Yağma için buraya gelenlerin hepsi böyle düşündülerВ течение нескольких веков все, кто приплывал сюда, были согласны с ним.
Yağma için buraya gelenlerin hepsi böyle düşündüler,כל מי שהגיע לכאן לבזוז .שיתף אחרים במראותיו
Yağma için buraya gelenlerin hepsi böyle düşündülerكلّ الذي جاء هنا للسلب إشترك في رأيه لكن بمرور الوقت , رجل واحد
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.Alla hasta de till våld, av sin stridslust drivas de framåt; och fångar hopa de såsom sand.
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.Alle kommer de for å gjøre voldsverk, de stirrer stridslystne fremad, og de samler fanger som sand.
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.Cả dân ấy đến đặng làm sự bạo ngược; chúng nó mạnh dạn đi thẳng tối, và dồn phu tù lại như cát.
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.Cả dân ấy đến đặng làm sự bạo_ngược ; chúng_nó mạnh_dạn đi thẳng tối , và dồn phu tù lại như cát .
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.Eles todos vêm com violência; a sua vanguarda irrompe como o vento oriental; eles ajuntam cativos como areia.
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.er de alle på Vej efter Vold. De higede stadig mod Øst og samlede Fanger som Sand.
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.Každý prijde na ukrutnosť; smer ich tvárí bude napred, a nasbiera zajatých ako piesku.
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.Każdy z nich dla łupiestwa przyjdzie; obrócą twarze swoje na wschód słońca, a więźniów zgromadzą jako piasek.
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.Každý z nich k utiskování přijde, obrátíce tváři své k východu, když seberou jako písek zajaté.
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.그들은 다 강포를 행하러 오는데 앞을 향하여 나아가며 사람을 사로잡아 모으기를 모래 같이 많이 할 것이요
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.Mindnyája ragadományért jön, arczuk elõre néz, és annyi foglyot gyûjt, mint a föveny.
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.Vsi prihajajo zavoljo nasilstva! oči jim gledajo naravnost predse in ujetnike grabijo kakor pesek.
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.Весь он идет для грабежа; устремив лице свое вперед, он забираетпленников, как песок.
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.Всички идат да насилстват; Лицата им са насочени на напред, И събират пленници като пясък.
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.כלה לחמס יבוא מגמת פניהם קדימה ויאסף כחול שבי׃
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.ياتون كلهم للظلم. منظر وجوههم الى قدام ويجمعون سبيا كالرمل.
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.都 為 行 強 暴 而 來 . 定 住 臉 面 向 前 、 將 擄 掠 的 人 聚 集 、 多 如 塵 沙
Yağmalamak için geliyor hepsi. Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor Ve kum gibi tutsak topluyorlar.都 為行 強暴 而 來 . 定住 臉面 向前 、 將擄掠 的 人 聚集 、 多 如 塵沙
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.Ale inne sprawy Azy pierwsze i pośledniejsze, zapisane są w księgach o królach Judzkich i Izraelskich.
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.A obetovali Hospodinovi toho dňa z koristi, ktorú dohnali, sedemsto volov a sedem tisíc oviec.
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.A obětovali Hospodinu v ten den z kořistí přihnaných, volů sedm set a ovcí sedm tisíc.
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.Aquel día ofrecieron como sacrificio a Jehovah, del botín que habían traído, 700 vacas y 7.000 ovejas
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.au jertfit Domnului, din prada pe care o aduseseră: şapte sute de boi şi şapte mii de oi.
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.en offerden daar 700 ossen en 7000 schapen aan de HERE. De dieren waren een deel van de oorlogsbuit.
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.És áldozának az Úrnak azon a napon a nyert zsákmányból hétszáz ökörrel és hétezer juhval;
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.In darovali so GOSPODU tisti dan iz plena, ki so ga bili pripeljali, sedemsto volov in sedem tisoč ovac.
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.그 날에 노략하여 온 물건 중에서 소 칠백과 양 칠천으로 여호와께 제사를 드리고
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.og ofrede den Dag HERREN Ofre af Byttet, de havde medbragt, 700 Stykker Hornkvæg og 7.000 Stykker Småkvæg.
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.В това време принесоха жертви Господу от донесените користи, седемстотин говеда и седем хиляди овци.
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.ויזבחו ליהוה ביום ההוא מן השלל הביאו בקר שבע מאות וצאן שבעת אלפים׃
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.وذبحوا للرب في ذلك اليوم من الغنيمة التي جلبوا سبع مئة من البقر وسبعة آلاف من الضأن.
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.當 日 他 們 從 所 取 的 擄 物 中 、 將 牛 七 百 隻 、 羊 七 千 隻 、 獻 給 耶 和 華
Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün RABbe kurban ettiler.當日 他 們從 所取 的 擄物中 、 將牛 七百 隻 、 羊 七千 隻 、 獻給 耶和華
Yağmalanan bütün malı, yeğeni Lutla mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.A navrátil všetok majetok i Lota, svojho brata, i jeho majetok navrátil a tiež i ženy i ľud.
