Eğer iyi yemek yerseniz daha uzun yaşamanız olasıdır.If you eat well, you're likely to live longer.
Tom'un Boston'da yaşamadığını nasıl öğrendin?How did you learn that Tom wasn't living in Boston?
O dışa bağımsız yaşamaktadır.He lives off the grid.
Yaşamımın en kötü günüydü.It was the worst day of my life.
Finlandiya'da yaşamıyorum.I don't live in Finland.
Şehirde yaşamak istemiyor.He doesn't want to live in the city.
Şehirde yaşamak istiyor.She wants to live in the city.
İş ve kişisel yaşam arasında bir dengeye nasıl ulaşabiliriz?How can we achieve a balance between work and personal life?
O, kentte yaşamak istiyor.He wants to live in the city.
Tom son birkaç yıldır Boston'da yaşamaktadır.Tom has been living in Boston for the past couple of years.
Tom burada yaşamıyor.Tom doesn't live here.
George Harrison tüm yaşamı boyunca bir centilmendi.George Harrison was a gentleman all his life!
Gerçekten sonsuza kadar yaşamak istiyor musun?Do you really want to live forever?
Gerçekten ebediyen yaşamak mı istiyorsun?Do you really want to live forever?
Gerçekten ebediyen yaşamak istiyor musun?Do you really want to live forever?
Bir otelde yaşamayı gerçekten ister misin?Do you really want to live in a hotel?
Boston'da yaşamayı gerçekten ister misin?Do you really want to live in Boston?
Gerçekten Boston'da yaşamak ister misin?Do you really want to live in Boston?
Yaşam adil değildir.Life is not fair.
Artık seninle yaşamak istemiyorum.I don't want to live with you anymore.
Her ikimizinde rahat bir şekilde yaşaması için yeterli para kazanıyorum.I make enough money for the both of us to live comfortably.
Sanırım Tom'a nerede yaşamak istediğini sormalıyız.I think we should ask Tom where he wants to live.
Bir treylerde yaşamaya alışkın olduğunuzu düşünüyordum.I thought you were used to living in a trailer.
Bir karavanda yaşamaya alıştığınızı düşünüyordum.I thought you were used to living in a trailer.
Tom artık böyle yaşamak istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want to live like this anymore.
Doktor Tom'a yaşamak için sadece altı ayı olduğunu söyledi.The doctor told Tom that he only had six months to live.
Benim hayatım yaşamaya değmez.My life isn't worth living.
Tom ve Mary aynı ülkede yaşamıyorlar.Tom and Mary don't live in the same state.
Tom ve Mary aynı eyalette yaşamıyorlar.Tom and Mary don't live in the same state.
Tom'un yaşadığı aynı semtte yaşamak istiyorum.I want to live in the same neighborhood where Tom lives.
Bu bir yaşam ve ölüm meselesi.It's a matter of life and death.
Babamın beklentilerine göre yaşamaya çalışıyorum.I've been trying to live up to my father's expectations.
Artık burada hiç kimse yaşamıyor.No one lives here anymore.
O binada artık kimse yaşamıyor.No one lives in that building anymore.
Ben Tom'un yaşamak için yeterli paraya sahip olduğunu düşündüm.I thought Tom had enough money to live on.
Ben bu yalanla yaşamaya devam edemem.I can't go on living this lie.
Böyle yaşamayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine living like that.
Ben benim yaşadığım şekilde yaşamaya devam edemem.I can't keep living the way I've been living.
Yaşamımın geri kalanını Tom'la yaşayarak harcayamam.I can't spend the rest of my life living with Tom.
Ben kırsal alanda yaşamayı şehirde yaşamaya tercih ederim.I prefer living in the countryside to living in the city.
Yaşam bir sabun köpüğü gibidir.Life is like a soap bubble.
Tom yaşama isteğini kaybetti.Tom has lost the will to live.
Tom yaşamak istiyor.Tom wants to live.
Tom'un yaşamasını istiyorum.I want Tom to live.
Yaşamımı geri istiyorum.I want my life back.
Tom'un yaşamasına izin vermeni istiyorum.I want you to let Tom live.
Yaşamdan ne istiyorsun?What do you want from life?
Sonsuza dek yaşamak istemiyorum.I don't want to live forever.
Nerede yaşamak istersin?Where would you want to live?
Ben bu şekilde yaşamak istemiyorum.I don't want to live this way.
Ben sadece herkesin yaşamasını istiyorum.I just want everybody to live.
Sonsuza kadar yaşamak istemiyor musun?Don't you want to live forever?
Onunla yaşamak istemiyorum.I don't want to live with that.
Köleler gibi yaşamak ister misin?Do you want to live like slaves?
Gerçekten burada yaşamak istemiyorum.I really don't want to live here.
Tom'un iyi bir yaşama sahip olmasını istiyorum.I want Tom to have a decent life.
Böyle yaşamak ister misiniz?Would you want to live like that?
Çalıştığım yerde yaşamak istemiyorum.I don't want to live where I work.
Sadece normal bir hayat yaşamak istiyorum.I just want to live a normal life.
Senin kurallarına göre yaşamak istemiyorum.I don't want to live by your rules.