Eğer yarın yağmur yağmasa iyi olur.It'd be good if it wouldn't rain tomorrow.
Yağmur mu yağıyor?It's raining?
Neredeyse bir hafta boyunca yağmur yağıyor.It's been raining for almost a week.
Orada kar yağıyor mu? Bak, zaten orada yerde görünmeye başlıyor!Is it snowing out there? Look, it's already starting to appear on the ground there!
Orada kar mı yağıyor? Bak, zaten orada toprağın üstünde belirmeye başlıyor!Is it snowing out there? Look, it's already starting to appear on the ground there!
O, şemsiyesini açmadan yağmurda yürümeye devam etti.He continued to walk in the rain without putting up his umbrella.
Bir alçak basınç alanı rüzgar ve yağmur alternatifi ile İskandinavya'nın tümünü kapsar.A low pressure area covers all of Scandinavia with alternating wind and rain.
Yarın yağmur yağarsa tur iptal edilecek.If it rains tomorrow, the tour will be cancelled.
Yarın yağmur yağarsa gelmeyeceğim.I won't come if it rains tomorrow.
Yağışlı sezon aşağı yukarı Haziran ayı sonunda başlar.The rainy season starts more or less at the end of June.
Sen yağ ve su karışımı yapamazsınız.You can't make a mixture of oil and water.
Yağmur yağabilir gibi görünüyor. Şemsiyeni unutma.It looks like it might rain. Don't forget your umbrella.
Yine kar yağıyor.It's snowing again.
Yağmur birkaç gün durmadı.It has not stopped raining for several days.
Kayboldum ve daha da kötüsü, sonra yağmur yağmaya başladı.I got lost, and to make it even worse, it then began to rain.
Hava tahminine göre, yarın kar yağması gerekiyor.According to the weather forecast, it's supposed to snow tomorrow.
Buralarda çok yağmur yağmaz.It doesn't rain very much around here.
Biz buralarda çok yağmur almayız.We don't get much rain around here.
Biz bu civarda çok yağmur almayız.We don't get a lot of rain around here.
Yağmur ne zaman duracak?When will it stop raining?
Umarım yağmur yağmaz.We hope it doesn't rain.
Yağmur beni geciktirdi.The rain made me late.
Yağmur duruncaya kadar burada bekleyelim.Let's wait here until the rain stops.
Hava yağışlı.It is wet.
Ben onlara yağ çekmem.I don't scratch their backs.
Ben bir şemsiye olmadan yağmurda eve yürüdüm.I walked home in the rain without an umbrella.
Son birkaç gündür çok yağışlıydı.The last few days have been very rainy.
Dağın bu tarafında, çok yağmur yağmaz.On this side of the mountain, it doesn't rain much.
Yağmur yağdığında şemsiyeler çok faydalıdır.Umbrellas are very useful when it's raining.
Yağmur yağdığında şamsiyeler faydalıdır.Umbrellas are useful when it's raining.
Yağmur yağarken ıslanmak istemiyorsan sana bir şemsiye gerekir.You need an umbrella when it's raining if you don't want to get wet.
Ben yakında yağmur yağmaya başlayacağını düşünüyorum.I think that it'll start raining soon.
Umarım, bu akşam yağmur yağmaz.Hopefully, it won't rain this evening.
Umarım, yarın yağmur yağacak.Hopefully, it'll rain tomorrow.
Yağ, su üzerinde yüzer.Oil floats on water.
Yağma, tecavüz ve talan, savaş sırasında yaygındır.Looting, raping, and plundering are common during wartime.
Donan yağmur oldukça nadir bir meteorolojik olaydır.Freezing rain is a rather rare meteorological phenomenon.
Bu gece yağış olabilir.It might rain tonight.
Yarın yağmur yağacağa benziyor.It looks like it's going to rain tomorrow.
Ölüm göklerden yağdı.Death rained from the skies.
Evimde olduğum zaman yağmuru severim.I like the rain when I am in my house.
O yağmurdan hoşlanır.She likes the rain.
O, yağmurdan hoşlanır.She likes the rain.
O yağmuru sever.He likes the rain.
Bugün tüm gün şiddetli yağmur yağdı.It rained hard all day today.
Yağmur çizmelerimi giymeyi ve sokaktaki su birikintilerinde tepinmeyiı severim.I like to put on my rain boots and stomp in the puddles in the street.
Kakao ağaçları, yağmur ormanlarında yetişirler.Cacao trees thrive in rainforests.
Ben emirler yağdırılmasından hoşlanmam.I don't like being ordered around.
Brezilya'yı ziyaret ettiğimizde bir tropikal yağmur ormanını gezdik.We hiked through a tropical rain forest when we visited Brazil.
Keşke yağmurluğumu getirseydim.I wish I had brought my raincoat.
Palmiye yağı üretimi Endonezya'da ormansızlaşmanın önde gelen nedenidir.Palm oil production is the leading cause of deforestation in Indonesia.
Şiddetli bir yağmur yağmıştı.A heavy rain had fallen.
Yağmur yağacağını sanmıyorum ama her ihtimale karşı bir şemsiye alacağım.I don't think it will rain, but I'll take an umbrella just in case.
Dünyadaki türlerinin yarısı tropikal yağmur ormanlarında yaşıyor.Half of the world's species live in tropical rainforests.
Yarın yağmur yağacağına dair yüksek bir olasılık var.Tomorrow there's a high probability it will rain.
Hava tahminine göre yarın kar yağacak.According to the weather forecast, it'll snow tomorrow.
Bugün muhtemelen yağmur yağacak, bu yüzden şemsiyeni alsan iyi olur.It's likely to rain today, so you'd better take your umbrella.
Yağmur yağacağını sanmıyorum ama her ihtimale karşı yanıma bir şemsiye alacağım.I don't think it'll rain, but I'll take an umbrella with me, just in case.
Yağmur yağmaya başladığı zaman Tom çıkmak üzereydi.Tom was about to go out when it started to rain.
Tom ve Mary yağmurda dağa tırmandı.Tom and Mary climbed the mountain in the rain.