Yağmalanan bütün malı, yeğeni Lutla mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.I odjal zase všecko zboží; také i Lota bratra svého s statkem jeho zase přivedl, ano i ženy a lid.
Yağmalanan bütün malı, yeğeni Lutla mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.모든 빼앗겼던 재물과 자기 조카 롯과 그 재물과 또 부녀와 인민을 다 찾아 왔더라
Yağmalanan bütün malı, yeğeni Lutla mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.Ricuperò così tutta la roba e anche Lot suo parente, i suoi beni, con le donne e il popolo
Yağmalanan bütün malı, yeğeni Lutla mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.und brachte alle Habe wieder, dazu auch Lot, seinen Bruder, mit seiner Habe, auch die Weiber und das Volk.
Yağmalanan bütün malı, yeğeni Lutla mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.и возвратил все имущество и Лота, сродника своего, и имущество его возвратил, также и женщин и народ.
Yağmalanan bütün malı, yeğeni Lutla mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.И възвърна всичкия имот, върна на брата си Лота с имота му, както и жените и людете.
Yağmalanan bütün malı, yeğeni Lutla mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.וישב את כל הרכש וגם את לוט אחיו ורכשו השיב וגם את הנשים ואת העם׃
Yağmalanan bütün malı, yeğeni Lutla mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.واسترجع كل الاملاك واسترجع لوطا اخاه ايضا واملاكه والنساء ايضا والشعب
Yağmalanan bütün malı, yeğeni Lutla mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.將 被 擄 掠 的 一 切 財 物 奪 回 來 、 連 他 姪 兒 羅 得 和 他 的 財 物 、 以 及 婦 女 人 民 、 也 都 奪 回 來
Yağmalanan bütün malı, yeğeni Lutla mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.將被擄掠 的 一切 財物奪 回來 、 連他姪兒羅 得 和 他 的 財物 、 以及 婦女 人民 、 也 都 奪回來
Yağmalayın altınını, gümüşünü, Yok servetinin sonu. Her tür değerli eşyayla dolup taşıyor.Hãy cướp bạc , cướp vàng ; vì của báu nó vô_ngần , mọi đồ_đạc quí nhiều vô_số .
Yağmalayın altınını, gümüşünü, Yok servetinin sonu. Her tür değerli eşyayla dolup taşıyor.Hãy cướp bạc, cướp vàng; vì của báu nó vô ngần, mọi đồ đạc quí nhiều vô số.
Yağmalayın altınını, gümüşünü, Yok servetinin sonu. Her tür değerli eşyayla dolup taşıyor.Jăfuiţi argintul! Jăfuiţi aurul! Acolo sînt comori nesfîrşite, tot felul de bogăţii de lucruri scumpe!
Yağmalayın altınını, gümüşünü, Yok servetinin sonu. Her tür değerli eşyayla dolup taşıyor.은을 노략하라 금을 늑탈하라 그 저축한 것이 무한하고 아름다운 기구가 풍부함이니라
Yağmalayın altınını, gümüşünü, Yok servetinin sonu. Her tür değerli eşyayla dolup taşıyor.Nineve er som en Dam, hvis Vand flyder bort. "Stands dog, stands dog!" råbes der, men ingen vender om.
Yağmalayın altınını, gümüşünü, Yok servetinin sonu. Her tür değerli eşyayla dolup taşıyor.Ninive è come una vasca d'acqua agitata da cui sfuggono le acque. «Fermatevi! Fermatevi!» ma nessuno si volta
Yağmalayın altınını, gümüşünü, Yok servetinin sonu. Her tür değerli eşyayla dolup taşıyor.Raboljatok ezüstöt, raboljatok aranyat; száma sincs a rejtett kincseknek, gazdag minden drága edényben.
Yağmalayın altınını, gümüşünü, Yok servetinin sonu. Her tür değerli eşyayla dolup taşıyor.Rampaslah segala emas dan peraknya! Harta di kota ini sungguh berlimpah-limpah
Yağmalayın altınını, gümüşünü, Yok servetinin sonu. Her tür değerli eşyayla dolup taşıyor.Ropajte srebro, ropajte zlato! kajti zaloga nima konca, bogastvo vsakovrstnega dragocenega orodja.
Yağmalayın altınını, gümüşünü, Yok servetinin sonu. Her tür değerli eşyayla dolup taşıyor.Röven nu silver, röven guld. Här finnas skatter utan ände, överflöd på alla dyrbara håvor.
Yağmalayın altınını, gümüşünü, Yok servetinin sonu. Her tür değerli eşyayla dolup taşıyor.Ryöstäkää hopeata, ryöstäkää kultaa. Loppumattomat ovat varat, ylen paljon kaikkinaisia kalliita kaluja. -
Yağmalayın altınını, gümüşünü, Yok servetinin sonu. Her tür değerli eşyayla dolup taşıyor.¡Saquead la plata, saquead el oro! ¡No tienen límites la calidad y el peso de todos los objetos preciosos
Yağmalayın altınını, gümüşünü, Yok servetinin sonu. Her tür değerli eşyayla dolup taşıyor.Saqueai a prata, saqueai o ouro; pois não ha fim dos tesouros; abastança há de todas as coisas preciosas.