O, yaşamının son anlarında bana bir mektup verdi.He gave me a letter in his last moments of life.
Yaşamanın maliyeti önemli ölçüde arttı.The cost of living increased dramatically.
Sazan ve alabalık gibi balıklar tatlı suda yaşamaktadır.Fish like carp and trout live in fresh water.
Dünya yaşam için son derece uygundur.Earth is perfectly suited for life.
O, yaşamın anlamını bilmiyor.He doesn't know the meaning of life.
O, o yerde yaşamaktan hoşlanıyor.He likes to live in that place.
Böyle yaşamak hoşuna gidiyor mu?Do you enjoy living like this?
Kimse benimle yaşamıyor.Nobody lives with me.
Burada hiç yaşamadık.We've never lived here.
Yaşamaktan bıktın mı?Are you tired of living?
Ben Curaçao'da yaşamak istiyorum.I want to live in Curaçao.
O bir günden fazla yaşamaz.He won't live more than one day.
O bir günden fazla yaşamayacak.He will not live more than one day.
Gece yaşamı New York'ta daha iyidir.The nightlife is better in New York.
Yaşam eğlenceli bir şey.Life's a funny thing.
Bu kesinlikle yaşamımda içtiğim en lezzetli meyve suyu.This is certainly the most delicious juice I have ever drunk in my life.
Onun sıkı bir bütçeyle yaşamaya alışkın olmadığı açıktır.It's obvious that he's not used to living on a tight budget.
O çok daha uzun yaşamayacak.She won't live much longer.
Yaşamımın en mutlu zamanıydı.It was the happiest time of my life.
Yaşamak istemiyorum.I don't want to live.
Fransa'da yaşamak isterim.I would like to live in France.
Yaşamdaki kendi yolunu seçmek zorundasın.You have to choose your own path in life.
Zavallı adam oğlunun saadetini görecek kadar yaşamadı.The poor man didn't live long enough to see his son's happiness.
Her zaman yaşamın aydınlık yüzüne bak.Always look on the bright side of life.
Güzel bir yaşam dilerim.Have a nice life.
İyi bir yaşam dilerim.Have a good life.
Bunu yaşamımda hiç yapmadım.I've never done this in my life.
Tom'un hayali Fransa'nın güneyinde küçük bir kasabada yaşamak.Tom's dream is to live in a small town in the south of France.
Mary dengeli bir yaşam tarzına sahip olmak istiyor.Mary wants to have a balanced lifestyle.
Onun yaşam biçimini kıskanıyordu.He was envious of his way of living.
Tom doğumdan sonra yaşama inanır.Tom believes in life after birth.
Tom doğumdan sonra yaşama inanıyor.Tom believes in life after birth.
Fince öğrenemem çünkü Finlandiya'da yaşamak istemiyorum.I cannot learn Finnish because I don't want to live in Finland.
O şimdi Tokyo'da yaşamaktadır.He lives in Tokyo now.
Ne şarap, ne afyon, ne de tütün insanların yaşamları için gereklidir.Neither wine, nor opium, nor tobacco are necessary for people’s lives.
O, caddenin karşısında yaşamaktadır.He lives across the street.
Almanya'da yaşamak istediğin doğru mu?Is it true that you wanted to live in Germany?
Almanya'da yaşamak istediğiniz doğru mu?Is it true that you wanted to live in Germany?
Şehirde yaşamak istiyorum.I want to live in the city.
Ben yaşamı seviyorum.I love life.
Avustralya'da yaşamak istiyorum.I want to live in Australia.
Yaşamında yeni bir adam var.She has a new man in her life.
İngilizcede akıcı olmak için ne kadar süre İngiltere'de yaşamalıyım?How long should I live in England in order to become fluent in English?
Onun yaşamak için sadece altı ayı var.He has only six months to live.
Yaşamak için sadece altı ayı var.She has only six months to live.
Almanya'da yaşamak istiyor musun?Do you want to live in Germany?
Güzellik, yaşamın nedenidir.Beauty is the reason of life.
Kimse ülkemde yaşamak istemedi.Nobody wanted to live in my country.
Hiç kimse ülkemde yaşamak istemiyor.Nobody wants to live in my country.
Benim yaşamım sizin ellerinizde.My life is in your hands.
Yaşam, ödüllerini tekrar etmez.Life does not repeat its gifts.
Ben artık onunla yaşamıyorum.I'm not living with her anymore.
Artık onunla yaşamıyorum.I'm not living with him anymore.
Diğer insanların yaşamlarına karışmamalıyız.Don't meddle in other people's lives.
Sence o hala benimle yaşamak istiyor mu?Do you think she still wants to live with me?
Onun hâlâ benimle yaşamak istediğini düşünüyor musun?Do you think he still wants to live with me?
Gerçek yaşamda hiç fil görmedim.I had never seen an elephant in real life.
Yaşamımın en iyi gecesiydi.It was the best night of my life.
O doğaya daha yakın yaşamak istiyor.He wants to live closer to nature.
O, doğaya daha yakın yaşamak istiyor.She wants to live closer to nature.