Kent, yerle bir edildi, tapınaklar ve kutsal mekanlar yağmalandı ve yakıldı.The city was razed, and temples and shrines were looted and burned.
İlk karın yağması ve ilk soğuğun vurması ile kutlanan bayramdır.They turn dark and fall after the first severe frost.
Atina MÖ 499'da Sardes'in yağmalanması ile sonuçlanan Milet'teki bir isyana destek vermiştir.In 499 BC, Athens lent support to a revolt in Miletus, which resulted in the sacking of Sardis.
Ertesi yıl bir yağma – talan akını daha düzenlenmiştir.A second fire the following year destroyed what was left.
Savaş zamanında kervanların yağmalanması olayı olağandır.Accusations of media bias are normal in times of war.
Önce anneliğinin başını darp eder, sonra boğar ve evi yağma ederek kaçar.He frees himself, then her and they flee the house.
Chambord Sarayı Fransız Devrimi sırasında yağmalanmıştır.The abbots' palace was destroyed during the French Revolution.
Sadrazam çadırlarına önce girdim ve orada hazinenin yağma edildiğini gösteren bir belirti göremedim.The first time I saw his studio I couldn't figure out what was hanging from the ceiling.
Yaşadıkları alanda, kümesleri yağmaladıkları sık sık bildirilir.In their inscriptions, they often mention that they were begotten of Ruiu.
Kadınlar ve küçük çocuklar, tıpkı malları gibi yağmalanırdı.The women and children drew the same rations as the men.
Çevredeki saray ve konaklar Osmanlı ordusu tarafından yağmalandı.Champagne and Burgundy were being surrounded from the west.
Bu küçük İsviçre yerleşimleri sürpriz bir saldırı ile karşılaşıp yağmalandı ve yakıldı.The small Swiss detachment was taken by surprise, the villages plundered and burnt.
1204'te Latin Haçlılar tarafından Konstantinopolis'in yağmalaması ekonomik bir felaketti.The sack of Constantinople by Latin crusaders in 1204 was an economic catastrophe.
Yağmalanmasa da, "çok değerli ve sanatsal varlıkları"'nı kaybetti.Though not pillaged, it lost "many valuable and artistic objects."
Köye çok fazla kar yağmaktadır.Very little snow falls in the region.
Şehir 614 yılında Sasani ordusu tarafından yağmalanmış fakat bir katliam yapılmamıştır.Another battalion, 114 Battalion, was planned but not actually formed.
Sonuç olarak sayıları kısıtlı olan değerli arazilerin yağmalanması da başlamıştır.Prices of remaining trade goods fell dramatically as well.
Çekilirken Tebriz'i yağmaladı.She disappeared while waking Basil.
Saldırıda gazetenin yönetim bölümüyle matbaası tahrip edildi ve yağmalandı.During this period, the newspaper office was bombed and damaged.
Geniş çaplı yağmalar, Sanayi Devrimi'nin en önemli finans kaynağı olmuştur.The railroads may have been that most important factor of the industrial revolution.
Fakat çoğu bölgeye hiç yağmur yağmadı.Some places had no rain at all.
Türklerin köyleri yakılıp yağmalandı.Polish villages were burning."
1400 yılında da Timur, Elbistan ve yöresini yağmaladı.140年前的水陆洲,江神庙、拱极楼曾热闹非凡续.
Xander ve Willow, Buffy'i Cadılar Bayramı gecesi yağmur yağma ihtimaline karşı uyarır.Xander and Willow warn Buffy not to go out on Halloween if it's raining.
Aynı anda diğer şehirlerde yağmalamalar baş gösterdi.There was also looting in many other cities at around the same time.
Hiç kar yağmaz, don olayına rastlanmaz.It is not snow, it is not swans.
Yıllık yağışların %80'i Kasım-Nisan dönemlerinde gerçekleşen yağmur sezonunda yağmaktadır.80% of rain falls during the rainy season (October to April).
Hikaye yayınlandığında, isimsiz bağışlar yağmaya başladı.When the story was published, unsolicited donations poured in.
Bu arada beni yeryüzünün yağmalayıcısı olarak mahküm etti.And by the way he convicted me as a plunderer of the earth.
