Yağmur yağmasına rağmen futbol oynadık.Jugamos al fútbol a pesar de estar lloviendo.
Kısa süre sonra yağmur yağmaya başladı.Empezó a llover poco después.
Yağmur yağmadığında Tom hep okula yürüyerek gider.Si no llueve, Tom va siempre a pie a la escuela.
Akşam yağmur yağmaya başladı.Empezó a llover por la tarde.
Gordian'ın 244 yılında yağmacı askerlerce öldürülmesi üzerine, Philippus yeni imparator oldu.Cuando Gordiano fue asesinado por soldados amotinados en 244, Filipo se convirtió en el nuevo emperador.
Ruslar esirleri keserek evleri ve manastırları yağmaladılar.Los Rus saquearon las viviendas y los monasterios, asesinando a los prisioneros.
Roma hakimiyetine giren şehir yağmalanmış ve şehirdeki 25 bin kişi köle olarak satılmak üzere esir edilmiştir.Los romanos la ocuparon y 25.000 ciudadanos se convirtieron en esclavos.
Asi ordu Västerås'a ilerledi ve orayı fethedip yağmaladı.En esta ocasión Norte atrapó al Oeste haciéndola estallar.
410: Roma, Vizigotlar tarafından yağmalanmıştır.455: Roma es saqueada por los vándalos de Genserico.
Bir anda yağmur yağmaya başlar.De pronto empieza a llover fuertemente.
Araştırmacılar Vilcabamba'ya ulaştıklarında şehir çoktan yağmalanmıştı.Cuando los investigadores llegaron a Corihuayrachina, la ciudad ya había sido saqueada.
Yoluna devam etmek durumunda olan kafile haydutlar tarafından yağmalanmış bir köye rastlar.Al llegar a Donau, se encuentran con una ciudad dominada por bandidos.
Kenti istila ettiler ama yağmalamadılar.Tomó la ciudad, pero no pudo mantenerla.
Genseric ve beraberindeki Vandallar birkaç gün sonra Roma'yı ele geçirdiler ve iki hafta boyunca yağmaladılar.Los vándalos entraron en Roma, y saquearon durante dos semanas.
Ortaya çıkarılan tüm mezarlar yağmalanmıştır.Aquellas sepulturas aparecen perfectamente organizadas.
İzleyen yıllarda Mamertinler, Sicilya adasına yayılan yağma ve talanlara giriştiler.Desde la antigüedad, los hombres visitaron y habitaron las islas Cíes.
Ancak 367'nin sonlarından aniden Ren'i geçip Moguntiacum (Mainz)'a saldırdılar ve şehri yağmaladılar.Al final de 367 cruzaron por sorpresa el Rin, atacando y saqueando Mogontiacum (Maguncia).
İsyancılar, İmranlı ve çevre köyleri yağmalamışlardı.Sometieron y despojaron a los campesinos y a los hombres de los pueblos.
İlk kar 6 Ekim gecesi yağmaya başladı.El 6 de junio comienza a caer nieve en toda la comuna.
Renaud'un kuvvetleri, Kıbrıs'a saldırdı, ada tahrip edilip, Hıristiyan yerlileri yağmalandı.Las fuerzas de Reinaldo devastaron la isla, saqueando y violando.
Buna rağmen ertesi yıl Afganlar hâlâ İran topraklarına yağma hareketlerini sürdürüyorlardı.Al año siguiente los reactores también se incorporaron a las rutas africanas.
Bu durumdan yararlanan Vikingler yağmalarını devam ettiriyorlardı.Bajo tales condiciones sus orquídeas prosperaron.
Kale kuşatmasında düşmandan kaynak yağmalanır.En la parte posterior del Castillo surge la fuente de il Formiello.
Kar daha çok Aralık sonu, Ocak ve Şubat aylarında yağmaktadır.La cantidad de nieve que cayó a finales de enero y el mes de febrero fue enorme.
Katalan Bölüğü iki yıl boyunca Trakya ve Makedonya topraklarını yağmalar.Por más de dos horas las aguas inundaron las calles y casas.
Bu dekorların tümü ya kaldırıldı ya da yağmalandı.No todas estas válvulas han sido removidas o reemplazadas.
Ayrıca kiliseler, kaleler, kütüphaneler ve arşivler yağmalanıp, yerle bir edildiler.Además, aulas, bibliotecas y laboratorios fueron destruidos.
Olaylar sırasında yoğun yağma olayları yaşanmış, spor ve müzik etkinlikleri ertelenmiş veya iptal edilmiştir.Debido a la guerra, todos los eventos deportivos y sociales son cancelados.
Şehirler, Troya savaşına giden Akhalar tarafından yağmalanır.Los tracios aparecen participando en la guerra de Troya.
Yağmur yağmaya başladı fakat biz yürümeye devam ettik.Cominciò a piovere, ma continuammo a camminare.
