Ana içeriğe geç
Sözlük

yağma ile cümle

yağma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yarın yağmur yağıp yağmayacağını merak ediyorum.I wonder if it will rain tomorrow.
Yarın yağmur yağıp yağmayacağını söyleyebilir misin?Can you tell if it will rain tomorrow?
Yarın yağmur yağmayacağını umuyorum.I hope it does not rain tomorrow.
Umarım yarın yağmur yağmaz.I hope it does not rain tomorrow.
Yarın yağmur yağıp yağmayacağını bilmiyorum.I don't know if it will rain tomorrow or not.
Geceleyin yağmur yağması gerekir.It's supposed to rain at night.
Gökyüzü kara görünüyor,yağmur yağıp yağmayacağını merak ediyorum.The sky looks ominous. I wonder if it will rain.
Bence yarın yağmur yağmayacak.I think it won't rain tomorrow.
Kar yağmaya başladı.It's started to snow.
Yağmur yağmak üzere.It's about to rain.
Yağmur yağmaya başlamıştı.It had started to rain.
Yağmur yağması ihtimaline karşı şemsiyemi aldım.I took my umbrella in case it rains.
Akşama doğru yağmur yağmaya başladı.It came on to rain toward evening.
Vicenza'da az önce kar yağmaya başladı.It has just started to snow in Vicenza.
Oraya bisikletle gideceğimi düşünüyordum ama yağmur yağmaya başladı.I was thinking that I would go there by bicycle, but it began to rain.
Yağmur yağsın ya da yağmasın, oyun düzenlenecek.Whether rains or not, the game is going to be held.
Yağmur yağmaya başlıyordu.It was starting to rain.
Yağmur yağmazsa, dışarı gidelim.If it doesn't rain, let's go out.
Oyun sırasında, aniden yağmur yağmaya başladı ve ayrıca gök gürledi.During the game, it suddenly began to rain and it thundered, too.
Yağmur yağmadan önce onu içeriye geri getirdiğinden emin ol.Make sure to bring that back inside before it rains.
Aşırı derecede yağmur yağmaya başladı.It started raining heavily.
Tam evden ayrılırken yağmur yağmaya başladı.It started raining just as I was leaving home.
Her an yağmaya başlayacak gibi. En iyisi şemsiye almak.It looks like it will start pouring any second now. Better take an umbrella.
Tom yarın kar yağmayacağını umuyor.Tom hopes that it doesn't snow tomorrow.
Tom yağmur yağıp yağmayacağından şüpheli.Tom doubts if it will rain.
Tom yağmalanmıştı.Tom was mugged.
Tom bana yarın yağmur yağmasa Mary ile birlikte bisiklet sürmeye gideceğini söyledi.Tom told me that if it didn't rain tomorrow he'd go cycling with Mary.
Tom yarın yağmur yağmayacağını umuyor.Tom hopes it won't rain tomorrow.
Çok şiddetli bir şekilde yağmur yağmadıysa oyunu iptal etmezlerdi.They wouldn't have cancelled the game if it hadn't rained so heavily.
Bu öğleden sonra yağmur yağmayacağını sanıyorum.I think it won't rain this afternoon.
Yağmur yağmaya başladığı için, eve doğru koştum.Since it began raining, I ran into the house.
Yağmur yağmaya başladığı için eve doğru koştum.I ran into the house because it started to rain.
Yarın yağmur yağmazsa, Tom Mary ile birlikte pikniğe gitmeyi planlıyor.If it doesn't rain tomorrow, Tom plans to go on a picnic with Mary.
Yakında yağmur yağmazsa bahçemiz kuruyacak.If it doesn't rain soon, our garden is going to dry up.
Yarın kar yağması bekleniyor.It's supposed to snow tomorrow.
Yağmur yağmaya başladı, bu yüzden o, çimleri sulamak zorunda değildi.It began to rain, so he did not have to water the lawn.
Yağmur yağmasına rağmen gezmeye gittiler.Even though it was raining, they went on their outing.
Yağmur yağmasına rağmen okul gezilerine devam ettiler.Even though it was raining, they went on their field trip.
Ben ayrılmak üzereyken, yağmur yağmaya başladı.When I was about to leave, it began to rain.
Bu gece yağmur yağmayacak.It's not going to rain tonight.
Eve varır varmaz yağmur yağmaya başladı.It started raining as soon as we got home.
Şiddetli yağmur yağmaya başladı. Bundan dolayı, biz içeride oynadık.It started raining hard. Because of that, we played inside.
Şiddetli yağmur yağmaya başladığı için içeride oynadık.Because it started raining hard, we played indoors.
Yaklaşık bir haftadır yağmur yağmaktadır.It's been raining for about a week.
Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktım.I went out even though it was raining.
Oraya varır varmaz, yağmur yağmaya başladı.As soon as we got there, it began to rain.
O, evden ayrılır ayrılmaz yağmur yağmaya başladı.No sooner had I left the house than it started to rain.
Tam dışarı çıkmak üzereyken yağmur yağmaya başladı.Just as I was about to go out, it started raining.
Yağmur yağmasına rağmen, dışarı gittim.Although it was raining, I went out.
Yağmaya devam ediyor.It keeps raining.
Umarım bu öğleden sonra yağmur yağmaz.I hope it won't rain this afternoon.
İki aydır yağmur yağmadı.It hasn't rained for two months.
Hırsızlar müzeyi yağmaladılar.Thieves plundered the museum.
Yağmacılar mezardan antik eserler çaldı.Looters stole ancient artifacts from the tomb.
"Hava nasıl?" "Dışarısı soğuk." "Evet, yağmur da yağmaya başlıyor.""How is the weather?" — "It's cold outside." — "Yes, and it's starting to rain."
Barbarla saldırdı ve şehrimizi yağmaladı.The barbarians raped and pillaged our city.
Hırsızlar çalıntı yağmayı kendi aralarında böldü.The thieves divvied up the stolen loot among themselves.
Süpermarketi yağmalamaya gidelim!Let's go to loot the supermarket!
Dün gece kar yağması gerekmiyor muydu?Wasn't it supposed to snow last night?
Yağmur yağması beklenmiyor muydu?Wasn't it supposed to rain?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod