Şimdi birkaç saattir yağmur yağmadı.It hasn't rained now for several hours.
Yağmur dinmeye başlıyor.The rain is starting to let up.
Geçen hafta yağmur yağdı.It rained last week.
Yakında yağmur duracak.It'll stop raining soon.
Çok çeşitli bitkiler ve hayvanlar tropikal yağmur ormanlarında yaşıyor.A great variety of plants and animals live in the tropical rain forest.
Muhtemelen yarın kar yağacak.It'll probably snow tomorrow.
Çok geçmeden yağmur yağar.It won't be long before it rains.
Yakında kar yağışı duracak, sanırım.It'll stop snowing soon, I think.
Senin yağmurluğun mor.Your raincoat is purple.
Protestocular bir polis arabası tahrip etti ve çeşitli işletmeleri yağmaladı.Protestors destroyed a police car and looted several businesses.
Yağmura rağmen biz dışarı çıkmak için karar veriyoruz.Despite the rain, we're deciding to go out.
Daha fazla yağmur alacağız.We're going to have more rain.
Yarın yağmur yağmayacak.It will not rain tomorrow.
Muhtemelen yarın yağmur yağmayacak.It probably won't rain tomorrow.
Tom sadece yağ çekiyor.Tom is just blowing smoke up your ass.
Haziran ayında her gün durmadan yağmur yağar.In June, it rains day after day without stopping.
Son günlerde çok yağmur yağdı.We've had a lot of rain recently.
Yarın yağmur bekleniyor.It's supposed to rain tomorrow.
Bugün yağmur beklenmiyor.It's not supposed to rain today.
Yağmur yağınca çatı sızdırıyor.The roof leaks when it rains.
Yağmur zeminin parlamasına imkan verir.Rain allows the ground to shine.
Bu yağmurun biteceğini düşünmüyorum.I don't think this rain will let up.
Bu yağmurun dineceğini düşünmüyorum.I don't think this rain will let up.
Bu yağmurun duracağını sanmam.I don't think this rain will let up.
Dün gece yağmur yağdı.It rained last night.
Bu yağmurun yakında duracağını sanmıyorum.I don't think this rain will let up anytime soon.
Yağmur yağacağını sanmıyorum ama yağma ihtimaline karşın bir şemsiye alacağım.I don't think it'll rain, but I'll take an umbrella just in case it does.
Yağmur yağmaya başlamadan önce bu kamyonu boşalttırmamız gerekiyor.We need to get this truck unloaded before it starts raining.
Şimdi ilk yağmur damlası düşüyor.Now the first raindrops are already falling.
Umarım bütün gece kar yağar.I hope it snows all night.
Yağmur yağdığı zaman üzülürüm.I get sad when it rains.
Bir yağmur fırtınasında yakalandım.I got caught in a rainstorm.
Bir yağmur fırtınasında yakalandık.We got caught in a rainstorm.
Yağmur yağmaya başladığında, Mary'nin saç boyası alnına aktı.When it started raining, Mary's hair dye ran down her forehead.
Şiddetli yağmur yüzünden durmak zorunda kaldık.We had to stop because of the heavy rain.
Noel günü Boston'da ilk kez kar yağmadı.This isn't the first time it's snowed in Boston on Christmas Day.
Yağmur yağmıyorsa Tom her zaman okula yürür.Tom always walks to school when it isn't raining.
Burada Boston'da hava yağmurlu ve berbat.It's rainy and icky here in Boston.
Çok yağma görmedik.We haven't seen a lot of looting.
Tom, Mary'ye övgüler yağdırdı.Tom showered Mary with compliments.
Son zamanlarda başkentte şiddetle yağmur yağıyor.Lately it has been raining heavily in the capital.
Tom yağmur tarafından sırılsıklam edildi.Tom was drenched by the rain.
Kar yağmaya devam etti.The snow continued to fall.
Yağmura her yerde ihtiyaç duyulur.Rain is needed everywhere.
Yağmur her yerde gereklidir.Rain is needed everywhere.
Yağmur yağarsa ne olur?What happens if it rains?
Yağmur için dua ediyordum.I was praying for rain.
Yağmura ihtiyacımız vardı.We needed the rain.
Meteoroloji uzmanı öğleden sonra yağmur yağacağını söylüyor.The weatherman says that it'll rain in the afternoon.
Buradaki yağlı biftekleri seviyorum.I like the fatty steaks here.
Yiyecek, protein, karbonhidrat ve yağlardan oluşur.Food is comprised of protein, carbohydrates, and fats.
Yağmur yağdığında sokak köşesinde otobüse ya da arabaya binerim.I take the bus on the street corner or the car when it rains.
Fırtına sırasında, güç gitti ve yağmur çiftlik evinin pencerelerini vurdu.During the storm, the power went out and the rain battered the windows of the farmhouse.
Tom yağı çok fazla sever.Tom likes butter too much.
Kar yağıyor, ama yol temizdir.It's been snowing, but the road is clear.
Kar yağıyor ama yol açık.It's been snowing, but the road is clear.
Üç gündür kar yağıyor.It's been snowing for three straight days.
Tom yağmuru yüzünde hissetti.Tom felt the rain on his face.
Ben gerçekten yağmurda eve yürümek istemiyorum.I don't really want to walk home in the rain.
Düğün günümde yağmur yağmayacak.It won't rain on my wedding day.