Ben yürürken, yağmur yağmaya başladı.بينما كنت أمشي بدأ المطر بالهطول.
Bir yıl sonra, Kristi ve Daniel'in evi yağmalanır ve kasetler kaybolur.Um ano depois, a casa de Kristi e Daniel é aparentemente roubada e as fitas desaparecem.
Ruslar Konstantinopolis'e ilk saldırısını 860 yılında gerçekleştirdi ve şehrin varoşlarını yağmaladı.Os rus' lançaram seu primeiro ataque a Constantinopla em 860, pilhando os subúrbios da cidade.
Böylece Kaçar birlikleri şehri yağmaladı.Assim, as cidades entraram em colapso.
Bana da bunca zahmet verdiniz; üzerime hücum eylediniz; Malımı yağmaladınız.(5) لَكُمۡ دِينُكُمۡ وَلِىَ دِينِ Vós tendes a vossa religião e eu tenho a minha.
Bunda başarısız oldu, Asya kıyısında bir kaç villae yağmaladı ve imparatorluk sarayına oklar attı.Incapaz de fazê-lo, ele arrasou uma poucas vilas na costa asiática e atirou contra o palácio imperial.
Bir gün gökten kartlar yağmaya başlar.Começaram a cair cartas do céu.
410: Roma, Vizigotlar tarafından yağmalanmıştır.455 - Roma é saqueada pelos vândalos.
Gordian'ın 244 yılında yağmacı askerlerce öldürülmesi üzerine, Philippus yeni imparator oldu.Quando Gordiano foi morto, em fevereiro de 244, Filipe se tornou o novo imperador.
891 veya daha büyük olasılıkla 901'de, Yunanistan 'daki Demetrias limanını ele geçirip ve yağmaladı.Em 896 (ou 901), ele saqueou e pilhou o porto de Demétrias, na Grécia.
Oyuncular araştırmalara başlar, yağma tutar ve diğer oyuncularla savaşa girerler.Os jogadores embarcam em missões, colecionam saques e entram em combate com outros jogadores.
İşgalciler şehri yağmaladı.As tropas invasoras saquearam a cidade.
25 Ağustos 1829 tarihinde Brüksel'de birkaç ayaklanma çıkmış ve mağazalar yağmalanmaya başlamıştır.Em 25 de agosto de 1830, ocorreram distúrbios em Bruxelas e lojas são saqueadas.
Manastır 1915 Ermeni kırımı sırasında yakılmış ve yağmalanmış, sonrasında ise terkedilmiştir.O mosteiro foi incendiado e roubado durante o Genocídio Armênio de 1915 e depois abandonado.
Roma'nın YağmalanmasıApre Roma
Hüsrev çekildi, Sebasteia'yı bu süreçte yağmaladı.Cosroes se retirou, saqueando Sebasteia no processo.
Bu durum kar yağmasına neden olur.Esse sistema gera mais neve.
Bu zaferden sonra Persler şehri yağmaladı, Antakya Patriğini öldürdü ve birçok vatandaşı sınır dışı ettiler.Após esta vitória os persas saquearam a cidade, mataram o patriarca e deportaram muitos cidadãos.
Selanik’i Attaleia’yla karıştıran Arap kaynakları, Leon’un Attaleia’yı yağmaladığını yanlışlıkla yazar.Fontes árabes, confundindo Salonica com Ataleia, erroneamente relatam que Leão saqueou a última cidade.
Bulgarlar bölgeyi yağmaladı ve pek çok esir alarak kuzeyde döndüler.Os búlgaros saquearam a região e retiraram-se ao norte levando muitos cativos.
Dünyadaki en büyük runik yazıtlardan birini terk eden Vikingler tarafından yağmalanmıştır.Construída pelos viquingues que deixaram uma das mais vastas coleção de inscrições rúnicas do mundo.
Ancak çobanlar yağma riskini azaltmaya çalışıyor.Os gerentes gastam muito tempo tentando reduzir o risco.
Dükkanları, evleri, arabaları, ellerine ne geçerse her şeyi yağmalamaktadırlar.Tua casa, tuas mulheres, teus carros, tua terra, possam estar muito bem.
Galerius geri çekilmek zorunda kaldı ve İtalya'da yolu üzerindeki her yeri yağmaladı.Galério foi forçado a recuar, saqueando a Itália no caminho.
Bir anda yağmur yağmaya başlar.Em poucos minutos começou a chover.
Ayrıca Perusia başkalaroına ibret olması için yağmalandı ve ateşe verildi.Perúsia também foi pilhada e incendiada como um aviso para outros.
O yılın sonbaharında Mauricius onu Dicle nehri boyunca Pers topraklarını yağmalaması için gönderdi.No outono daquele ano, Maurício enviou-o com Romano através do rio Tigre para pilhar o território persa.
Sonra Arzanene'i işgal edip, yağmaladı ve Chlomaron kalesini kuşattı.Ele invadiu e saqueou Arzanena e cercou a fortaleza de Clomaro.
Bazıları bunu kurtarma, bazıları da yağmalama olarak değerlendirdi.Outros, porém, criticaram-na devido a essa semelhança, descrevendo-a como irritante.
