Chartres Katedrali, Fransız Devrimi sırasında ne yağmalanmış ne de büyük bir zarar görmüştür.Andere zilveren voorwerpen uit de abdij geraakten verloren of vernield tijdens de Franse Revolutie.
Şehir zorla alınmıştı, bu yüzden dinî hukuka göre yağmalanabilirdi.Het lijkt alsof de stad op het punt staat verzwolgen te worden, als het ware gedoemd is.
Aynı anda diğer şehirlerde yağmalamalar baş gösterdi.Niet lang daarna ontstonden in andere steden ook damesteams.
Adrianopolis 923'te tekrar yağmalandı ve Bulgar ordusu 924'te Konstantinopolis'e yürüdü.Adrianopol został ponownie zajęty w roku 923, a w 924 armia bułgarska oblegała Konstantynopol.
İlk kar 6 Ekim gecesi yağmaya başladı.Gwałtowne opady deszczy rozpoczęły się w nocy 3 kwietnia.
3M 5M Kar yağmaktadır.1,2 m śniegu.
Vikingler, Londra ve Canterbury şehirlerini yağmaladı.Normanowie zdobyli Londyn i Canterbury.
904 yılında Sarazenler ve sonrasında 1185 yılında Normanlar tarafından yağmalandı.W 904 zostało splądrowane przez Arabów, a w 1185 przez Normanów.
O zamanki savaş geleneklerine uyarak bu fethedici ordu, üç gün Medine şehrini yağmaladı.Od tej pory osierocony Kvothe, zagłuszając swoje uczucie straty, spędza trzy lata w mieście Tarbean.
Ancak Rıfkı bu kişilere yağmurun bugün yağmayacağını söyler.Wówczas ¬ p {\displaystyle \neg \,p} to Jutro nie będzie padał deszcz.
Bunun üzerine Böğü Kağan yağmacılık faaliyetlerini yeniden başlatmak istemiştir.Wtedy to znów miał rozpocząć swój zbójecki proceder.
İlk karın yağması ve ilk soğuğun vurması ile kutlanan bayramdır.Reprezentował wschodzące słońce i jego pierwsze ranne płomienie.
Şehir yağmalandı.Miasto wrzało.
İşgal 8,5 ay sürmüş, bu arada şehir yağma edilmiş, yakılmış, yıkılmıştır.W okresie do 1648 r. miasto było wielokrotnie szturmowane, plądrowane i podpalane.
Şöhreti arttıkça Brian Laudrup'a transfer teklifleri yağmaya başladı.Od tego czasu poparcie dla Briana Lenihana zaczęło spadać.
Yağmalanmasa da, "çok değerli ve sanatsal varlıkları"'nı kaybetti.Stolica „cierpiała” też na nadmiar bogactw i zasobów.
Kadınlar ve çocuklar kilisede kilitli bırakıldı ve köy yağmalandı.Kobiety wraz z dziećmi zostały zamknięte w kościele, który został podpalony.
Otuz Yıl Savaşları sırasında şehir yağmalandı ve zarar gördü.W okresie wojny trzydziestoletniej miasto spłonęło i zostało doszczętnie splądrowane.
Asi ordu Västerås'a ilerledi ve orayı fethedip yağmaladı.Dłuższa fasada zwrócona jest na zachód i zdobi ją ryzalit.
Ortaya çıkarılan tüm mezarlar yağmalanmıştır.Wszystkie nagrobki zostały zniszczone.
Pratikte hiç yağmur yağmaz.Deszcze praktycznie się nie zdarzają.
Johnson oradan ayrılmak ister. ma dışarıda fazla kar yağmaktadır.It is snowing outside. → Na zewnątrz pada śnieg.
Roma'nın YağmalanmasıPożar Rzymu.
503 - Doriath Cüceler tarafından yağmalanır.503: Doriath blir plundrat av dvärgar.
Morgan'ın gücü kentin milislerini mağlup edip Panama'yı yağmaladı.Morgans styrkor besegrade stadens milis och fortsatte sedan plundra Panama.
Yağmur yağsın yağmasın, bir kimse yanına şemsiye alabilir.Eftersom det regnar tar jag ett paraply.
Şehirde işgal ve sonrası dönemde büyük yağmalamalar olmuştur.Stora utgrävningar av staden har gjorts och pågår fortfarande.
Şehir 1538'de yakılmış ve 1553/1555'te yağmalanmıştır.Havanna brändes av sjörövare 1538, och plundrades 1553 och 1555.
Hırsızlık ve yağmacılık yapar.T.ex. att ljuga och stjäla.
1426'da Memlüklüler tarafından şehrin yağmalanması sırasında büyük zarar görmüştür.1419 skadades staden svårt i samband med husiterkrigen.