Aniden yağmur yağmaya başladı.Improvvisamente iniziò a piovere.
Gökyüzü kara görünüyor,yağmur yağıp yağmayacağını merak ediyorum.Il cielo è nero, mi chiedo se pioverà o meno.
Bu şehir, yağmur yağmazsa yakında şiddetli bir su sıkıntısı yaşayacaktır.Se non pioverà presto, questa città andrà incontro a una grave siccità.
Yağmaya devam ediyor.Continua a piovere.
Daha da kötüsü, kar yağmaya başladı.Per rendere le cose peggiori, iniziò a nevicare.
Tam dışarı çıktığımda, yağmur yağmaya başladı.Non appena sono uscito, ha iniziato a piovere.
Üç gündür yağmur yağmaya devam ediyor.Sono tre giorni che continua a piovere.
Şimdi çok geç oldu. Üstelik, yağmur yağmaya başlıyor.Si è fatto molto tardi. In più sta iniziando a piovere.
Sen bana bugün yağmur yağmayacağını söyledin, bu yüzden bir şemsiye getirmedim.Mi hai detto che oggi non sarebbe piovuto, per questo non ho portato l'ombrello.
455 - Vandallar Roma'ya girdiler ve iki hafta boyunca şehri yağmaladılar.455 – I Vandali entrano a Roma e saccheggiano la città per due settimane.
Bulgarlar bölgeyi yağmaladı ve pek çok esir alarak kuzeyde döndüler.I Bulgari saccheggiarono la regione e si ritirarono verso nord portando con se molti prigionieri.
Adrianopolis 923'te tekrar yağmalandı ve Bulgar ordusu 924'te Konstantinopolis'e yürüdü.Adrianopoli fu saccheggiata di nuovo nel 923 e un esercito bulgaro assediò Costantinopoli nel 924.
Yağmalama ve haraçtan sonra şehir halkı evlerine dönebildi.Il rumore ed i pianti che giunsero dalla città furono grandi".
Dördüncü Haçlı seferi sırasında, Saray, Montferratlı Boniface'in askerleri tarafından yağmalanmıştır.Durante la Quarta Crociata il palazzo fu saccheggiato dai soldati di Bonifacio del Monferrato.
Sonra Arzanene'i işgal edip, yağmaladı ve Chlomaron kalesini kuşattı.In seguito invase e saccheggiò l'Arzanene e assediò la fortezza di Chlomaron.
Ancak Rıfkı bu kişilere yağmurun bugün yağmayacağını söyler.Notevoli anche I Think It's Going to Rain Today e Living Without You.
Cinayeti kabul etmedi, fakat birkaç hırsızlık ve mezar yağmacılığından sorumlu olduğunu itiraf etti.Quando fu arrestato negò gli omicidi ma ammise alcuni reati di furto e di violazione di tombe.
Yağmalama sırasında ordu düşmanın sivil nüfusunu yok eder.Durante il saccheggio l'esercito attacca la popolazione civile dell'avversario.
Kent, yerle bir edildi, tapınaklar ve kutsal mekanlar yağmalandı ve yakıldı.La città fu rasa al suolo e furono saccheggiati e bruciati i templi e i santuari.
Roma'nın Yağmalanması 24 Ağustos 410 tarihinde gerçekleşmiştir.Da qui mosse alla volta di Roma che conquistò con il sacco del 24 agosto 410.
Kadınlar ve çocuklar kilisede kilitli bırakıldı ve köy yağmalandı.Tutte le donne e i bambini vennero rinchiusi nella chiesa, mentre il villaggio veniva saccheggiato.
Şehri yağma edildi.La città è stata devastata?
Björn ve kardeşleri bundan sonra İngiltere, Galler, Fransa ve İtalya'ya yağma seferleri düzenler.In seguito, Björn e i fratelli portarono il saccheggio in Inghilterra, Galles, Francia e Italia, fino a Luni.
Kenti istila ettiler ama yağmalamadılar.Dovete prendervi anche quelli del Nord, ma senza la forza.
Hırsızlık ve yağmacılık yapar.Scasso e furto.
İlk kar 6 Ekim gecesi yağmaya başladı.La sera del 4 novembre iniziò di nuovo a nevicare.
Bu, şehrin zapt edildiği zaman, âdet olduğu üzere yağmaya uğraması demekti.Per questo motivo, quando nevica, si dice che sia passato di lì.
Tarladaki mahsul için yağmur yağması gereklidir ve yağmur duasına çıkılır.Mi manca la finestra, che quando piove entra dentro l'acqua.
Üçü, yağmalanan Troia'dan kaçmaktadırlar.Compiuta l'impresa, i quattro fuggono da Detroit.
Bu durum kar yağmasına neden olur.Intanto che vi scrivo qui nevica.