Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.It's raining cats and dogs.
Yarın yağmur yağarsa, ben sadece evde kalacağım.If it rains tomorrow, I'll just stay at home.
Yarın yağmur yağarsa, evde kalacağız.If it rains tomorrow, we'll stay at home.
Yarın yağmur yağarsa, ben pikniğe gitmeyeceğim.If it rains tomorrow, I won't go to the picnic.
O, eve varır varmaz yağmur yağdı.It rained as soon as he got home.
Yağmurdan sonra, güzel hava.After the rain, fair weather.
Muhtemelen yağmur yağacağını söyledi.He said that it would probably rain.
Şiddetli yağmurdan dolayı evden çıkamadık.We couldn't go out because of the heavy rain.
Yağmurdan dolayı dışarı çıkamadık.We couldn't go out because of the rain.
Soğuk bir yağmur, şehrin üzerine düştü.A cold rain fell over the city.
Yağmur yağdığını anladığımda şemsiyemi aldım.When I realized it was raining, I took my umbrella.
Bu yıl çok yağmur vardı.There's been a lot of rain this year.
Yağmur ormanın üzerine sessizce düştü.The rain fell soundlessly upon the jungle.
Yağmur dışarıda tenis oynayabilmemizi durdurdu.The rain stopped us from being able to play tennis outside.
Geçen sene çok yağmur yağdı.It rained a lot last year.
Dışarı çıkmayın çünkü yağmur yağıyor.Don't go out, as it's raining.
"Olduğun yerde yağmur yağıyor mu? " " Hava açık. ""Is it raining where you are?" "It's clear."
Yağmuru sever misin?Do you like rain?
Yağmur yağdığı için dışarı çıkamadım.I couldn't go out because it was raining.
Yağmur ve karı severim.I like rain and snow.
Rüzgar ve yağmurdan dolayı, yürüyüşümüz berbat oldu.What with the wind and the rain, our walk was spoiled.
Dün akşam yağmur yağdı.It rained yesterday evening.
Otobüse bindiğimde yağmur yağıyordu.It was raining when I took the bus.
Yağmur yağmak üzere.It's about to rain.
Hava yağmurlu.It's raining.
Yağmur yağmıyorsa gidelim.Let's go if it's not raining.
Yağmurlar ürünü harap etti.The rains ruined the harvest.
Kötü hava var. Orada hava soğuk ve yağmur yağıyor.There is bad weather. There it's cold and raining.
Bu sabah otobüse bindiğimde yağmur yağıyordu.This morning it was raining when I took the bus.
Yağmur yağarsa, lütfen beni arayın.If it rains, please call me.
Umarım yarın yağmur yağar.I hope that it rains tomorrow.
Bir taksi çağırdım çünkü yağmur yağıyordu.I called a cab, because it was raining.
Yağmur nedeniyle onların gezisi ertelendi.Their trip has been cancelled due to rain.
Yarın yağmur yağacak mı?Will it rain tomorrow?
Biz yağmur nedeniyle toplantıyı ertelemek zorunda kaldık.We had to postpone the gathering because of rain.
Bugün yağmur yağıyor.Today, it's raining.
Bir aptal gibi yağmurda yürürüm ve sen orada değilsin.I walk in the rain like an idiot and you're not there.
Yağmurdan iliklerine kadar ıslandı.He was wet to the skin from the rain.
Dışarıda yağmur yağıyor.It's raining outside.
İnşallah yağmur durur.I hope it stops raining.
İyi yağmur yağabilir.It may well rain.
Yağmur durduğunda gideceğiz.We'll go when the rain stops.
Yağmur sona erdiğinde, gideceğiz.We'll go when it quits raining.
Yine yağmur yağıyor!It's raining again!
Yağmur yağmaya başlamıştı.It had started to rain.
Yağmur yağması ihtimaline karşı şemsiyemi aldım.I took my umbrella in case it rains.
Okinawa'ya çok yağmur yağar.It rains a lot in Okinawa.
Yağmur duruncaya kadar dışarı çıkmayacağım.I won't go out until it stops raining.
Yağmur yağacak gibi görünüyor.It looks like it's going to rain.
Bugün yağmur bekliyoruz.We expect rain today.
Akşama doğru yağmur yağmaya başladı.It came on to rain toward evening.
Sağanak yağmur olacak.There's going to be a downpour.
Yağmur yüzünden gelemedim.I couldn't come because of the rain.
Yağmurdan dolayı gelemedim.I couldn't come because of the rain.
Yağmur yağıyordu, bu yüzden evde kaldım.It was raining, so I stayed home.
Her nezaman böyle güzel bir yağmurumuz olsa, ben yıllar öncesini, ikimizi hatırlıyorum.Whenever we have such lovely rain, I recall the two of us, several years ago.
Yağmur dışarıda şiddetli yağıyor.It is raining hard outside.
Yarın İngiltere'nin güneyinde yağmur yağacak.Tomorrow it will rain in the south of England.
Yağmur yağdığı zamanlar dışında her gün yürüyüşe çıkıyorum.I go for a walk every day, except when it rains.
Bisikleti yağmurda bırakma.Don't leave the bicycle in the rain.