Şiddetli yağmur, onların kalkışını erteledi.The heavy rain made them put off their departure.
Şiddetli yağmurdan sonra büyük bir sel vardı.After the heavy rain, there was a big flood.
Şiddetli yağmur sel getirdi, hasara sebep oldu.The heavy rain brought the flood, causing damage.
Osaka'da şiddetli yağmur yağıyordu.It was raining heavily in Osaka.
Bir çocuk, yağmur altında gazeteleri dağıtıyordu.A boy was giving out newspapers in the rain.
Sabahtan beri yağmur yağıyor.It's been raining since morning.
Gözyaşları kentteki yağmur gibi kalbimde düşer.Tears fall in my heart like the rain on the town.
Uzun zamandır hiç yağmur yağmadı; Aslında, nisan ayının başından beri yağmadı.We've had no rain for ages; in fact, not since the beginning of April.
Uzun süren bir kuraklıktan sonra dün yağmur yağdı.It rained yesterday after it had been dry for a long time.
Hava yağmurlu kaldı.The weather remained rainy.
Hava tahmini bu gece yağmur yağmaya başlayacağını söylüyor.The forecast says it will begin to rain tonight.
Hava durumu spikeri öğleden sonra yağmur yağacağını söylüyor.The weatherman says we'll have rain in the afternoon.
Hava raporu yarın öğleden sonra yağmur yağacağını söylüyor.The weather report says it will rain tomorrow afternoon.
Hava tahminine göre bu öğleden sonra yağmurlu olacaktı ama öyle olmadı.The weather forecast said that it would rain this afternoon, but it didn't.
Hava tahmini göre, yarın yağmur yağacak.According to the weather forecast, it will rain tomorrow.
Hava tahmini göre, daha fazla yağmur gelmek üzere.According to the weather forecast, there'll be more rain on the way.
Hava tahmini bize yağmur yağıp yağmayacağını söyler.The weather forecast tells us if it will rain or not.
Hava tahmini, yarın yağmur yağacağını söylüyor.The weather forecast say it's going to rain tomorrow.
Yazın burada çok yağmur yağma eğilimi vardır.It tends to rain here a lot in the summer.
Son iki haftadır burada yağmur yok.There has been no rain here for the past two weeks.
Biz yolumuzu kaybettik, daha da kötüsü yağmura yakalandık.We lost our way, and what was worse, we were caught in a shower.
Yol oldukça çamurluydu ve daha kötüsü, yağmur yağmaya başlamıştı.The road was quite muddy, and, what is worse, it began to rain.
Yol yağmurdan ıslaktı.The road was wet from the rain.
Birden şiddetli yağmur başladı.All at once it began to rain heavily.
Aniden, yağmur yağmaya başladı.Suddenly, it began to rain.
Aniden gökyüzü karardı ve yağmur başladı.All at once the sky became dark and it started to rain.
Ansızın düşman bombaları üzerimize yağmur gibi geldi.All of a sudden, the enemy bombs came down on us like rain.
Japonya'da haziran ayında çok yağmur yağar.It rains a lot in June in Japan.
Japonya'da haziranda çok yağmur yağar.In Japan we have a lot of rain in June.
Japonya'da yağmur sezonu ne zaman başlar?When does the rainy season in Japan begin?
Pazardan beri yağmur yağmaktadır.It has been raining since Sunday.
Yağmur ormanlarının tahribi çevremizi etkiliyor.The destruction of the rainforests affects our environment.
Tropik yağmur ormanları oksijen üretir karbondioksit tüketir.Tropical rainforests produce oxygen and consume carbon dioxide.
Yağmur ormanları, günde on binlerce hektarlık bir oranda yok oluyor.The rainforests are disappearing at the rate of tens of thousands of hectares a day.
Yağmur ormanları korunmalı.Rainforests should be preserved.
Yağmur ormanları dünyaya birçok faydalar sağlar.Rainforests provide the earth with many benefits.
Bu geceden önce iyi yağmur yağabilir.It may well rain before tonight.
O, istasyona vardığı anda yağmur yağmaya başladı.The moment he arrived at the station, it began to rain.
Evden ayrılır ayrılmaz yağmur yağmaya başladı.He had hardly left home when it began to rain.
O, evden çıkar çıkmaz yağmur yağmaya başladı.As soon as he went out of the house, it began to rain.
O, dışarı çıkar çıkmaz, yağmur yağmaya başladı.As soon as he went out, it began to rain.
O dışarı çıktığında yağmur yağmaya başladı.It began to rain when he went out.
Şiddetli yağmura rağmen dışarı çıktı.He went out in spite of the heavy rain.
Yağmurdan sırılsıklam oldu.He was drenched by the rain.
Yağmur olacağını öngördü.He predicted there would be rain.
Yağmura rağmen zamanında vardı.He arrived on time in spite of the rain.
O, yağmurda şemsiyesiz yürümeye devam etti.He went on walking in the rain without an umbrella.
O yağmurda dışarı gitti.He went out in the rain.
Durmaksızın yağmurda yürüdü.He walked on and on in the rain.
O, yağmurdan dolayı sığınak aradı.He sought shelter from the rain.
O, yağmur için hazırlıklı olarak dışarı çıktı.He went out prepared for rain.
O, yağmuru yüzünde hissetti.He felt the rain on his face.
Niçin yağmur yağdığını oğluma açıkladı.He explained to my son why it rains.
Onlar başlar başlamaz yağmur yağmaya başladı.They had hardly started when it began to rain.
Onlar yağmur duruncaya kadar veranda da bekledi.They waited on the porch until it stopped raining.
Onlar yağmurda tamamen ıslandılar.They got thoroughly wet in the rain.
Yağmurdan dolayı sığınak aradılar.They sought shelter from the rain.
Onun, Paris'e hareket ettiği gün yağmurlu idi.The day she started for Paris was rainy.
O durmadan yağmurda yürüdü.She walked on and on in the rain.
O yağmurlu bir günde okula sık sık geç kalır.She is often late for school on a rainy day.