Yağmacılar ve kuraldışı kazılar minare çevresindeki arkeolojik alanı büyük zarara uğratmıştır.Nedskräpning och illegala utgrävningar har också förstört omgivningarna runt minareten.
Ayrıca Perusia başkalaroına ibret olması için yağmalandı ve ateşe verildi.Perusia ödelades och brändes som varning för andra städer.
Vandallar Galya, İspanya ve Kuzey Afrika'daki Roma topraklarını istila ettiler ve 455'te Roma'yı yağmaladılar.Vandalerna bildade riken i Nordafrika och anföll och plundrade senare Rom.
455 - Vandallar Roma'ya girdiler ve iki hafta boyunca şehri yağmaladılar.2 juni 454 - Geiserik leder vandalerna in i Rom och låter plundra staden under två veckor.
Ne yazık ki bazı tarihî eser yağmacıları, çoğu tarihî eseri tahrip etmişlerdir.Precis som de stjäl värdkroppar har de också stulit det mesta av sin teknologi.
Kadınlar ve çocuklar kilisede kilitli bırakıldı ve köy yağmalandı.Kvinnorna och barnen stängs in i kyrkan och utsätts för samma behandling.
Üç gün boyunca askerleri Roma'yı yağmaladılar.Efter tre timmar flydde portugiserna.
Otuz Yıl Savaşları sırasında şehir yağmalandı ve zarar gördü.Under trettioåriga kriget skadades staden svårt.
Olaylar sırasında yoğun yağma olayları yaşanmış, spor ve müzik etkinlikleri ertelenmiş veya iptal edilmiştir.Sporten berördes hårt, och evenemang flyttades och sköts upp.
Kış aylarında köye kar yağmaktadır.I höglänta områden förekommer snöfall på vintrarna.
1418 yılında şehir Karakoyunlular tarafından yağmalandı.1418 skövlades staden av ungerska trupper.
Kar hemen hemen hiç yağmaz.Snö faller mer sällan.
Sanat eserleri ve Yahudi kalıntılar yağmalandı.Художні твори та єврейські реліквії були пограбовані.
Vandallar Galya, İspanya ve Kuzey Afrika'daki Roma topraklarını istila ettiler ve 455'te Roma'yı yağmaladılar.Вандали вдерлися у римські провінції — Галлію, Іспанію та Північну Африку, і в 455 р. взяли Рим.
Vikingler, Londra ve Canterbury şehirlerini yağmaladı.Дани розграбували Лондон і Кентербері.
Roma ordusu ülkeyi işgal etti ve yağmaladı.Римська армія окупувала і розграбувала Македонію.
Bir anda yağmur yağmaya başlar.Незадовго після цього почався дощ.
Ancak çobanlar yağma riskini azaltmaya çalışıyor.Але частіше коні намагаються просто піти від небезпеки.
Roma'yı yağmalayan ilk Cermen asıllı komutandır.Перший германський вождь, який захопив Рим.
Kent yağmalanıp yakıldı ve halkı, I. Darius'un emri gereği köle alındı.Місто було розграбоване, а населення поневолене за наказом Дарія.
İşgal 8,5 ay sürmüş, bu arada şehir yağma edilmiş, yakılmış, yıkılmıştır.11 серпня — Мі-8МТ обстріляний на посадці, впав з майданчика, загорівся і вибухнув.
Bununla birlikte, Kazakların denize çıkışları ve yağma seferleri engellenemedi.Але люди не переставали ходити до каплички та джерела.
25 Ağustos 1829 tarihinde Brüksel'de birkaç ayaklanma çıkmış ve mağazalar yağmalanmaya başlamıştır.25 серпня 1830 року в Брюсселі почалися заворушення, бунтарі почали грабувати крамниці.
Çam ormanlarının çok oluşu, yağmurun çok yağmasına bir etkendir.Такий феномен можна пояснити тим, що ліс притягує дощ.
Ermeni mülkleri yağmalanmıştır.Араби розграбували Пізу.
Gordian'ın 244 yılında yağmacı askerlerce öldürülmesi üzerine, Philippus yeni imparator oldu.Після того як Гордіан III був убитий повсталими солдатами, Філіпп став новим імператором.
Fakat çoğu bölgeye hiç yağmur yağmadı.Більшу частину року тут не буває дощу.
Genseric ve beraberindeki Vandallar birkaç gün sonra Roma'yı ele geçirdiler ve iki hafta boyunca yağmaladılar.2 червня вандали захопили Рим, після чого грабували його протягом двох тижнів.
Aniden yağmur yağmaya başladı.Зненацька пішов дощ.
Tom yağmalanmıştı.Тома пограбували.