Geriye kalanların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki!And We rained down on them a shower (of Stones).
"Sonra, halkın yağmur göreceği bir yıl gelir, o zaman sıkıp sağarlar" dedi.This will be followed by a year of rain, and people shall press (the grapes)."
Korku ve ümide düşürmek için size şimşeği gösteren, yağmurla yüklü bulutları meydana getiren O'dur.It is He who makes the lightning flash for fear and hope, and raises massive clouds.
Bu putperestler and olsun ki, bela yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardı.They must have surely passed by the town on which We had rained the terrible rain of ruin.
Üzerlerine de yağmur yağdırdık.And rained on them a shower (of Stones).
Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi!How terrible was the rain (that fell) on those who had been warned!
Geride kalanların üzerlerine bir yağmur yağdırdık.And We rained down on them a shower (of stones).
Umutsuzluğa düşmelerinin ardından yağmuru indiren, rahmetini yayan O'dur.It is He who sends down rain when they had despaired of it, and showers His benevolence.
Size gökten bol bol yağmur indirsin."He is verily forgiving.
Onlara yağmur gibi taş yağdırdık, bak da gör suçluların sonucu ne olmuş.And We rained down on them a shower (of Stones). So witness the end of sinners!
Andolsun ki onlar, uğramışlardır kötü bir yağmur yağdırılan o şehre, onu olsun görmüyorlar mı?They must have surely passed by the town on which We had rained the terrible rain of ruin.
Halbuki onlara yağmur yağdırılmadan önce hepsi de ümitlerini kesmişlerdi.Although before it came down they were despondent.
Derken açtık göklerin kapılarını da şarıl şarıl ardı gelmez yağmurlar yağdırdık.And We opened up the flood gates of the sky with water pouring down in torrents,
Size gökten faydalı ve bol yağmurlar yollar.He will send you abundant rain from the sky,
Şüphe yok ki biz, bir yağmurdur, yağdırdık.We poured down rain abundantly,
Andolsun yağmur yağdıran göğe.So I call to witness the rain-producing sky,
Üzerlerine bir de yağmur indirdik.And We rained down on them a shower (of Stones).
Yemin olsun, onlar o kötülük yağmuruna tutulan kente vardılar.They must have surely passed by the town on which We had rained the terrible rain of ruin.
Üzerlerine bir de yağmur yağdırdık.And rained on them a shower (of Stones).
Ne de kötüymüş uyarılanların yağmuru!How terrible was the rain (that fell) on those who had been warned!
Uyarılmış olanlar üzerine inen yağmur da ne kötüdür!"How ruinous was the rain that fell on those who had been warned (but warned in vain)!
Oysaki onlar, yağmur kendilerine indirilmeden önce iyice suskun ve ümitsiz idiler.Although before it came down they were despondent.
Yağmuru O yağdırır. O, rahimlerde olanı da bilir.He sends rain from the heavens, and knows what is in the mothers' wombs.
O odur ki, kulları umutlarını kestikten sonra yağmuru indirir ve rahmetini yayar.It is He who sends down rain when they had despaired of it, and showers His benevolence.
"Göğü üzerinize bol bol yağmur taşıyıcı olarak gönderir."He will send you abundant rain from the sky,
Ve üzerlerine (taş) yağmuru yağdırdık.And We rained down on them a shower (of Stones).
Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki...And rained on them a shower (of Stones).
Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü!How terrible was the rain (that fell) on those who had been warned!
Onların üzerlerine müthiş bir yağmur indirdik.And We rained down on them a shower (of stones).
Bu sebeple, uyarılan (fakat aldırmayan) ların yağmuru ne kötü olmuştur!How ruinous was the rain that fell on those who had been warned (but warned in vain)!
Allah dilediği kullarına yağmuru nasip edince, onlar seviniverirler.When He sends it down to those of His creatures as He will, they are filled with joy,
Oysa onlar, daha önce, üzerlerine yağmur yağdırılmasından iyice ümitlerini kesmişlerdi.Although before it came down they were despondent.
Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir.He sends rain from the heavens, and knows what is in the mothers' wombs.
O, (insanlar) umutlarını kestikten sonra, yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır.It is He who sends down rain when they had despaired of it, and showers His benevolence.
(Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin,He will send you abundant rain from the sky,
Yağmurlar yağdırdık,We poured down rain abundantly,
Ve üzerlerine bir (azab) yağmuru yağdırdık.And We rained down on them a shower (of Stones).
Halbuki onlar, daha önce üzerlerine yağmur indirilmeden evvel ümidi kesmişlerdi.Although before it came down they were despondent.
İnsanlar ümitlerini kestikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan O'dur.It is He who sends down rain when they had despaired of it, and showers His benevolence.
"Üzerinize gökten bol yağmur yağdırsın."He will send you abundant rain from the sky,
Üzerlerine bir azap yağmuru yağdırdık.İşte bak, suçlu kâfirlerin sonu nice oldu!And We rained down on them a shower (of Stones). So witness the end of sinners!
Size şimşeği göstererek, hem korku hem ümit verir, yağmur yüklü ağır bulutlar oluşturur.It is He who makes the lightning flash for fear and hope, and raises massive clouds.
Şu Kureyş müşrikleri, belâ yağmuruna tutulan, üstüne taş yağdırılan şehire de vardılar.They must have surely passed by the town on which We had rained the terrible rain of ruin.
Üzerlerine öyle helâk eden bir yağmur yağdırdık ki sorma!And rained on them a shower (of Stones).
Üzerlerine öyle berbat bir yağmur indirdik ki!And We rained down on them a shower (of stones).
Uyarılıp da aldırmayanların mâruz kaldıkları o yağmur ne fena bir yağmurdu!How ruinous was the rain that fell on those who had been warned (but warned in vain)!
Halbuki onlar, daha önce Allah'ın üzerlerine yağmur indireceğinden tamamen ümitsiz idiler.Although before it came down they were despondent.
Yağmuru da O indirir, rahimlerde olanı O bilir.He sends rain from the heavens, and knows what is in the mothers' wombs.
O'dur ki insanlar artık ümitlerini kestikten sonra yağmur indirir, rahmetini her tarafa yayar.It is He who sends down rain when they had despaired of it, and showers His benevolence.
Yağmur yüklenen bulutlara,And those who bear the load (of rain),
Emirleri, rızıkları, yağmurları vb. şeyleri taksim eden meleklere yemin ederim ki:And those who distribute (it) by command,
Mağfiret dileyin ki üzerinize bol bol yağmur indirsin.He will send you abundant rain from the sky,
Yağmur dolu gök, bitkilerin çıkması için yarılan yer hakkı için:So I call to witness the rain-producing sky,
Üstlerine bir yağmur yağdırdık.And We rained down on them a shower (of Stones).
Felaket yağmuruna tutulmuş bulunan ülkenin (Sodom) yanından geçmiş bulunuyorlar.They must have surely passed by the town on which We had rained the terrible rain of ruin.
Onların üzerine bir çeşit yağmur yağdırdık.And We rained down on them a shower (of stones).
Uyarılmış bulunanların yağmuru ne de kötü idi.How ruinous was the rain that fell on those who had been warned (but warned in vain)!
Yağmuru O yağdırır ve rahimlerde ne varsa bilir.He sends rain from the heavens, and knows what is in the mothers' wombs.
Bunun üzerine komutuyla hareket eden rüzgarı onun emrine verdik. Dilediği yere yağmur yağdırırdı.So we subjugated the wind to his service which carried his merchandise wheresoever he wished;
Umutlarını kesmelerinden sonra yağmuru indiren ve rahmetini yayandır.It is He who sends down rain when they had despaired of it, and showers His benevolence.