Birgün Boston'da yaşamak istiyorum.I'd like to live in Boston someday.
Bana kalırsa Boston yaşamak için dünyadaki en pahalı yerlerden biri.I think Boston is one of the most expensive places in the world to live.
Boston'da yaşamış olan birkaç arkadaşım var.I have a couple of friends who used to live in Boston.
Boston'da yaşamaya alıştın mı?Have you gotten used to living in Boston?
Boston'da yaşamaya alıştınız mı?Have you gotten used to living in Boston?
Boston'da yaşamayı seviyor musun?Do you like living in Boston?
Boston yaşamak için harika bir yer.Boston is a great place to live.
Tom'un düşüşü yaşamı tehdit eden yaralanmalarla sonuçlandı.Tom's fall resulted in life-threatening injuries.
Sao Paulo yaşamak için iyi bir yer mi?Is Sao Paulo a good place to live?
Hayatı sevmek, iyi yaşamak anlamına gelir.To love life means to live well.
Arkadaşım Azerbaycan'da yaşamak istiyor.My friend wants to live in Azerbaijan.
Boston yaşamak için iyi bir yer mi?Is Boston a good place to live?
Yaşamak için yurt dışında gitmek büyük bir karardır.Going to live abroad is a major decision.
Muhtemelen oralarda ve belki de birçok yerde başka yaşamlar vardır.Other life probably exists out there and perhaps in many places.
Tom yaşamak için iyi bir yer bulamadığını söyledi.Tom said he couldn't find a decent place to live.
Yaşam çok acımasız.Life is too cruel.
Tom ve ailesi buradan çok uzakta olmayan küçük bir çiftlik evinde yaşamaktadır.Tom and his family live in a small farm house not too far from here.
Tom gibi bir şehirli züppenin bir çiftlikte yaşamaktan mutlu olacağını düşünüyor musun?Do you think a city-slicker like Tom would be happy living on a farm?
Tom şehirde yaşamayı sevmiyordu ve büyüdüğü çiftliğe geri taşındı.Tom didn't like living in the city and moved back to the farm where he grew up.
Ben asla bir çiftlikte yaşamadım ama ebeveynlerimin ikisi de çiftliklerde büyüdü.I've never lived on a farm, but both of my parents grew up on farms.
İtalya'da yaşamak isterim.I'd like to live in Italy.
Saygı, yaşamın temelidir.Respect is the foundation of life.
O, yaşamak için bir yer arıyor.She's looking for a place to live.
Tom Boston gibi büyük bir şehirde yaşamak istedi.Tom wanted to live in a big city like Boston.
Tom, Boston gibi büyük bir kentte yaşamak istiyordu.Tom wanted to live in a big city like Boston.
Boston'un yaşamak için çok pahalı bir yer olduğunu duydum.I've heard that Boston is a very expensive place to live.
Bir ya da iki yıl Boston'da yaşamanın eğlenceli olacağını düşünüyordum.I thought it would be fun to live in Boston for a year or two.
Benim Boston'da yaşamayı Chicago'da yaşamaya tercih edeceğimi gerçekten düşünüyor musun?Do you really think I'd rather live in Boston than Chicago?
Tom bir komada ve doktorlar onun yaşayıp yaşamayacağından emin değil.Tom is in a coma and the doctors are not sure if he's going to live.
Ölüm hiç bir şekilde yaşamdan farklı değildirDeath in no way differs from life.
Ben herhangi bir sorun yaşamadım.I have never had any problems.
Tom bana yaşamak için iyi bir yer buldu.Tom found me a good place to live.
Tom benim yaşamam için iyi bir yer buldu.Tom found a good place for me live.
Tom kentte yaşamak istemez.Tom doesn't want to live in the city.
Tom benim semtimde yaşamıyor.Tom doesn't live in my neighborhood.
Tom buradan uzakta yaşamıyor.Tom doesn't live far from here.
Tom basit ve mutlu bir hayat yaşamak istediğini söylüyor.Tom says that he wants to live a simple and happy life.
Ben Brezilya'da yaşamak istiyorum.I want to live in Brazil.
Sensiz yaşamak hiç bir anlam ifade etmiyor.Living without you makes no sense.
Tom yaşam hikayesini bana anlattı.Tom told me his life's story.
Yaşamımda birçok aptalca karar verdim.I've made a lot of stupid decisions in my life.
Yaşam kusursuz değildir.Life is not perfect.
Tom yaşamının en önemli telefon görüşmesini yapmak üzereydi.Tom was about to make the most important phone call of his life.
Anlamsız bir yaşam, erken doğmuş bir ölümdür.A pointless life is a premature death.
Müzik iç yaşamdır. İç yaşamı olan asla yalnızlık çekmeyecek.Music is inner life, and he will never suffer loneliness who has inner life.
O kendi yöntemini yaşamak istiyor.He wishes to live his own way.
Avustralya'da yaşam maliyetinin çok yüksek olduğunu fark etmedim.I didn't realize that the cost of living was so high in Australia.
Avustralya'da yaşam maliyetinin bu kadar yüksek olduğunu bilmiyordum.I didn't know that the cost of living was so high in Australia.
Onlar ülkede sağlıklı bir yaşamın tadını çıkarıyor.They are enjoying a healthy life in the country.
Eski devlet başkanlarının hiçbiri Fransızların yaşam standardını iyileştirmedi.None of the former heads of State improved the standard of living of the French.
O, kentteki yaşamdan bıktı.He was fed up with life in the city.
Şu an tüm geçmiş yaşamı aklından geçmiş gibi görünüyordu..At this moment, all his past life seemed to flash across his mind.
Biz birlikte yaşamıyoruz.We're not living together.
Onunla yaşamak zorunda kalacağız.We'll have to live with that.
Yaşaman için bir yerimiz var.We have a place for you to live.
Tom şimdi içinde yaşamak için daha büyük bir ev arıyor.Tom is now looking for a bigger house to live in.
Tom içinde yaşamak için daha büyük bir ev arıyor.Tom is looking for a bigger house to live in.
Büyük bir şehirde yaşamaktansa küçük bir kasabada yaşamayı tercih ederim.I'd rather live in a small town than in a big city.
Tom'un bodrumunda yaşamayı nasıl bitirdin?How did you end up living in Tom's basement?
Yaşamımı Tom olmadan hayal edemiyorum.I can't imagine my life without Tom.