Ve Interface çalışanları sayesinde iyileşen bir yağmacı oldum.And thanks to the people of Interface, I have become a recovering plunderer.
Iki kez hırsızlar yağma onu ev.Twice burglars in my pay ransacked her house.
O yazılar için onun çekmeceleri döndü ve daha sonra onun yağma aşağı indi kiler.He turned out his drawers for the articles, and then went downstairs to ransack his larder.
Böylece yorumlar yağmaya başladı. Okolloh bunları birleştirip yayınlıyordu.The comments began pouring in, and Okolloh would collate them.
Belirli bir günde Samsun'da yağmur yağma ihtimali %80, İzmir'de de bu olasılık %30.On a certain day the chance of rain is 80% in San Francisco and 30% in Sydney.
İki şehirde yağmur yağma olasılıklarının birbirinden bağımsız olduğunu kabul edersekAssume that the chance of rain in the two cities is independent.
İkisinde de yağmur yağmama olasılığı nedir?What is the probably that it will not rain in either city?
Samsun'a yağmur yağmama olasılığı nedir?So what's the probability of not having rain in San Francisco?
Eğer yağmur yağma olasılığı %80'se, yağmur yağmama olasılığı da %20 olur.They gave us the chance of having rain as 80%. So the probability of not having rain is 20%.
Yağmur yağmama olasılığı 5'te 1.There's a 1/5 probability of not having rain.
İzmir'de yağmur yağma olasılığı nedir?What's the probability of not having rain in Sydney?
Samsun'da yağmur yağmama ihtimali %20So let's say it's 20% in San Francisco of not having rain.
Amillaria aslında ormandaki belirli ağaç türlerini öldüren yağmacı bir mantar.The Armillaria is actually a predatory fungus, killing certain species of trees in the forest.
İsyanlar, yağmalamalar ve panik, bütün dünyayı kaplar.Rioting, mass religious hysteria, total chaos, you can imagine.
Hiçbir şey yetişmez çünkü yağmur yağmaz.Nothing grows there because it doesn't rain.
Yağma için buraya gelenlerin hepsi böyle düşündülerIn the centuries to follow all who came here to plunder shared his view
Bağış yağmak için www.thevenusproject.comTo donate go to www.thevenusproject.com
Ve yolları üzerindeki her şeyi yağmalıyorlardı.On their way, they looted everything.
Ve o zaman savahili dilini bile konuşamıyordum. askerler geldikleri zaman her şeyi yağmaladılar.I even [at] that time was not speaking Swahili. And when they came, they looted everything.
Askerler her şeyi yağmaladıktan sonra kaldımI stayed after they looted everything.
Yağmur yağmaya başladı. Soğuk, sevimsiz bir yağmur.Then it started raining, a cold, ugly drizzle.
Bugün yağmur yağma olasılığı nedir? %50.What's the chance of rain today? 50%.
Üzüntüler mutlulukla sonuçlanır, yağmur boşa yağmazSadness ends in gladness, showers are not in vain
Çok sınırlıyım. Petrol şirketleri beni yağmalıyor.The oil companies are ripping me off.
Kâr elde etmek için gezegeni yağmalıyoruz.We are plundering the planet for profits.
O bir ekonomik suç, çünkü vergi verenlerin parasının yağmalanmasına karışıyoruz.It is an economic crime, because we're involving the looting of taxpayers' money.
R, yağmur yağıp yağmadığını belirtiyor.R indicates whether or not it's raining.
Bilirsiniz, bazen Mayıs'a kadar kar yağmaz, Ama her zaman, sonunda yaz gelir."Sometimes, you know, it snows as late as May, but summer always comes eventually."
İngilizce' de basit bir şekilde "Yarın yağmur yağmak" demenin oluru yoktur.It's simply not permissible in English to say, "It rain tomorrow."
Çinliler "Dün yağmur yağmak","Şimdi yağmur yağmak","Yarın yağmur yağmak" diyebilir.They can say, "Yesterday it rain," "Now it rain," "Tomorrow it rain."
Ancak korsanlık Galapagos için yeni bir şey değil yelken kuşları yağma arıyorBut piracy is nothing new to Galapagos frigatebirds looking for plunder