Tom Mary'ye Boston'daki yaşam hakkında bir sürü soru sordu.Tom asked Mary many questions about life in Boston.
Doktorlar Tom'a Mary'nin yaşamak için fazla zamanı kalmadığını söyledi.The doctors told Tom that Mary didn't have long to live.
İnsanlar çalışmak için yaşama yerine yaşamak için çalışıyorlar.People work to live, instead of living to work.
Bombay'da yaşamak ister misin?Would you like to live in Mumbai?
Mumbai'de yaşamak ister misiniz?Would you like to live in Mumbai?
Tom bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyetli.Tom intends to live in Boston for more than a year.
Tom'un bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyeti var.Tom intends to live in Boston for more than a year.
Burada yaşamayı seviyorum.I like living here.
Düşük kalorili bir diyet benimsemek yaşam sürenizi artıracaktır.Adopting a low calorie diet will increase your lifespan.
O Yokohama'da yaşamaktadır.He lives in Yokohama.
Sevgisiz yaşamın hiç anlamı yoktur.Life without love has no meaning at all.
Tom'un yaşamak istediği tek yer Boston'dur.The only place Tom has ever wanted to live is Boston.
Tom Mary'nin Boston'da yaşamak istemiyeceğini düşündü.Tom thought Mary wouldn't want to live in Boston.
Tom hayatı yaşamaya değmezmiş gibi düşünüyor.Tom started to feel like his life wasn't worth living.
Tom tek başına yaşamayı sevdiğini söylüyor.Tom says he likes living by himself.
Tom yalnız yaşamak istemediğini söyledi.Tom said that he didn't want to live alone.
Tom tüm yaşamı boyunca bekar kaldı.Tom remained unmarried all his life.
Tom yüksek yaşam maliyeti ile başa çıkmakta sorun yaşıyor.Tom is having trouble coping with the high cost of living.
Tom hastaların yaşam kalitesini iyileştirmek için gücü dahilinde her şeyi yapıyor.Tom is doing everything within his power to improve the patients' quality of life.
Tom uzun süredir burada yaşamıyor.Tom hasn't been living here long.
Tom asla Boston'da yaşamadı.Tom has never lived in Boston.
Tom o zamandan beri Boston'da yaşamaktadır.Tom has lived in Boston since then.
Tom doğduğundan beri Boston'da yaşamaktadır.Tom has lived in Boston since he was born.
Tom geçen yazdan beri Boston'da yaşamaktadır.Tom has lived in Boston since last summer.
Mary öldüğünden beri Tom yalnız yaşamaktadır.Tom has been living alone since Mary died.
Tom çok uzun bir süredir yurt dışında yaşamaktadır.Tom has been living abroad for a very long time.
Tom son zamanlarda uyku sorunu yaşamaktadır.Tom has been having trouble sleeping recently.
Tom'un sağlıklı bir yaşam tarzı vardır.Tom has a healthy lifestyle.
Tom Mary'nin evini bulmada biraz sorun yaşamıştı.Tom had a little trouble finding Mary's house.
Tom küçük bir kasabada yetişmesine rağmen Boston'da yaşamaya çalıştı.Tom got used to living in Boston even though he'd grown up in a small town.
Tom istasyondan çok uzakta yaşamıyor.Tom doesn't live too far from the station.
Tom'un yaşamak için çok zamanı yok.Tom doesn't have long to live.
Tom artık mağarada yaşamak istemiyordu fakat seçimi yoktu.Tom didn't want to live in the cave anymore, but he had no choice.
Tom şehir hayatından vazgeçmeye ve kırsalda yaşamaya karar verdi.Tom decided to give up city life and live in the country.
Tom sorunla yaşamayı öğrenmeye karar verdi.Tom decided to learn to live with the problem.
Tom Boston'da yaşamak istediğine karar verdi.Tom decided that he wanted to live in Boston.
Tom Boston'da yaşamayı seçti.Tom chose to live in Boston.
Tom kesinlikle yaşamı seviyor gibi görünüyor.Tom certainly seems to enjoy life.
Tom kesinlikle bizimle yaşamayı bekleyemez.Tom certainly can't expect to live with us.
Tom yanında Mary olmadan yaşamayı düşünemiyor.Tom can't imagine living without Mary by his side.
Tom alışkın olduğu şekilde daha fazla yaşamayı göze alamaz.Tom can no longer afford to live in the style he is accustomed to.
Doktor Tom'a acıyla birlikte yaşamayı öğrenmek zorunda kalacağını söyledi.The doctor told Tom he'd just have to learn to live with the pain.
Burada yaşamaya alışmak biraz zaman alacak.It'll take some time to get used to living here.
Bir kalede yaşamak isterdim.I would like to live in a castle.
Bir kalede yaşamak istiyorum.I want to live in a castle.
Yaşamında bir kadın var mı?Is there a woman in your life?
Yaşamında bir erkek var mı?Is there a man in your life?
Merak kediyi öldürdü ama hoşnutluk onu yaşama geri getirdi.Curiosity killed the cat, but satisfaction brought it back to life.
O yaşamak için müzik yazıyor.She writes music for a living.
Onun yüksek maaşı rahat bir şekilde yaşamasını sağlıyor.His higher salary allows him to live comfortably.
Haklıydın, o Rio'da yaşamıyor.You were right, he doesn't live in Rio.
Hiç kimse sonsuza kadar yaşamaz.Nobody lives forever.
Onlar Boston'da yaşamayı planladıklarını duyurdular.They announced that they were planning to live in Boston.
Onunla birlikte yaşamanın o kadar kolay olmadığı çıktı.It turned out not to be so easy to live with him.
Onunla yaşamaya devam etmek istiyorum.I want to keep on living with him.
Kırsalda yaşamaktan hoşlanacağımı hiç düşünmemiştim.I never thought I would enjoy living in the country.
Boston'da yaşamak istemiyorum.I don't want to live in Boston.
O bizimle birlikte yaşamak için geldiğinde 12 yaşında idi.He was 12 years old when he came to live with us.
Latince neden bir kişinin yaşamı için önemlidir?Why is Latin important for the life of a person?
Yaşamın doğası döngüseldir.Life's nature is cyclic.