Akşam ise askerler dışarı çıkarak şehrin yağmalanmasına başlarlar.De repente, os soldados vão até a cidade para começar a evacuação.
Bazı oyunlar, yağmalanan ögelerin satılmasına veya diğer takım üyeleri arasında paylaşımına izin de verebilir.Cada mentor/a pode salvar um/a concorrente eliminado/a de outra equipa.
İşgal 8,5 ay sürmüş, bu arada şehir yağma edilmiş, yakılmış, yıkılmıştır.O feto de oito meses caiu no chão, onde foi pisoteado e esmagado.
1204'te Latin Haçlılar tarafından Konstantinopolis'in yağmalaması ekonomik bir felaketti.O saque de Constantinopla pelos cruzados latinos em 1204 representou uma catástrofe económica.
Doğu Trakya'nın içlerinde kale ve yerleşimleri yağmaladılar ve tüm bölgeyi harabeye çevirdiler.Os castelos e assentamentos no interior da Trácia Oriental foram saqueados e a região inteira, devastada.
Aynı anda diğer şehirlerde yağmalamalar baş gösterdi.Foi, então, preciso buscar matéria-prima em outros locais.
MÖ 1184 - Truva Savaşı: Truva'nın yağmalanıp yakılması.1184 a.C. — De acordo com os cálculos de Eratóstenes, a data que Troia foi saqueada e incendiada.
Bütün ülkeyi yağmalamasına rağmen başkenti ele geçiremedi.Tendo tomado o controlo da maior parte do país, embora não tenham conseguido capturar a capital.
Şehir talan edilmiş, hinterlandı yağmalanmış ve herhangi bir gemi kaybedilmeden geri dönülmüştü.A cidade foi saqueada e os seus arredores devastados, sem que se perdesse um só navio.
410 yılında I. Alarik önderliğindeki Vizigotlar Roma şehrini yağmaladılar.Assim em 410, os visigodos saquearam a própria cidade de Roma.
18. yüzyılın başında Polonya İsveç'in işgaline uğradı, kentleri yağmalandı ve nüfusunun dörtte birini yitirdi.A partir do início do século IV a cidade foi perdendo população e ocorreram alguns saques.
Hırsızlık ve yağmacılık yapar.Fazia negócios e roubos.
Yağmur yağmaya başladı.Começou a chover.
Yağmaya devam ediyor.Continua chovendo.
Roma'nın Yağmalanması 24 Ağustos 410 tarihinde gerçekleşmiştir.De Plundering van Rome vond plaats op 24 augustus 410.
410 yılında gerçekleşen bu yağmalanma, Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşünün önemli bir dönüm noktasıdır.De plundering van 410 wordt gezien als een belangrijke mijlpaal in de val van het West-Romeinse Rijk.
Adrianopolis 923'te tekrar yağmalandı ve Bulgar ordusu 924'te Konstantinopolis'e yürüdü.Adrianopel ging in 923 wederom verloren en in 924 belegerde het Bulgaarse leger zelfs Constantinopel.
Bir anda yağmur yağmaya başlar.Plots begint het te regenen.
Teotihuacan yağmalanır ve yakılır.Carcassonne wordt geplunderd en platgebrand.
8 aylık bir kuşatmadan sonra şehri ele geçirdi ve yağmaladı.Na acht maanden gaf de stad zich over en werd vervolgens met de grond gelijk gemaakt.
Roma'nın YağmalanmasıDe hel van Rio
Ya hazineye devrediler, ya da bazı hallerde yağmalanırdı.Ze nestelen in boomholen of andere natuurlijke holen of in nestkastjes.
O kadar çok yağmalanmıştı ki köy ganimeti taşımak için 60 katır gerekmişti.Het was zo zwaar dat er vierentwintig olifanten moesten worden ingezet om het te kunnen verslepen.
Bazen de yağmurların yağmaması ekinleri olumsuz etkiliyor.Door aanhoudende regens mislukt de oogst.
Konaklar tarafından yağmalandıktan sonra tekrar kurulan yuvaların da %85'inin tekrar yok edildiği görülmüştür.Hierdoor werd weer 85 procent van de alvar begraasd.
Moğollar Sivas’a girdi ve şehri üç gün süreyle yağma ettirdi.Aangezien de bewoners van Keulen hem vergaten, kwam er droogte over de stad die drie jaar duurde.
Şehrin yağma edilişi bittikten sonra ise her taraftan verilen ateşle yakılmıştır.In (omtrent) dat jaar werd de stad ingenomen door de Hettieten en ging zij in vlammen op.
Doğrulanmamış raporlara göre ölenlerin bedenlerinin üstündeki banka ve kredi kartları yağmalanmış.Banken blokkeerden uit voorzorg bankpassen en creditcards van de slachtoffers.
Roma'yı yağmalayan ilk Cermen asıllı komutandır.Hij was de eerste Germaanse leider die Rome innam.
Ayrıca kiliseler, kaleler, kütüphaneler ve arşivler yağmalanıp, yerle bir edildiler.Kastelen, adellijke woningen, bibliotheken, archieven en schatkamers waren geconfisqueerd en leeggeroofd.
Bu durum kar yağmasına neden olur.Kijk eens, hoe ’t sneeuwt!