life.
Ben yaşamımda daha önce herhangi birinizi hiç görmedim.I've never seen any of you before in my life.
Tom'un yaşamı bir mücadeleydi.Tom's life has been a struggle.
Ben refah içinde yaşamıyorum.I'm not living on welfare.
Seninle birlikte yaşamak bir kabus olurdu.Living with you would be a nightmare.
Tom yaşamak için çalışıyor.Tom works for a living.
Sen şanslı bir yaşam sürdün, Tom.You've lived a charmed life, Tom.
Tom olmadan yaşamak zor olacak.It's going to be hard to live without Tom.
Tom'suz yaşamak zor olacak.It's going to be hard to live without Tom.
Tom'un yaşamı tehlike içinde.Tom's life's in danger.
Sizin yaşamlarınız büyük tehlikede.Your lives are in great danger.
Yaşamım bir felakettir.My life is a disaster.
Tom'un yaşamı sizin ellerinizde.Tom's life is in your hands.
Onunla yaşamayı öğrenmek zorundasın.You have to live with it.
Onunla yaşamayı öğreneceksin.You'll learn to live with it.
Tehlikeli bir şekilde yaşamaktan hoşlanıyorsun.You do like living dangerously.
Yaşamak için yaptığın iş nedir?What is it you do for a living?
Tom'la ne zaman sorun yaşamaya başladın?When did you start having trouble with Tom?
Korku yaşamak için gereklidir.Fear is essential for survival.
Tehlikeli bir şekilde yaşamaktan zevk alır mısın?Do you enjoy living dangerously?
Burada yaşamayı sevmiyorum.I don't like living here.
Artık burada yaşamak istemiyorum.I don't want to live here anymore.
Daha fazla yaşamak zorunda olduğumu sanmıyorum.I don't think I have much longer to live.
Yalnız başıma yaşamak istiyordum.I wanted to live by myself.
Yalnız başıma yaşamak istiyorum.I want to live by myself.
Tom burada Boston'da hiç yaşamamış tek kişidir.Tom is the only one here who has never lived in Boston.
Tom gerçekten Boston'da hiç yaşamak istemedi.Tom never really wanted to live in Boston.
Tom Boston'da yaşamak istediğini söylüyor.Tom says he wants to live in Boston.
Boston'da yaşamayı tercih ederim.I'd rather live in Boston.
Büyürken annemle yaşamadım.I didn't live with my mother when I was growing up.
Yaşamak için çok şeyin var.You've got a lot to live for.
Her zaman böyle bir yerde yaşamak istedim.I've always wanted to live in a place like this.
Hiç burada yaşamak ister misin?Would you ever want to live here?
Nerede yaşamamız gerektiğini düşünüyorsun?Where do you think we should live?
Tom nerede yaşamak istiyordu?Where did Tom want to live?
Neden biri böyle bir yerde yaşamak ister?Why would somebody want to live in a place like this?
Neden herkes böyle bir yerde yaşamak ister?Why would anybody live in a place like this?