Onu orijinalinden okumadan Shakespeare'i yaşamamışsındır.You have not experienced Shakespeare until you have read him in the original.
Dizlerimizin üzerinde yaşamaktansa, ayaklarımızın üzerinde ölmek daha iyidir.Better to die on our feet, than to live on our knees.
Şimdi ruhsal çöküntü yaşama.Don't fall apart now.
Tom burada yaşamıyor mu?Does Tom live here?
Tom'un yaşamasına izin ver.Let Tom live.
Yaşamdaki amacın nedir?What is your aim in life?
Tüm yaşamını bilime adadı.He devoted his whole life to science.
Herhangi bir yaşam belirtisi göstermiyor.He doesn't show any sign of life.
Burada yaşamıyorum.I don't live here.
İnsanlar sonsuza dek yaşamazlar.People don't live forever.
Burada yaşamıyoruz.We don't live here.
Yaşamayı hak etmiyorum.I don't deserve to live.
Artık burada yaşamıyorum.I don't live here anymore.
Tom'la birlikte yaşamıyorum.I don't live with Tom.
Tom artık burada yaşamıyor.Tom doesn't live here anymore.
Tom artık orada yaşamıyor.Tom doesn't live there anymore.
O, Kuzey Amerika'da yaşamak istiyor.He wants to live in North America.
Tom çok daha uzun yaşamayacak.Tom won't survive much longer.
Boston'da yaşamıyoruz.We don't live in Boston.
Buralarda yaşamıyorum.I don't live around here.
Yaşamayı hak etmiyorsun.You don't deserve to live.
Yaşamayı haketmiyorsunuz.You don't deserve to live.
Burada yaşamadığın belli.You obviously don't live here.
Burada yaşamış olmayı dilemez misin?Don't you wish you lived here?
Yaşamının en büyük hatasını yapıyorsun.You're making the biggest mistake of your life.
Burada yaşamak istiyorum.I want to live here.
Böyle yaşamaya devam edemem.I can't keep living like this.
Bunu yaşamak için yapıyorum.I do this for a living.
Tom'un hâlâ yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum bile.I don't even know if Tom is still alive.
Tom'un hâlâ Boston'da yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum.I don't know if Tom still lives in Boston.
Onların hala orada yaşayıp yaşamadıklarını bilmiyorum.I don't know if they still live there.
Alışılmadık bir yaşam biçimini benimsedi.He adopted an unconventional lifestyle.
Bu sanatçının yaşam tarzı sıradışıdır.This artist's lifestyle is unconventional.
Şu ana kadar Tom'un yaşamak için ne yaptığını bildiğimi sanmıyorum.I don't think I ever knew what Tom did for a living.
Yaşamımın sıkıcı olduğunu sanmıyorum.I don't think my life is boring.
Artık yaşamanın anlamı yok.There's no point in living any longer.
Onun için yaşamımı tehlikeye attım.I risked my life for it.
O sağlıklı bir yaşam tarzına sahiptir.She has a healthy lifestyle.
Hiç kimse yaşamın anlamının ne olduğunu yanıtlayamaz; bu soru insanlık öncesine dayanıyor.No one man can answer what's the meaning of life; this question stands before all mankind.
Bir köpeğin yaşam amacı nedir?What is the meaning of "a dog's life"?
Ben özel yaşam hakkına sahibim.I have a right to my private life.
Ben zaten yaşamak için bir yere sahibim.I've already got a place to live.
Her zaman böyle yaşamadım.I haven't always lived like this.
Her zaman bir konakta yaşamak istedim.I've always wanted to live in a mansion.
Ben her zaman bu semtte yaşamak istedim.I've always wanted to live in this neighborhood.
Bunu daha önce yaşamıştım.I've had this happen before.
Yaşama isteğini kaybettim.I've lost the will to live.
Yaşamak için yeterinden fazlasına sahibim.I have more than enough to live on.
Buradan uzakta yaşamıyorum.I don't live far from here.
Boston'da yaşamıyorum.I don't live in Boston.
Tom'la birlikte yaşamayı seviyorum.I like living with Tom.
Yaşamımı seviyorum.I like my life.
Artık Boston'da yaşamıyorum.I no longer live in Boston.
Artık Boston'da yaşamak istemiyorum.I no longer want to live in Boston.
Tom bodrum katında yaşamıyor.Tom doesn't live in the basement.
Sanırım Tom'la Boston'da yaşamak istiyorsun.I suppose you want to live in Boston with Tom.
Ben rahat biçimde yaşamak istiyorum.I want to live comfortably.
Ya Irak'ta yaşamını kaybedersen?What if you lost your life in Iraq?
Marika, Japonya'daki yaşam hakkında ne söyledi?What did Marika say about life in Japan?
Marika'nın Cezayirde yaşamayı kabul etmek için hazır olduğunu düşünüyor musun?Do you think Marika is ready to accept to live in Algeria?