Dün yağmur yağmadığı için şanslısın.You're lucky it didn't rain yesterday.
Yağmur yağmaya başladığı için kameramı kullanamadım.Because it started to rain, I couldn't use my camera.
Bugün yağmur yağması gerekmediğini düşünüyordum.I thought it wasn't supposed to rain today.
Yağmur yağmaya başlıyor.It's starting to rain.
Şimdi çok geç oldu. Üstelik, yağmur yağmaya başlıyor.It's too late now. Besides, it's starting to rain.
Bu ülkede asla kar yağmaz.It never snows in this country.
Belki yarın yağmur yağmayacak.Maybe it won't rain tomorrow.
Bu gece yağmur yağması bekleniyor.It's supposed to rain tonight.
Yağmur yağıp yağmayacağından şüpheliyim.I doubt if it'll rain.
Kar yağıp yağmayacağından şüpheliyim.I doubt if it'll snow.
Ben yağmurun yağmamasını umarım.I kind of hope it doesn't rain.
Hunlar köyü yağmaladılar ve onu yakıp kül ettiler.The Huns pillaged the village and burned it to the ground.
Akşam yağmur yağmaya başladı.It began to rain in the evening.
Ülkenin bu kısmında bu kadar çok yağmur yağmaz.It doesn't rain that much in this part of the country.
Ben bisiklete binerken yağmur yağmaya başladı.While I was cycling, the rain started.
Yağmur yağma ihtimaline karşın şemsiyeni yanına almalısın.You should take your umbrella with you in case it rains.
Tom ve Mary yağmur yağmasına rağmen yürüyüşe çıktı.Tom and Mary went for a walk even though it was raining.
Yılın bu zamanında kar yağması olağandışı.It's unusual for it to snow this time of year.
Henüz kar yağmaya başlayıp başlamadığını biliyor musun?Do you know if it's started snowing yet?
Şanslıydık. Yağmur yağmadı.We were lucky. It didn't rain.
Bugün yağmur yağma şansı yok.There's no chance of rain today.
Yağmur yağmaya başladı, bu yüzden arkadaşımın şemsiyesinin altına sığındım.It started raining, so I took shelter under my friend's umbrella.
Yağmur yağmaya başladı bu yüzden arkadaşımın şemsiyesinin altına geçtim.It started raining, so I got under my friend's umbrella.
Kışın burada neredeyse hiç kar yağmaz.It hardly ever snows here in the winter.
Yağmur yağmadan önce Tom gitmeli.Tom should leave before it rains.
Tom yağmur yağmadan önce gitmek zorunda.Tom ought to leave before it rains.
Yağmurun yağması ihtimaline karşı bir şemsiye almalısın.You should take an umbrella in case it rains.
Yağmur yağmaya başlayıncaya kadar ne kadar zaman alacağını düşünüyorsun?How much longer do you think it'll be until it starts raining?
Umarım yarın yağmur yağmayacak.I do hope that it won't rain tomorrow.
Tom gece yarısı sonrasına kadar muhtemelen yağmur yağmayacağını söylüyor.Tom says it's probably not going to rain until after midnight.
Burada hemen hemen hiç yağmur yağmaz.It barely ever rains here.
Birkaç gündür yağmur yağmamasına rağmen ayaklarımızı bastığımız yerler hâlâ çok ıslaktı.Even though it hadn't rained for several days, the ground was still quite wet underfoot.
Yağmalandığını Tom'a söyledin mi?Did you tell Tom you were mugged?
Yağmur yağıp yağmadığını sana söyleyemem.I can't tell whether it's raining or not.
Yağmur yağıp yağmayacağını söylemek zor.It's hard to tell whether it's going to rain or not.
Sen bana bugün yağmur yağmayacağını söyledin, bu yüzden bir şemsiye getirmedim.You told me it wouldn't rain today, so I didn't bring an umbrella.
Burada asla kar yağmaz.It never snows here.
Yarın yağmur yağmazsa çimi biçeceğim.I'll mow the lawn tomorrow if it's not raining.
Yağmur yağmazsa yarın çimleri biçeceğim.I'll mow the lawn tomorrow, unless it rains.
Sadece yağmur yağmaya başladı.It just started to rain.
Kar yağmaya başlıyor.It's starting to snow.
Tom yağmur yağmasına rağmen geldi.Tom came even though it was raining.
Onlar yağmur yağmasına rağmen geldiler.They came even though it was raining.
Öğleden sonra yağmur yağmaya başladı.It began to rain after noon.
Yakında yağmur yağmaya başlayacak.It'll start raining soon.
Yağmur yağma ihtimaline karşı şemsiyemi alacağım.I'll take my umbrella in case it rains.
Bugün yağmur yağmayacağından oldukça eminim.I'm pretty sure it's not going to rain today.
Yağmur yağmayacağını umalım.Let's hope it doesn't rain.
Burada neredeyse hiç kar yağmaz.It almost never snows here.
Henüz kar yağmaya başladı mı?Has it started snowing yet?
Zaten yağmur yağmaya başladı.It's already started to rain.
O, yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktı.He came out, even though it rained.
Hiç bir şey yağmaladın mı?Have you ever pirated something?
Hava kararıyor. Yağmur yağıp yağmayacağını merak ediyorum.It's getting dark. I wonder if it's going to rain.
Dinsiz adamlar tapınağı yağmaladı.Ungodly men ransacked the temple.
Yağmur yağmak üzere; giysileri getir.It's about to rain; bring in the clothes.
Yağmurun yağması pek mümkün değil.Rain is unlikely.
Yağmurun yağma ihtimali zayıf.The chance of rain is low.
Yağma vardı.There was looting.
Onlar yatak odamızı yağmaladılar.They ransacked our bedroom.